Arşivler, genellikle geçmişin eksiksiz ve tarafsız birer vesikası, toplumsal belleğin zamana karşı direnen sarsılmaz kaleleri olarak kabul edilir. Oysa arşivleme edimi, doğası gereği geçmişin tüm izlerini kendi doğal akışında barındıran edilgen bir depolama faaliyeti olmaktan son derece uzaktır. Aksine arşiv, neyin kaydedilmeye ve korunmaya değer olduğunu seçen, neyin ise tasnif dışı bırakılarak tarihin karanlığına gömüleceğini belirleyen aktif bir ayıklama ve iktidar mekanizmasıdır. Bir belgenin arşive dâhil edilmesi, onun tarihselliğini meşrulaştırıp koruma altına alırken, bu seçimin dışında bırakılan sayısız anlatı ve insan deneyimini kaçınılmaz olarak görünmez kılar. Bu yönüyle arşivler, geçmişi aslına uygun şekilde muhafaza etmekten ziyade, şimdinin politik ve kültürel değer yargıları doğrultusunda onu yeniden inşa eder. Dolayısıyla arşivin temel işlevi, sanıldığının aksine geçmişi bütünüyle canlı tutmak değil; geçmişin hangi parçalarının geleceğe aktarılacağını ve hangilerinin unutturulacağını denetlemektir. Toplumların tarihsel bilinci de geçmişin tarafsız kaydından değil, arşivlerin belirlediği bu seçici bellek sınırlarından beslenir.
Bu parçada arşivlerle ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- ATarihsel belgelerin arşivlenmesi sürecinde yapılan ayıklama ve dışlama faaliyetlerinin, geçmişte yaşanmış pek çok insani tecrübeyi görünmez kıldığı
- Geçmişin tarafsız bir dökümünü sunmaktan ziyade, belirli güç ilişkileri çerçevesinde nelerin bellekte yer edineceğini ve nelerin unutturulacağını belirleyen yönlendirici birer mekanizma olduklarıAnswer
- CToplumların geçmişi algılama biçimlerinin ve tarihsel bilinçlerinin, arşivlerin sunduğu seçici bellek sınırları doğrultusunda inşa edildiği
- DArşivlerin tamamen taraflı ve politik amaçlarla kurulmasından dolayı, tarihyazımının bilimsel ve nesnel bir nitelik taşımasının imkânsız olduğu
- EGelecek kuşakların geçmişi doğru anlamlandırabilmesinin, arşivlerdeki resmi belgeler yerine kişisel anlatılara ve gayriresmi kaynaklara yönelmesine bağlı olduğu