Bilimsel gelişmeyi, üst üste konularak yükselen tuğlalardan oluşan bir duvar gibi düşünmek yaygın fakat yanıltıcı bir yaklaşımdır. Gerçekte bilim, mutlak doğruların pürüzsüz bir şekilde birikmesiyle değil; yanlışl��ğı kanıtlanan eski kuramların yerini daha kapsamlı açıklamaların almasıyla ilerler. Her bilimsel paradigma, kendi döneminin sorularına yanıt ararken kaçınılmaz olarak bazı kör noktalar barındırır. Yeni bir keşif, eski kuramı tamamen değersiz kılmaz; aksine onun sınırlarını çizerek doğayı daha derin bir düzeyde anlamamızı sağlar. Örneğin Einstein’ın görelilik kuramı, Newton mekaniğini yok etmemiş, onun sadece belirli hız ve kütle sınırları dahilinde geçerli bir yaklaşım olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla bilimi güvenilir kılan şey, onun değişmez doğrulardan oluşmas�� değil; kendi hatalarını sistemli bir şekilde ayıklayabilme ve kendini sürekli revize edebilme yeteneğidir. Bu dinamik yapı, bilimin dogmalardan sıyrılarak insan zihninin sınırlarını durmaksızın genişletmesine olanak tanır.
Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- ABilimsel paradigmalar, ortaya çıktıkları dönemin ihtiyaçlarına ve sorularına cevap ürettikleri ölçüde değer kazanırlar.
- Bilimin gücü ve güvenirliği, mutlak gerçekler sunmasından ziyade hatalarını düzelterek kendini yenileyebilme gücünden kaynaklanır.Answer
- CBilimsel alanda mutlak doğruya ulaşmak imkansız olduğundan, her kuram eninde sonunda geçerliliğini yitirmeye mahkumdur.
- DHer yeni bilimsel kuram, kendinden önceki kuramların sınırlarını belirleyerek onların geçerlilik alanını daraltır.
- Eİnsan zihni dogma üretmeye yatkın olduğundan, bilim ancak rasyonel düşünceyi merkeze alarak gelişebilir.