Modern dünya, durmaksızın üreten ve tüketen hızlı yapısıyla gürültüyü canlılığın bir kanıtı, sessizliği ise bir eylemsizlik ya da gerileme hali olarak görür. İletişim kanallarının ve bilgi akışının hiç durmadığı bu çağda, insan zihni her an dışarıdan gelen uyarıcıların işgali altındadır. Oysa özgün bir fikir geliştirmek ya da derinlikli bir düşünceye ulaşmak, bu sürekli dış uyarıcı akışının durdurulmasını gerektirir. Sessizlik, sanıldığı gibi zihnin bomboş kaldığı bir durağanlık aşaması değil; aksine dışarıdan gelen bilgilerin ayıklandığı, içselleştirildiği ve yeni sentezlere dönüştürüldüğü son derece ��retken bir süreçtir. Bireyin kendi zihniyle baş başa kalıp dış dünyayı paranteze alması, entelektüel derinleşmenin ilk ve en önemli adımıdır. Gürültülü bir dünyada sessizliğe yer açamayan birey, sadece hazır bilgilerin tüketicisi olmaktan kurtulamaz. Dolayısıyla gerçek yaratıcılık ve zihinsel özgürleşme, dışarıdaki karmaşadan uzaklaşıp içsel sessizliği inşa etmekle mümkündür.
Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- AModern yaşam biçimi, sessizliği bir durağanlık ve gelişim eksikliği olarak değerlendirmektedir.
- Bİletişim kanallarının ve bilgi akışının yoğunluğu, insan zihnini dışarıdan gelen uyarıcıların sürekli işgali altında bırakmaktadır.
- Özgün ve derinlemesine düşünme eylemi, ancak dış dünyanın uyaranlarından uzaklaşıp sessiz bir zihinsel alan oluşturulmasıyla gerçekleşebilir.Answer
- DTeknolojik gelişmelerin getirdiği gürültü ve bilgi kirliliği, insan zihninin üretme yeteneğini tamamen ortadan kaldırmıştır.
- ESessizliğin değerini bilmeyen toplumlar, bilim ve sanat alanında kalıcı eserler üretemezler.