Zamanın ruhu, modern insanın avuçlarından kayıp giden bir kum tanesi gibidir; ne kadar sıkı tutmaya çalışırsanız o kadar hızlı akar. Oysa antik dönem bilgeleri için zaman, düz çizgisel bir yarış parkuru değil, mevsimlerin döngüselliğinde kendini bulan dingin bir nehir yatağıydı. Bugünün insanı ise kronometrelerin kıskacında, geleceği inşa etme telaşıyla şimdiyi feda ediyor. Bir müze salonunun loşluğunda, mermer bir heykelin gölgesinde durup saniyeleri unutan o nadir anlar olmasa, hayatı sadece bir takvim yaprağı tüketme eylemi sanacağız. O heykelin kıvrımlarındaki yorgun ışık oyunu, bize zamanın aslında durabildiğini fısıldar. Ancak modern iktisat düzeni bize sürekli devinim halinde olmayı, durmanın bir gerileme olduğunu dayatır. Şimdi kendimize sormalıyız: Koştuğumuz bu yolun sonunda bizi bekleyen bir menzil var mı, yoksa sadece koşuyor olmak için mi nefes tüketiyoruz?
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- AFarklı dönemlerin zaman algıları arasındaki tezatlık, karşılaştırma yoluyla belirginleştirilmiştir.
- BOkuyucuyu yerleşik yaşam algısını sorgulamaya yönlendirmek için tartışmacı anlatıma başvurulmuştur.
- CSoyut bir kavramın niteliğini görünür kılmak için somut ögeler üzerinden benzetme yapılmıştır.
- Savunulan düşünceyi temellendirmek amacıyla doğrudan alıntıya dayalı tanık göstermeden yararlanılmıştır.Answer
- EGözleme dayalı ayrıntılar kişileştirilerek betimleyici bir anlatım sergilenmiştir.