Edebiyatın, toplumsal meseleleri doğrudan yansıtma aracı olduğunu savunan faydacı yaklaşım, sanatın özerk yapısını ve estetik boyutunu çoğunlukla göz ardı eder. Bu anlayışa göre yazar, adeta bir toplum bilimci gibi çalışmalı ve gözlemlerini hiçbir kişisel filtre kullanmadan aktarmalıdır. Oysa sanat, d��ş dünyadaki gerçeğin bire bir kopyası ya da mekanik bir yansıması değil; sanatçının zihninde, düş gücüyle yeniden biçimlendirilmiş bambaşka bir hâlidir. Dolayısıyla bir romandan sosyolojik bir bildiri sunmasını beklemek, onun dilsel dokusunu, imgesel evrenini ve üslup değerini hafife almaktır. Estetik kaygı didaktik amacın önüne geçtiğinde ve dil özgürleştiğinde, yapıt ancak o zaman zamanın yıpratıcı etkisine karşı koyup kalıcılığı yakalayabilir.
Bu parçanın anlatımında, okuyucunun yerleşik kanılarını değiştirmek amacıyla açıklayıcı anlatım biçimi egemen kılınmış; yazarın kendi düşüncelerini kanıtlama çabası ise tanık gösterme yöntemiyle desteklenmiştir.
Answer: Answer