Bir coğrafyacı, temsil ettiği ülkeyle birebir aynı büyüklükte, her sokağı ve taşı barındıran bir harita çizseydi, bu harita pratik açıdan tamamen kullanışsız olurdu. Çünkü haritacılık, özü itibarıyla bir basitleştirme ve soyutlama eylemidir; gerçeğin içinden belirli ögelerin seçilerek geri kalanının elenmesini gerektirir. Bilimsel modeller ve kuramlar da tam olarak bu yönteme dayanır. Evrenin karmaşıklığını hiçbir ayrıntıyı atlamadan açıklamaya çalışan bir kuram, kuram olmaktan ziyade gerçeğin işlevsiz bir kopyası olmaktan öteye gidemez. Bilimsel ilerleme, do��ayı her yönüyle kucaklama çabasıyla değil, insan zihninin kavrayabileceği sınırlar dâhilinde belirli değişkenleri ayıklama becerisiyle mümkündür. Bir modelin geçerliliği, gerçeği ne kadar eksiksiz yansıttığıyla değil, hangi ayrıntıları ne ölçüde dışarıda bırakarak bize anlaşılır ve öngörülebilir şablonlar sunduğuyla ölçülür. Başka bir deyişle, bilimin gücü her şeyi doğrudan sunmasında değil, gereksiz olanı dışarıda bırakabilmesindedir.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- AHaritacılık, gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine pratik amaçlar doğrultusunda basitleştirilmiş şablonlar üretme sürecidir.
- Bilimsel kuramlar, doğadaki tüm ayrıntıları kopyalamak yerine belli değişkenleri seçip soyutlayarak gerçekliği kavranabilir hale getirir.Answer
- CDoğayı her yönüyle açıklamaya çalışan kuramlar, gerçeğin işlevsiz bir taklidi olmaktan öteye geçemez.
- Dİnsan zihninin kavrayış sınırları, doğadaki tüm fiziksel gerçekliğin tek bir teoriyle a��ıklanmasını imkânsız kılar.
- EBilimsel araştırmalar, doğanın karmaşıklığını çözmekten ziyade insanın günlük yaşamdaki pratik ihtiyaçlarına çözümler üretmelidir.