Arşivler, geçmişin tarafsız birer deposu olmaktan ziyade, belirli bir dönemin iktidar mekanizmaları ve toplumsal öncelikleri tarafından şekillendirilmiş seçici mekânlardır. Tarihsel vesikaların tasnif edilmesi, muhafazası veya elenmesi süreçleri; neyin hatırlanmaya değer bulunduğunu, neyin ise kurumsal bir sessizliğe (arşivsel boşluğa) mahkûm edileceğini belirler. Dolayısıyla bir arşivde bulunmayan, kaydedilmemiş ya da bilinçli olarak dışarıda bırakılmış unsurlar da en az mevcut belgeler kadar tarihin inşasında etkindir. Arşivsel sessizlik, sadece bir eksiklik değil; gücün, resmi anlatının dışındaki sesleri sessizleştirme biçimidir. Tarihçi, yalnızca mevcut belgelerin satır aralarını okumakla yetinmemeli, aynı zamanda arşivdeki bu sessizliklerin ve boşlukların neyi gizlediğini de sorgulamalıdır.
Bu parçada arşivler hakkında aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmaktadır?
- AResmi tarih tezlerinin halkın ortak belleğini yok etmek amacıyla arşivsel verileri kasıtlı olarak yok ettiği
- Arşivlerin tarafsız bilgi depoları olmadığı, aksine güç ilişkileri ve resmi anlatılar doğrultusunda şekillenen dışlayıcı yapılarıAnswer
- CTarihçilerin geçmişi doğru aydınlatabilmek adına mevcut belgelerin satır aralarındaki örtük anlamları çözmesi gerektiği
- DGeçmiş dönemlerdeki toplumsal eşitsizliklerin ve hak ihlallerinin ancak arşiv belgelerinin incelenmesiyle gün yüzüne çıkarılabileceği
- ETarihsel vesikaların tasnif, muhafaza ve elenme aşamalarında karşılaşılan yöntemsel ve kurumsal zorluklar