Bilim tarihi, genellikle büyük dehaların birbiri ardına sıralanan mutlak başarılarıyla örülü bir zafer yolu olarak sunulur. Oysa bilimsel ilerlemenin gerçek seyri, bu doğrusal anlatının ötesinde, yan��lmaların ve çıkmaz sokakların oluşturduğu karmaşık bir labirenti andırır. Bir teorinin çöküşü veya bir deneyin hedeflenen sonucu vermemesi, araştırma sürecinde bir zaman kaybı ya da başarısızlık değil; aksine, doğruya giden yolda elenmesi gereken bir seçeneğin kesinleşmesini sağlar. Hatalar, bilim insanına doğanın hangi sorulara 'hayır' cevabı verdiğini gösteren kıymetli pusulalardır. Nitekim bilimsel düşünceyi dogmadan ayıran en temel nitelik de kendi yanlışlarını ayıklayabilme ve bu yanlışlardan yeni hipotezler üretebilme esnekliğidir. Dolayısıyla bilim, ulaşılan kesin doğrulardan ziyade, yanılgıların sistemli bir biçimde sorgulanması ve aşılması süreciyle karakterize edilir. Başarıyı besleyen ve ona zemin hazırlayan şey, geçmişteki kuramsal ve deneysel başarısızlıkların ta kendisidir.
Bu parçadan hareketle, 'Bilimsel ilerleme, nihai ve mutlak doğrulara ulaşmaktan çok; karşılaşılan hataların ve başarısızlıkların sistematik bir biçimde ayıklan��p aşılmasıyla gerçekleşir.' yargısının parçanın ana düşüncesi olduğu söylenebilir mi?
Answer: Answer