Kentler yalnızca taş, beton ve demirden oluşan mimari yapılar değil; aynı zamanda sesler, ışıklar ve kokularla örülü duyusal hafıza mekânlarıdır. Ancak modern şehircilik anlayışı, kentsel dönüşüm süreçlerinde görsel estetiğe ve işlevselliğe odaklanırken kentin kendine has koku peyzajını çoğunlukla göz ardı etmektedir. Tarihî bir baharatçının önünden geçerken duyulan koku, eski bir ahşap konağın rutubet kokusu ya da bir mahallenin fırınından yayılan taze ekmek kokusu, o kentin kimliğini ve sakinlerinin aidiyet duygusunu inşa eden sessiz unsurlardır. Kentlerin homojenleşmesi ve bu özgün kokuların yok olması, bireylerin mekânla kurdukları bağın zayıflamasına ve duyusal bir bellek kaybına yol açmaktadır.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
- AKentsel dönüşüm süreçlerinde tarihî ve ahşap yapıların korunmasına yeterince bütçe ayrılmamasından
- BŞehir planlamasında estetik ve işlevsel yaklaşımların birbirine rakip olarak görülmesinden
- Modern kentleşme anlayışının duyusal boyutları dışlayarak kentlerin özgün kimliğini ve toplumsal belleğini zayıflatmasındanAnswer
- DGeleneksel mahalle fırınlarının ve baharatçılarının modern alışveriş merkezlerine yenik düşmesinden
- EŞehir sakinlerinin yaşam alanlarındaki koku ve ses gibi uyaranlara karşı zamanla duyarsızlaşmasından