Metin:
Fotoğraf makinesinin icadı, görsel sanatlar dünyasında başlangıçta büyük bir kriz ve geleneksel sanatın sonu olarak algılansa da aslında resim sanatının tarihsel gelişimindeki en özgürleştirici kırılma noktalarından biridir. O güne kadar resimden beklenen temel işlev, dış dünyayı, nesneleri ve insanı gerçeğe en yakın şekilde tuvale aktarmak, yani bir anlamda hayatı belgelemekti. Ancak fotoğrafın bu nesnel belgeleme görevini mekanik bir kusursuzlukla üstlenmesi, ressamları taklitçi birer tasvircilikten kurtarmıştır. Gerçeğin aynen kopyalanması zorunluluğunun ortadan kalkmasıyla sanatçılar; biçimi parçalamaya, renkleri özgürce kullanmaya ve kendi iç dünyalarını, öznel izlenimlerini tuvale yansıtmaya yönelmişlerdir. Böylece dış gerçekliğin taklidi yerini, sanatçının öznel yorumuna ve duygu dünyasına bırakmış; izlenimcilikten kübizme, oradan soyut sanata uzanan geniş bir arayış alanı doğmuştur. Kısacası fotoğraf, resmi ortadan kaldırmamış; aksine onun dış dünyaya bağımlılığını sonlandırarak kendi öz dilini konuşan özerk bir disipline dönüşmesini sağlamıştır.
Bu metne göre, fotoğrafın nesnel belgeleme işlevini üstlenmesi resim sanatını dış dünyayı taklit etme zorunluluğundan kurtarmış ve onun özerk bir disiplin haline gelmesinin yolunu açmıştır.
Answer: Answer