Yazmak, her şeyden önce zihindeki gürültüyü susturup mutlak bir sessizliğe sığınma çabasıdır. Çoğu insan yazmayı, kelimelerin kâğıt üzerinde çıkardığı bir ses, bir çığlık olarak görür; oysa gerçek yazınsal yaratım, dış dünyanın uğultusunu dışarıda bırakabilen bir içe dönüş anında başlar. Tıpkı derin bir denize dalan yüzücünün, yüzeydeki dalgaların sesini duyamaz hâle gelmesi gibi, yazar da kalemi eline aldığında kendi derinliğindeki sessizliğe gömülür. Bu sessizlik, hiçbir şey söylememek değil, aksine söylenecek en anlamlı sözlerin mayalanma sürecidir. Nitekim gürültülü bir ortamda üretilen metinler, genellikle yüzeysel bir çırpınışın ötesine geçemezken, sessizliğin süzgecinden geçenler zamana meydan okur. Dolayısıyla yazmak, gürültülü bir dünyada sessizce konuşma sanatıdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Olaylar; kişi, yer ve zaman ögelerine bağlı kalınarak bir akış sırası içinde aktarılmıştır.Answer
- BSavunulan düşünceyi belirgin kılmak amacıyla benzetmeden yararlanılmıştır.
- CKarşıt durumlardan hareketle karşılaştırma yoluna gidilmiştir.
- DEle alınan kavramın ne olduğu açıklanarak tanımlamaya yer verilmiştir.
- EOkuyucunun yerleşik kanılarını sorgulamaya yönelik tartışmacı bir anlatım benimsenmiştir.