Mekanik saatin icadı, insanlığın zamanla kurduğu ilişkiyi kökten değiştirerek onu doğanın döngüsel ritminden koparmış ve çizgisel, ölçülebilir bir tahakküm altına sokmuştur. Tarım toplumlarında zaman; güneşin doğuşu, mevsimlerin değişimi veya ekinlerin büyümesi gibi somut ve yaşamsal döngülerle deneyimlenirken, saat kulelerinin şehir meydanlarını doldurmasıyla birlikte soyut ve parçalara ayrılmış bir birime dönüşmüştür. İnsan artık doğaya göre değil, kadran üzerindeki değişmez akışa göre yaşamaya, çalışmaya ve dinlenmeye başlamıştır. Bu yeni düzen, bireyin kendi biyolojik ritmine yabancılaşmasını beraberinde getirmekle kalmamış, aynı zamanda zamanı verimlilik odaklı bir 'kaynak' olarak görme yanılsamasını doğurmuştur. Modern insan için zaman, dinginlikle yaşanılan bir süreç olmaktan çıkıp sürekli yönetilmesi, tasarruf edilmesi ve hatta 'satın alınması' gereken iktisadi bir meta haline gelmiştir. Sonuç olarak zamanın mekanikleşmesi, insan yaşamını rasyonalize ederek verimli kılsa da onun varoluşsal derinliğini, içsel huzurunu ve doğayla olan organik bağını büyük ölçüde zedelemiştir.
Bu parçaya göre zamanın mekanik araçlarla ölçülmeye başlanması, insanı doğal ve biyolojik ritminden uzaklaştırarak zamanı ekonomik bir değer olarak algılamasına yol açmış ve insanın varoluşsal derinliğini zedelemiştir.
Answer: Answer