Yazma eylemi, çoğu zaman yazarın kendi iç dünyasında başlattığı bir kazı çalışmasıdır. Ancak bu kazı, yalnızca kişisel anıların veya bireysel duygu durumlarının gün yüzüne çıkarılmasıyla sınırlı kalmaz. Sanatçı, kendi ruhunun derinliklerine indikçe aslında insanlığın ortak hafızasına, kolektif bilincin tortularına ulaşır. Bireysel olandan yola çıkarak evrensel bir insan gerçeğine ulaşma çabası, edebiyatı sadece bir iç dökme aracı olmaktan kurtarıp toplumsal bir bellek nesnesine dönüştürür. Dolayısıyla nitelikli bir yapıt, yazarın kendi sınırlarını aşarak okurun zihninde yeni köprüler kurabildiği ölçüde kalıcılığı yakalar. Yazarın odasında fısıldadı��ı bir sırrın, çağları ve coğrafyaları aşarak tüm insanlığın ortak çığlığı hâline gelmesi bundandır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
- AEdebiyatın, toplumsal bellek oluşturma işlevinin bireysel iç dökmelerin önüne geçmesi
- BYazarın yapıtlarında kendi iç dünyasına ve anılarına yönelmesinin kalıcılığı engellemesi
- Bireysel olandan hareket eden yazınsal yaratımın evrensel bir nitelik kazanarak kalıcılaşmasıAnswer
- DNitelikli sanat eserlerinin okurun beklentileri doğrultusunda şekillenmesi gerektiği
- EYazma sürecinin yazarın iç dünyasındaki karmaşayı çözümlemesine katkı sunması