Aşağıdaki parçada tiyatro sanatının niteliği üzerinde durulmaktadır:
"Tiyatro, insanlık tarihinin en eski sanat dallarından biri olarak, dijital çağın getirdiği tüm teknolojik yeniliklere ve ekran bağımlılığına rağmen varlığını güçlü bir şekilde sürdürmektedir. Sinema veya televizyon gibi kitle iletişim araçları, izleyici ile eser arasına aşılmaz bir cam ekran koyarak mesafeli bir izleme deneyimi sunar. Oysa tiyatro sahnesi, oyuncu ile seyirciyi aynı fiziksel mekanda ve aynı zaman diliminde bir araya getirir. Oyuncunun sahnedeki nefesi, sesi ve teri doğrudan seyirciye ulaşırken seyircinin reaksiyonları, gülüşü ya da sessizliği de anında sahneye yansır. Bu karşılıklı etkileşim, tiyatroyu yalnızca seyredilen bir oyun olmaktan çıkarıp o an paylaşılan kolektif bir deneyime dönüştürür. Dijital medyanın insanları yalnızlaştırdığı günümüzde tiyatro, sunduğu bu canlı ve samimi iletişim sayesinde bireylere bir topluluğun parçası olduklarını hatırlatır ve empati duygusunu doğrudan besler. Dolayısıyla tiyatronun asıl gücü, diğer görsel sanatların aksine, insan unsuru ile kurduğu bu anlık ve canlı bağdan kaynaklanmaktadır."
Buna göre, "Tiyatronun gücü, diğer görsel sanatların aksine, oyuncu ile izleyici arasında kurduğu canlı ve anlık bağda yatmaktadır." ifadesinin bu parçanın ana düşüncesi olduğu iddiası doğru mudur?
Answer: Answer