Cümlelerin Yerini Değiştirme
34 soru
I. Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, yaz aylarında kırmızımsı bir renge bürünerek ziyaretçilerine görsel bir şölen sunar.
II. Bu renk değişiminin temel nedeni, göl suyundaki tuz oranının artmasıyla çoğalan ve göle adeta kırmızı bir örtü seren 'Dunaliella salina' adlı tek hücreli bir alg türüdür.
III. Söz konusu algler, aşırı tuzlu ve yoğun güneş ışığı alan bu zorlu ortamda hayatta kalabilmek için kırmızı renkli beta-karoten pigmenti salgılar.
IV. Bu göçmen kuşlar, gölde bol miktarda bulunan bu kırmızı alglerle beslenerek tüylerinin o meşhur pembe tonunu kazanırlar.
V. Sıcaklık artışıyla birlikte her yıl üremek için bölgeye gelen binlerce flamingo da bu dönemde Tuz Gölü'nü mesken tutar.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?
I. Fotoğraf sanatında en belirleyici unsurlardan biri olan ışık, görüntünün hem derinliğini hem de duygusal atmosferini inşa eder.
II. Bu sanatta doğal ışık kullanılırken genellikle gün doğumu ve gün batımı saatleri tercih edilir.
III. Yapay ışık kaynakları ise stüdyo ortamında kontrolü tamamen fotoğrafçıya bırakarak farklı kompozisyonlar üretilmesini sağlar.
IV. Çünkü bu saatlerde güneş ışınları yeryüzüne eğik açıyla ulaştığından nesnelerin üzerinde yumuşak gölgeler oluşturur.
V. Bahsedilen bu iki farklı ışık türü, sanatçının yaratıcı ifadesini sergilemesi için kendine özgü olanaklar sunar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
I. Atmosferdeki bu optik olay, genellikle yağmurun hemen ardından güneşin açmasıyla gözlenir.
II. Güneş ışınları havada asılı kalan yağmur damlalarına çarptığında kırılma ve yansımaya uğrar.
III. Son aşamada ise gökyüzünde yay şeklinde yedi renkli muazzam bir gökkuşağı belirir.
IV. Renklerine ayrılan bu ışık demetleri, damlanın arka yüzeyinden yansıyarak dışarı çıkar.
V. Bu kırılma sonucunda ışık, farklı dalga boylarına yani renklerine ayrışır.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangilerinin yerleri değiştirilmelidir?
(I) Yapay zekâ sistemlerinin dili anlama becerisi, büyük veri yığınlarının istatistiksel analiziyle kelimeler arasındaki örüntülerin keşfedilmesine dayanır. (II) Nitekim günümüz dil modelleri, devasa metin kütüphanelerini tarayarak hangi kelimenin hangisinden sonra geleceğini yüksek bir olasılıkla tahmin edebilir. (III) Oysa insan zihninde dilsel iletişim, sadece istatistiksel ihtimallerin hesaplanmasıyla değil, kelimelerin ardındaki soyut anlamların ve bağlamın kavranmasıyla gerçekleşir. (IV) Bu teknolojik yaklaşım, makinelerin dil bilgisel açıdan kusursuz görünen ancak gerçek bir derinlik taşımayan metinler üretmesini sağlar. (V) Bu temel farktan dolayı yapay zekâ, kurallara uygun cümleler kursa da kelimelerin hissettirdiği duyguları ve kültürel arka planı tam olarak yansıtamaz.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Nöroestetik, sanat eserlerinin insan zihninde uyandırdığı estetik heyecanı ve beğeni duygusunu sinirbilimsel yöntemlerle açıklamaya çalışan görece yeni bir disiplindir.
(II) Geleneksel sanat kuramları ise güzelliği ve estetik hazzı nöral süreçlerden bağımsız, tamamen zihinsel veya metafiziksel bir aşkınlık olarak açıklamaya yönelmiştir.
(III) Bu bilimsel disiplin çerçevesinde yürütülen güncel çalışmalar, estetik algının yalnızca soyut bir takdir değil, beynin ödül ve karar mekanizmalarıyla doğrudan ilintili biyolojik bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır.
(IV) Nitekim gelişmiş beyin görüntüleme teknolojileri sayesinde, bir sanat yapıtı karşısında zihnimizde beliren estetik tepkilerin nörofizyolojik haritasını çıkarmak artık bir varsayım olmaktan çıkmıştır.
(V) Oysa bu kuramlar, estetik deneyimi insan biyolojisinden bütünüyle kopararak onu soyut bir düzleme hapsetmektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Hidrojen, evrende en bol bulunan element olmasına rağmen doğada serbest hâlde pek bulunmaz.
(II) Elde edilen bu hidrojen gazı, günümüzde taşıtlardan fabrikalara kadar pek çok alanda yakıt olarak kullanılmaktadır.
(III) Bu nedenle endüstriyel tesislerde çeşitli kimyasal işlemlerle bileşiklerinden ayrıştırılması gerekir.
(IV) Bu temiz enerji kaynağı, yandığında sadece su buharı ürettiği için çevreye hiçbir zarar vermez.
(V) Oysa kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar yandığında atmosfere yoğun miktarda karbondioksit salar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Klasik Türk edebiyatında şairler, şiirlerini belirli aruz kalıplarıyla yazarak biçimsel bir disiplin gözetmişlerdir.
(II) Ancak aruz vezninin bu sınırlayıcı yapısı, şairlerin özgün imgeler ve derin anlamlar üretmesine engel olmamıştır.
(III) Bu kalıplar, şiirin ritmini ve ses ahengini belirleyen en önemli unsurlardan biridir.
(IV) Aksine, dar bir alanda hareket etme mecburiyeti, onları dilin sınırlarını zorlamaya ve daha yoğun bir anlatım bulmaya sevk etmiştir.
(V) Nitekim divan şiirinin yüzyıllar boyunca estetik değerini koruması, bu biçimsel disiplin ile anlamsal derinliğin uyumuna bağlıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Kehribar, milyonlarca yıl önce yaşamış ağaçların salgıladığı reçinenin fosilleşmesiyle oluşan organik bir taştır.
(II) Bu reçine, ağacın gövdesinde meydana gelen yaralanmaları kapatırken havayla temas ederek zamanla sertleşir.
(III) Taşlaşmış bu kütleler, içlerinde barındırdıkları prehistorik böcek ve bitki kalıntılarıyla geçmişe ışık tutar.
(IV) Milyonlarca yıllık bu süreç boyunca reçine, kimyasal değişimler geçirerek bildiğimiz kehribar formuna ulaşır.
(V) Bu nedenle bilim insanları için kehribar, sadece bir süs eşyası değil, adeta geçmişin doğal bir zaman kapsülüdür.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?
(I) Biyolüminesans, bazı canlı organizmaların kimyasal reaksiyonlar yoluyla ışık üretmesi ve yayması olayıdır.
(II) Bu ışıma, çoğunlukla lusiferin adı verilen bir pigmentin lusiferaz enzimi eşliğinde oksijenle tepkimeye girmesiyle gerçekleşir.
(III) Oysa karasal ekosistemlerde ateş böcekleri ve bazı mantar türleri dışında bu olaya pek rastlanmaz.
(IV) Örneğin, fener balıkları bu ışığı avlarını kendilerine çekmek veya avcılardan kaçmak amacıyla kullanırlar.
(V) Derin denizlerde yaşayan canlıların yaklaşık yüzde doksanının bu yeteneğe sahip olması, karanlık sularda hayatta kalmanın bir gereğidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Arkeoastronomi; antik uygarlıkların gökyüzü olaylarını nasıl gözlemlediklerini ve bu bilgileri mimari yapılarına nasıl yansıttıklarını inceleyen disiplinler arası bir bilim dalıdır.
(II) Bu bilim dalı, arkeolojik kalıntılar ile astronomik hesaplamaları bir araya getirerek geçmişin gizemli yapılarının inşa edilme amaçlarına ışık tutar.
(III) Ancak bu hizalanmaların rastlantısal mı yoksa bilinçli bir tasarımın ürünü mü olduğunu belirlemek her zaman kolay olmamaktadır.
(IV) Örneğin, Stonehenge ve Göbeklitepe gibi anıtsal yapıların belirli gök cisimlerinin konumlarına göre hizalanmış olması bu ortak çalışmanın en somut örneklerindendir.
(V) Dolayısıyla araştırmacılar, kesin bir sonuca ulaşabilmek için antik toplulukların kozmolojik inançlarını ve yazılı kaynaklarını da derinlemesine analiz ederler.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
(I) Bilişsel dilbilim, insan zihninin dünyayı nasıl algıladığını ve bu algıyı dile nasıl yansıttığını inceleyen bir disiplindir. (II) Nitekim günlük dilde sıkça kullandığımız mecazlar, zihnimizin soyut kavramları somutlaştırmak için başvurduğu temel araçlardır. (III) Bu alanda çalışan araştırmacılar, dilin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda düşünce sistemimizin somut bir haritası olduğunu savunurlar. (IV) Bu mecazi yapılar sayesinde, karmaşık duygu ve düşünceleri fiziksel dünyanın tanıdık nesneleriyle ilişkilendirerek anlamlandırırız. (V) Sonuç olarak dilbilimsel analizler, zihinsel süreçlerin işleyiş mekanizmasını anlamamızda anahtar bir rol üstlenir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sa��lanır?
(I) Geleneksel genetik anlayışı, canlıların özelliklerinin yalnızca anne ve babadan aktarılan DNA şifresiyle belirlendiğini savunurdu. (II) Bu süreçte, çevresel faktörlerin genlerin çalışma mekanizması üzerindeki etkileri moleküler düzeyde ele alınır. (III) Epigenetik olarak adlandırılan bu yeni alan, gen ifadesinde meydana gelen kalıtsal ve dinamik değişimleri inceler. (IV) Oysa epigenetik araştırmaları, DNA dizisinde hiçbir değişiklik olmadan da genlerin işleyişinin değişebileceğini ortaya koymuştur. (V) Nitekim beslenme biçimi, stres düzeyi ve toksik maddeler gibi çevresel faktörler, DNA üzerindeki kimyasal işaretleri değiştirerek genleri aktif veya pasif hale getirebilir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Koku duyusu, insan beyninde doğrudan hafıza ve duygu merkezleri olan amigdala ve hipokampus ile bağlantılı tek duyumuzdur.
(II) Bu durum, bir kokunun bizi yıllar öncesine ait bir anıya veya güçlü bir hisse anında götürebilmesini açıklar.
(III) Ancak diğer duyularımızdan gelen sinyaller önce talamus adı verilen bir aktarım istasyonuna uğrar, ardından ilgili merkezlere iletilir.
(IV) İşte bu doğrudan bağ sayesinde, kokuların tetiklediği hatıralar, görsellerin veya seslerin anımsattıklarına kıyasla çok daha canlı ve duygusal olur.
(V) Bilim dünyasında "Proust Fenomeni" olarak adlandırılan bu olay, kokunun geçmişle kurduğu köprünün gücünü simgeler.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
(I) Dendrokronoloji; ağaçların yıllık büyüme halkalarının yapılarını, genişliklerini ve sıklıklarını inceleyerek geçmişe dair tarihleme yapan bilim dalıdır.
(II) Her yıl yeni bir halka oluşturan ağaçlar, çevrelerindeki iklimsel değişimleri adeta birer veri kaydedici gibi bünyelerine kaydeder.
(III) Arkeolojik kazılarda elde edilen ahşap kalıntıların analizinde bu yöntemden yararlanılarak antik yapıların inşa edildikleri kesin yıllar saptanabilmektedir.
(IV) İşte bu büyüme halkalarının kalınlığı ve hücre yapısı; yaşanılan kuraklıklar, soğuk kışlar veya bol yağışlı dönemler hakkında hassas ipuçları barındırır.
(V) Böylelikle hem tarihsel olayların kronolojisi güvenle kurulabilmekte hem de geçmiş dönemlerin iklim haritaları çıkarılabilmektedir.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?