Sanat tarihinde zanaat ile düşünce arasındaki denge, modern dönemle birlikte geri dönülemez bir biçimde sarsılmıştır. Geleneksel tutumda bir yapıtın kıymeti, sanatçının malzeme üzerindeki maharetiyle, yani elin zihinle eş güdümlü dansıyla ölçülürken; günümüzde teknik beceri, kavramsal derinliğin gölgesinde kalmıştır. Sanatın bu 'düşünselleşme' süreci, başlangıçta sanatı kalıplardan kurtarıp özgürleştirme ve demokratikleştirme vaadi taşısa da pratikte tam tersi bir etki yaratmıştır. Nesnenin yerini alan 'metafor' ve 'kavram', izleyiciden sadece bakmasını değil, devasa bir kuramsal birikimi kuşanmasını da talep eder hâle gelmiştir. Bu durum, sanatın kapılarını herkese açmak bir yana, eseri sadece belirli bir terminolojiye hâkim olan elit bir tabakanın zevkine sunarak onu geniş kitlelerin idrak sahasından uzaklaştırmaktadır.
Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- Çağdaş sanatta teknik yetkinliğin yerini alan kavramsal yaklaşım, sanatı demokratikleştirme iddiasının aksine onu ancak özel bir birikimle kavranabilecek sınırlı bir alanın içine hapsetmiştir.Cevap
- BGeleneksel sanatın el becerisine dayalı yapısından uzaklaşılması, sanat eserinin estetik niteliğini zayıflatarak onu sadece zihinsel bir egzersiz seviyesine indirgemiştir.
- CGünümüz sanatında eserin bir fikir taşıyıcısı olarak görülmesi, izleyicinin eseri anlamlandırma sürecinde sanatçıyla aynı zihinsel düzleme gelmesini zorunlu kılmıştır.
- DSanatta yaşanan zihinsel dönüşüm, teknik engelleri ortadan kaldırarak sanatın her türlü malzeme ve yöntemle icra edilmesine olanak sağlamıştır.
- ESanatçının malzeme üzerindeki mutlak hâkimiyetinin sona ermesi, sanatın toplumsal tabandan koparak bireysel bir ifade biçimine dönüşmesine yol açmıştır.