Anayasası'nda yer alan "Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama yetkisini bizzat kendisi kullanır; yürütme yetkisini ise kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır." hükmü, yeni Türk Devleti'nin yönetim anlayışındaki hangi temel özelliğin kanıtıdır?
- Meclis üstünlüğü ilkesi korunmakla birlikte, işleyişte güçler ayrılığına yönelik bir eğilimin ortaya çıktığınınCevap
- BMeclis hükümeti sisteminin hiçbir yapısal değişikliğe uğramadan 1924 sonrasında da sürdürüldüğünün
- CYürütme organının yasama organından tamamen bağımsız ve denetlenemez bir yapıya kavuşturulduğunun
- DSaltanatın kaldırılmasıyla oluşan devlet başkanlığı sorununun geçici bir çözümle giderilmeye çalışıldığının
- EGüçler birliği ilkesinden tamamen vazgeçilerek modern parlamenter sisteme kesin bir geçiş yapıldığının
Cevap
Meclis üstünlüğü ilkesi korunmakla birlikte, işleyişte güçler ayrılığına yönelik bir eğilimin ortaya çıktığı seçeneği doğrudur.
1924 Anayasası, 1921 Anayasası'ndaki katı 'Meclis Hükümeti' sisteminden uzaklaşarak, yürütme görevini Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'na devretmiştir. Ancak metinde bu yetkinin Meclis 'eliyle' kullanıldığının belirtilmesi, Meclis'in nihai otorite (üstünlük) olduğunu gösterir. Bu durum, 'Güçler Birliği, Görevler Ayrılığı' olarak adlandırılan ve güçler ayrılığına doğru evrilen geçiş dönemine özgü bir yapıdır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
1924 Anayasası'nda Güçler Birliği ve Görevler Ayrılığı Dengesi
İpuçları
1
Yetkinin kaynağı (kimde olduğu) ile kullanım biçimi (kimin eliyle yapıldığı) arasındaki farka odaklanın.
2
1924 Anayasası'nın 'Meclis Üstünlüğü' ilkesini terk etmeden, kabine sisteminin işleyişini nasıl kolaylaştırdığını düşünün.
Daha Fazla Pratik
1924 Anayasası'nın laikleşme aşamalarını (1928 ve 1937 değişiklikleri) incelemek bu konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 30s