Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 461Soru

I.\text{I.} Sovyet Rusya’nın teknik ve askeri donanım bakımından üstün olması
II.\text{II.} Türkistan’daki yerel boylar ve hanlıklar arasında tam bir siyasi eşgüdümün sağlanamaması
III.\text{III.} Hareketin dış dünyadan yeterli askeri ve lojistik destek alamaması
IV.\text{IV.} Lider kadrolar arasında stratejik ve siyasi fikir ayrılıklarının yaşanması

191819311918-1931 yılları arasında devam eden Basmacı Hareketi’nin başarısızlık nedenlerinden hangileri, hareketin doğrudan "kendi bünyesinden kaynaklanan" yapısal/dahili sorunlar arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II\text{II} ve IV\text{IV}

Cevap

Türkistan’daki yerel boylar ve hanlıklar arasında tam bir siyasi eşgüdümün sağlanamaması ve lider kadrolar arasında stratejik ve siyasi fikir ayrılıklarının yaşanması
Doğru seçenek olan yerel boylar arasındaki koordinasyon eksikliği ve liderler arasındaki anlaşmazlıklar, Basmacı Hareketi'nin bir 'milli ordu' veya 'merkezi devlet' yapısına dönüşmesini engelleyen temel içsel (bünyesel) faktörlerdir. Bu durum, hareketin toplumsal ve siyasi organizasyonundaki zayıflığı gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Nedenleri kategorize etme
Başarısızlık nedenlerini 'dahili/bünyesel' ve 'harici/dışsal' olarak ikiye ayırmak gerekir.
Soru kökünde istenen 'kendi bünyesinden kaynaklanan' ifadesi, hareketin organizasyonel ve toplumsal yapısındaki zayıflıkları sormaktadır.
2
Dışsal faktörleri eleme
I ve III numaralı maddeler elenir.
Sovyetlerin askeri gücü (I) rakibin kuvvetidir; dış desteğin yokluğu (III) ise hareketin kontrolü dışındaki diplomatik bir durumdur.
3
İçsel faktörleri belirleme
II ve IV numaralı maddeler seçilir.
Boyculuk (aşiretçilik) rekabeti (II) ve Enver Paşa ile yerel korbaşılar arasındaki liderlik/yöntem çekişmeleri (IV) doğrudan hareketin iç zayıflığıdır.

Anahtar Kavram

Basmacı Hareketi'nin Başarısızlık Nedenleri: Dahili vs Harici Faktörler

İpuçları

1
Bir hareketin başarısızlığında 'kendi bünyesinden kaynaklanan' sorunlar, organizasyon şeması ve iç birliktelikle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Sovyetlerin bu hareketi bölmek için kullandığı 'etnik kimlikleri ayrıştırma' politikasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 462Soru

19721972 yılında ABDABD ve SSCBSSCB arasında imzalanan ve nükleer silahların sınırlandırılması sürecinde bir dönüm noktası kabul edilen SALTISALT-I görüşmelerinin bir parçası olan; tarafların birbirlerinin nükleer füzelerini havada imha edebilecek savunma kalkanları kurmasını kısıtlayarak "dehşet dengesi"ni (MutualMutual AssuredAssured DestructionDestruction - MADMAD stratejisi) sürdürmeyi amaçlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Balistik Füze (ABMABM) Antlaşması

Cevap

Anti-Balistik Füze (ABMABM) Antlaşması
Anti-Balistik Füze (ABMABM) Antlaşması, 19721972 yılında SALTISALT-I ile birlikte imzalanmıştır. Bu antlaşmanın temel amacı, süper güçlerin birbirlerinin füzelerini durdurabilecek gelişmiş savunma kalkanları kurmasını engellemektir. Eğer taraflardan biri mükemmel bir savunma sistemi kurarsa, karşı tarafın nükleer misillemesinden korkmayacağı için ilk saldırıyı yapma eğilimine girebilir. Bu durumu engellemek ve her iki tarafın da nükleer bir savaşta yok olacağını garantilemek (Dehşet Dengesi - MADMAD), nükleer barışın korunması için kritik bir strateji olarak kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
SALTISALT-I Antlaşması'nın kapsamını analiz etmek.
SALTISALT-I sadece saldırı füzelerini (ICBMICBM) değil, aynı zamanda savunma sistemlerini de ele almıştır.
Nükleer dengenin korunması için taraflardan birinin kendini tamamen korumalı hale getirmesi, diğer tarafın caydırıcılığını yok edeceği için tehlikelidir.
2
"Dehşet Dengesi" (MADMAD) kavramını savunma sistemleriyle ilişkilendirmek.
Savunma kalkanlarının (anti-balistik füzeler) kısıtlanması, her iki tarafın da olası bir saldırıda tamamen savunmasız kalacağını bilmesini sağlar.
Bu karşılıklı savunmasızlık durumu, tarafların birbirine saldırmasını engelleyen temel nükleer caydırıcılık stratejisidir.
3
19721972 Moskova Zirvesi'nde imzalanan ek protokolü belirlemek.
ABMABM Antlaşması, SALTISALT-I ile eş zamanlı olarak bu stratejik dengeyi yasallaştırmıştır.
Nükleer silahların sınırlandırılması sürecindeki teknik ve askeri detaylar bu spesifik antlaşma ile somutlaşmıştır.

Anahtar Kavram

SALTISALT-I ve ABMABM Antlaşması

İpuçları

1
Nükleer silahlardan korunmak için geliştirilen 'kalkan' sistemlerinin yasaklandığı bir antlaşma arayın.

Daha Fazla Pratik

Yumuşama Dönemi'ndeki silahsızlanma ve nükleer sınırlandırma antlaşmalarının (PTBT, NPT, SALT-I, SALT-II) kronolojik sırasını ve temel amaçlarını karşılaştırmalı bir tablo ile çalışmak bu konudaki karmaşıklığı giderir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 463Soru

II.II. Dünya Savaşı süresince Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin kendisine verdiği yetkileri kullanarak Boğazlar'ı savaşan devletlerin gemilerine kapatmıştır. Ancak 19441944 yılı haziran ayında, Almanya'nın ticaret gemisi süsü verdiği "Kassel" ve "Ems" gibi yardımcı savaş gemilerini Boğazlar'dan geçirmesi, Müttefik Devletlerin (özellikle İngiltere'nin) Türkiye'ye sert notalar vermesine neden olmuştur. Bu diplomatik kriz sonucunda Türkiye, bu tür gemilerin geçişini yasaklamış ve dönemin Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu görevinden istifa etmiştir.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye'nin savaş dönemi dış politikasıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın sonuna doğru Müttefik Devletlerin diplomatik baskılarının Türkiye'nin tarafsızlık yorumu üzerinde belirleyici olduğu

Cevap

Savaşın son evresinde Müttefik Devletlerin uyguladığı diplomatik baskılar, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tarafsızlık uygulamasını ve hukuki yorumlarını müttefik çıkarları doğrultusunda revize etmesine yol açmıştır.
Doğru cevap, savaşın sonlarına doğru (1944) Türkiye üzerindeki müttefik baskısının arttığını ve Türkiye'nin tarafsızlık yorumunu müttefiklerin lehine olacak şekilde değiştirdiğini ifade etmektedir. Numan Menemencioğlu'nun istifası, bu politika değişikliğinin en somut kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın analiz edilmesi
Alman gemilerinin ticari kılıf altında Boğazlar'dan geçmesi ve İngiltere'nin protestosu.
Türkiye'nin Montrö hükümlerini başlangıçta Almanya lehine esnettiğini ancak tepkiyle karşılaştığını anlamak için.
2
Politik sonucun değerlendirilmesi
Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu'nun istifası ve gemi geçişlerinin durdurulması.
Hükümetin, müttefiklerle olan ilişkileri bozmamak adına dış politika sorumlusunu değiştirerek bir strateji değişikliğine gittiğini saptamak için.
3
Genel dış politika ile bağdaştırma
Aktif tarafsızlık politikasının, savaşın konjonktürüne (güç dengesine) göre şekillenmesi.
Türkiye'nin savaşın başındaki denge politikası ile sonundaki müttefik yanlısı tutumu arasındaki geçişi doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Aktif Tarafsızlık ve Denge Politikası

İpuçları

1
Numan Menemencioğlu'nun istifasının hangi devletle (Almanya mı, İngiltere mi) yaşanan kriz sonrası gerçekleştiğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı'nın sonunda BM'ye katılmak için savaş ilan ettiği devletleri ve bunun gerekçelerini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 464Soru

1964 yılında Kıbrıs krizi sırasında ABD Başkanı Johnson tarafından Başbakan İsmet İnönü’ye gönderilen mektupta yer alan; "Türkiye’nin adaya müdahalesi sonucunda Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye saldırması durumunda, NATO müttefiklerinin Türkiye’yi savunma yükümlülüğünün doğmayabileceği" yönündeki ifade, Türk kamuoyunda ve devlet kademesinde büyük bir güven bunalımına yol açmıştır. Bu gelişmenin ardından Türkiye’nin dış politikada "tek boyutlu" yaklaşımdan vazgeçerek benimsediği yeni stratejinin en somut ve ilk büyük yansıması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği ile ilişkileri normalleştirme sürecine girilerek 1965'ten itibaren karşılıklı üst düzey ziyaretlerin başlatılması ve "Çok Yönlü Dış Politika" anlayışına geçilmesi

Cevap

Sovyetler Birliği ile ilişkileri normalleştirme sürecine girilmesi ve Çok Yönlü Dış Politika anlayışının benimsenmesi
Johnson Mektubu, Türkiye'nin 'NATO bizi her durumda korur' varsayımını yıkmıştır. Bu durum, Türkiye'nin dış politikada manevra alanını genişletmek amacıyla SSCB ile ilişkilerini normalleştirmesine ve 'Çok Yönlü Dış Politika' dönemine geçmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Johnson Mektubu'nun içeriğini analiz et
Mektubun NATO'nun savunma garantisini (5. madde) tartışmaya açtığı görüldü
Müttefiklik hukukuna aykırı bu tehdit, Türkiye'nin dış dünyadaki yalnızlığını fark etmesini sağladı.
2
Kıbrıs meselesindeki diplomatik desteği değerlendir
BM'de Türkiye'nin sadece Pakistan gibi birkaç ülkeden destek alabildiği anlaşıldı
Sadece Batı'ya yaslanmanın Kıbrıs gibi milli davalarda yeterli olmadığı kanıtlandı.
3
Uygulanan yeni stratejiyi belirle
Çok Yönlü Dış Politika ve SSCB ile normalleşme (1965)
Türkiye, SSCB ile ekonomik ve siyasi ilişkileri geliştirerek ABD'ye karşı bir denge unsuru oluşturmaya çalıştı.

Anahtar Kavram

Çok Yönlü Dış Politika (Johnson Mektubu Sonrası)

İpuçları

1
Mektup, Türkiye'nin SSCB tehdidine karşı müttefikleri tarafından yalnız bırakılabileceğini ima ediyordu.

Daha Fazla Pratik

1975 ABD Ambargosu sonrasında Türkiye'nin İncirlik Üssü'ne yönelik aldığı kararları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 465Soru

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin izlediği 'aktif tarafsızlık' politikası, savaşın farklı evrelerinde farklı stratejik manevralar gerektirmiştir. 1943 yılındaki Tahran Konferansı'nda Müttefiklerin 'fiilen savaşa girme' talebini ordunun teknik yetersizliğini gerekçe göstererek reddeden Türkiye, 1945 yılındaki Yalta Konferansı kararları üzerine ise herhangi bir askeri şart öne sürmeden Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan etmiştir.

Türkiye'nin 1943 yılında savaşa girmeyi 'ertelemesinin' temel nedeni ile 1945 yılında 'sembolik savaş ilanını' kabul etmesinin temel nedeni, sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği'nin 'yardım' bahanesiyle ülkeye girme riskinden çekinme - Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri arasında yer alarak dış tehditlere karşı Batı desteği sağlama amacı

Cevap

Türkiye'nin 1943'te savaşa girmeyi reddetmesinin temelinde Sovyet yayılmacılığından duyulan endişe, 1945'teki sembolik savaş ilanında ise BM kurucu üyeliği ve Batı ittifakına dahil olma stratejisi yatmaktadır.
Doğru cevap olan seçenek, Türkiye'nin 'Güvenlik İkilemi'ni tam olarak yansıtmaktadır. 1943'te savaşa girilmesi, Türkiye'nin Alman işgaline uğraması ve Sovyetler'in 'yardım' bahanesiyle ülkeyi işgal etmesi riskini doğuruyordu. 1945'te ise Almanya'nın yenilgisi kesinleşmiş, asıl tehdit SSCB'nin toprak ve üs talepleri haline gelmiştir. Bu nedenle Türkiye, BM'ye girerek uluslararası koruma sağlamaya çalışmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1943 Tahran Konferansı ve Kahire Görüşmeleri'nin diplomatik bağlamını analiz etmek.
Müttefiklerin (İngiltere, ABD ve özellikle SSCB) Türkiye'nin savaşa girmesi için baskı yaptığı, Türkiye'nin ise ordunun donanım eksikliğini 'teknik bir engel' olarak öne sürerek zaman kazandığı görülür.
Bu strateji, Red Army'nin (Sovyet ordusu) Balkanlar'a yerleşmesi ve Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit etmesi riskini bertaraf etmeye yöneliktir.
2
1945 Yalta Konferansı kararlarını ve Türkiye'nin tepkisini değerlendirmek.
Yalta'da, 1 Mart 1945'e kadar Mihver devletlere savaş ilan edenlerin Birleşmiş Milletler (BM) kurucu üyesi olabileceği kararlaştırılmıştır.
Türkiye, savaş sonrası oluşacak uluslararası sistemde yalnız kalmamak ve SSCB'nin artan taleplerine (Boğazlar ve Doğu Anadolu) karşı Batı desteği almak için sembolik olarak savaş ilan etmiştir.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikası ve Denge Siyaseti

İpuçları

1
Türkiye'nin 1943 ve 1945 kararları arasındaki farkı, 'savaşın galibinin kim olacağı' ve 'savaş sonrası tehdit algısı' üzerinden düşünün.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı sonrası Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak ve üs taleplerinin, Türkiye'nin NATO'ya giriş sürecini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 466Soru

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi'nin en kapsamlı diplomatik belgesi kabul edilen 19751975 Helsinki Nihai Senedi'nde, SSCBSSCB ve müttefikleri Avrupa'daki sınırların dokunulmazlığı ilkesini (Birinci Sepet) güvence altına alarak mevcut statükoyu resmileştirmeyi amaçlamıştır. Buna karşın Batı Bloku, "Üçüncü Sepet" olarak adlandırılan maddelerle insan hakları, temel özgürlükler ve serbest bilgi akışı gibi konuları metne dahil ettirmiştir. Buna göre, Helsinki Nihai Senedi'nde yer alan "Üçüncü Sepet" kararlarının Doğu Bloku üzerindeki temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyalist yönetimler altındaki sivil toplum hareketlerinin ve hak savunucularının uluslararası meşruiyet kazanması

Cevap

Sosyalist yönetimler altındaki sivil toplum hareketlerinin ve hak savunucularının uluslararası meşruiyet kazanması
Helsinki Nihai Senedi'nin Üçüncü Sepeti, Doğu Bloku ülkelerindeki insan hakları ihlallerini uluslararası denetime açık hale getirmiştir. Bu durum, sosyalist rejimler altındaki muhaliflerin 'kendi devletlerinin imza attığı bir belgeye' dayanarak hak aramasını sağlamış ve bu hareketlere uluslararası meşruiyet kazandırarak sistemin içeriden sarsılmasına zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Helsinki Nihai Senedi'nin yapısını incelemek
Belgenin üç ana 'sepet'ten oluştuğu tespit edilir: Siyasi Güvenlik (1), Ekonomik İş Birliği (2) ve İnsani Konular (3).
Sorunun hangi kategorideki bilgiyi sorguladığını ayırt etmek için gereklidir.
2
Üçüncü Sepet'in içeriğini ve Batı'nın amacını analiz etmek
Bu bölümün insan hakları ve özgürlükleri kapsadığı, Batı'nın bu maddeleri Doğu Bloku'ndaki kapalı kutu yapısını kırmak için kullandığı anlaşılır.
Yumuşama Dönemi diplomasisindeki 'bağlantısallık' (linkagelinkage) stratejisini kavramak için gereklidir.
3
Doğu Bloku'ndaki yansımaları değerlendirmek
Belgedeki imza sayesinde Doğu Bloku vatandaşlarının kendi devletlerine karşı bu maddeleri referans göstererek hak aramaya başladığı görülür.
Helsinki İzleme Grupları ve Şart 77 gibi hareketlerin doğuş nedenini anlamayı sağlar.

Anahtar Kavram

Helsinki Süreci ve İnsan Hakları (Üçüncü Sepet) Stratejisi

İpuçları

1
Helsinki Senedi'ndeki 'sepetler' farklı devletlerin farklı çıkarlarını temsil eder; Üçüncü Sepet özellikle Batı'nın 'insan hakları' vurgusudur.

Daha Fazla Pratik

SSCB'nin Afganistan'ı işgali sonrası Helsinki sürecinin nasıl kesintiye uğradığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 467Soru

İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen Soğuk Savaş sürecinde ABD'nin, Avrupa'nın ekonomik kalkınmasını sağlamak ve Sovyet nüfuzunu kırmak amacıyla başlattığı Marshall Planı'na karşılık; Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik iş birliğini koordine etmek amacıyla 19491949 yılında kurulan örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: COMECON (Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi)

Cevap

Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulan örgüt COMECON (Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi)'dur.
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON), 19491949 yılında SSCB önderliğinde Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Polonya ve Romanya tarafından, Batı Bloku'nun Marshall Planı'na ekonomik bir alternatif oluşturmak ve üye ülkeler arasındaki ticareti geliştirmek amacıyla kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları belirle.
Anahtar kavramlar: Soğuk Savaş, Marshall Planı'na karşılık, 19491949 yılı ve Ekonomik İş Birliği.
Sorunun hangi alanda (siyasi, askeri, ekonomik) bir yapı aradığını netleştirmek gerekir.
2
Marshall Planı'nın niteliğini analiz et.
Marshall Planı, ABD'nin Batı Avrupa'ya yönelik ekonomik yardım paketidir.
Zıt kutuptaki karşılığının da benzer şekilde 'ekonomik' temelli olması beklenir.
3
Doğu Bloku'nun kurumsallaşma adımlarını kronolojik olarak değerlendir.
Kominform (19471947 - Siyasi), COMECON (19491949 - Ekonomik), Varşova Paktı (19551955 - Askeri).
Yıl ve içerik uyumu sadece COMECON ile sağlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde Bloklaşma ve Karşılıklı Kurumsallaşma

İpuçları

1
Sorulan örgüt, Batı'nın Marshall Planı'na (ekonomi odaklı) bir cevap olarak doğmuştur.
2
Doğu Bloku'nun askeri kanadı Varşova Paktı iken, ekonomik kanadı bu örgüttür.
3
19491949 yılında kurulan ve ismi 'Ekonomik Yardımlaşma' kelimelerini içeren örgütü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Soğuk Savaş dönemindeki Marshall Planı, Truman Doktrini, Molotov Planı ve Jdanov Doktrini kavramlarını 'ekonomik' ve 'siyasi' olarak gruplandırarak çalışmanız kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 468Soru

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Batı Bloku'nda siyasi iş birliğini güçlendirmek, demokratik ilkeleri yaygınlaştırmak ve insan haklarını güvence altına almak amacıyla 19491949 yılında Londra Antlaşması ile kurulan uluslararası teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa Konseyi

Cevap

Avrupa Konseyi, 19491949 yılında Batı Bloku bünyesinde siyasi ve hukuki standartları korumak amacıyla kurulmuştur.
Avrupa Konseyi, 55 Mayıs 19491949'da Londra Antlaşması ile kurulmuştur. Amacı Avrupa genelinde demokratik ilkeleri, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır. Türkiye de 19491949 yılı içerisinde bu yapıya davet edilerek katılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş yılı ve dayanağının tespiti
19491949 yılı ve Londra Antlaşması.
Soruda belirtilen tarihler ve resmi belgeler, hangi uluslararası yapının kastedildiğini belirlemek için temel veridir.
2
Kuruluş amacının analizi
İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü.
NATO gibi askeri veya AKÇT gibi ekonomik örgütlerden ayrılan temel fark 'siyasi' ve 'hukuki' odaklı olmasıdır.
3
Türkiye'nin katılım sürecinin değerlendirilmesi
Türkiye, bu yapıya kurucu üyelerden kısa süre sonra dahil olmuştur.
Türkiye'nin Soğuk Savaş başındaki Batı Bloku'na entegrasyon sürecinin önemli bir adımıdır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Batı Bloku'nun siyasi ve hukuki kurumsallaşması.

İpuçları

1
Bu kuruluş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) de çatısı altında bulunduğu yapıdır.
2
Londra Antlaşması ile kurulan bu yapı, askeri bir ittifak olan NATO ile aynı yılda fakat farklı bir amaçla hayata geçmiştir.
3
Türkiye'nin 19491949 yılında katıldığı bu yapı, Avrupa'nın siyasi ve hukuki bütünleşmesinin ilk adımı sayılır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin NATO'ya katılım süreci ve Kore Savaşı ile olan ilişkisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 469Soru

I.\text{I.} Dünya Savaşı’nın ardından uluslararası barışın sürekliliğini sağlamak amacıyla 19281928 yılında Paris’te imzalanan; savunmaya dayanmayan savaşı kanun dışı ilan eden ve uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde yalnızca barışçıl yöntemlerin kullanılmasını öngören belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Briand-Kellogg Paktı

Cevap

Savunmaya dayanmayan savaşı bir diplomasi aracı olmaktan çıkaran uluslararası belge Briand-Kellogg Paktı'dır.
Doğru yanıt olan seçenek, 19281928 yılında imzalanan ve devletlerin uluslararası sorunlarını çözmek için savaşa başvurmayacaklarını taahhüt ettikleri, Türkiye'nin de 19291929 yılında dahil olduğu Briand-Kellogg Paktı'nı ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı belirleme
19281928 yılı
Soru kökünde belirtilen tarih, iki savaş arası dönemdeki (19181918-19391939) barış çabalarının zirve noktasını işaret eder.
2
İçerik analizi yapma
Savaşın kanun dışı ilan edilmesi
Briand-Kellogg Paktı'nın en ayırt edici özelliği, savaşı 'milli politikanın bir aracı' olarak reddetmesidir.
3
Seçenekler arasında eleme yapma
Briand-Kellogg Paktı'nın doğrulanması
Locarno bölgesel sınırlara, Rapallo iki devletli ilişkilere, Küçük Antant ise bölgesel ittifaka odaklandığı için elenir. Litvinov ise bu paktın bir türevidir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönem Barış Çabaları

İpuçları

1
Bu paktın ismi, dönemin Fransız ve ABD dışişleri bakanlarının soyadlarından gelmektedir.
2
Türkiye bu girişime, Sovyetler Birliği ile aynı dönemde, dünya barışına katkı sağlamak amacıyla katılmıştır.

Daha Fazla Pratik

İki savaş arası dönemde Türkiye'nin dahil olduğu silahsızlanma ve barış paktlarını (Balkan Antantı, Sadabat Paktı vb.) kronolojik olarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 470Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın getirdiği olağanüstü ekonomik koşullarla mücadele etmek, karaborsayı önlemek ve hükümete üretimden tüketime kadar ekonominin her alanında geniş müdahale yetkileri tanımak amacıyla 19401940 yılında kabul edilen temel yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Korunma Kanunu

Cevap

Milli Korunma Kanunu
Milli Korunma Kanunu, 1818 Ocak 19401940 tarihinde kabul edilmiştir. Bu kanun, II.II. Dünya Savaşı'nın olağanüstü şartlarında devletin ekonomiyi denetlemesine, mal darlıklarını önlemesine ve fiyat artışlarını kontrol etmesine olanak tanıyan en temel hukuki dayanaktır. Köy Enstitüleri ve ekmek karnesi uygulaması gibi dönemin diğer sosyal/ekonomik olayları da bu kanun çerçevesinde şekillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarih ve amaca odaklanılır.
19401940 yılı ve hükümetin ekonomiye geniş müdahale yetkisi vurgusu tespit edilir.
Savaş dönemi Türkiye'sinde iç politika ve ekonomi yönetiminin yasal dayanağını bulmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki yasal düzenlemelerin tarihleri ve içerikleri karşılaştırılır.
Varlık Vergisi (19421942), Toprak Mahsulleri Vergisi (19441944), Teşvik-i Sanayi (19271927) ve Takrir-i Sükun (19251925) seçenekleri elenir.
Sadece Milli Korunma Kanunu 19401940 yılına ve kapsamlı ekonomik müdahale amacına uygundur.

Anahtar Kavram

Milli Korunma Kanunu (19401940)

İpuçları

1
Bu kanun, savaşın başında hükümete ekonomiye 'müdahale' yetkisi vermiştir.
2
Ekmek karnesi ve narh (fiyat) uygulamaları bu kanuna dayanılarak yapılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Milli Korunma Kanunu'nun ardından çıkarılan Varlık Vergisi'nin toplumsal sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 471Soru

19911991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Hazar Denizi'ne kıyıdaş olan devlet sayısı ikiden beşe çıkmıştır. Bu durum, Hazar'ın hukuki statüsü ve enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda uzun süren bir belirsizliğe yol açmış; sorun ancak 20182018 yılında Kazakistan'ın Aktau kentinde imzalanan "Hazar Denizi'nin Hukuki Statüsü Sözleşmesi" ile çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Hazar Denizi'ne kıyısı bulunan ve bu sözleşmeye taraf olan beş devletten biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özbekistan

Cevap

Hazar Denizi'ne kıyısı bulunmayan ve bu nedenle 2018 Aktau Sözleşmesi'ne taraf olmayan devlet Özbekistan'dır.
Doğru cevap Özbekistan seçeneğidir çünkü Özbekistan, coğrafi konumu itibarıyla Hazar Denizi'ne kıyısı olmayan bir kara ülkesidir. 20182018 yılında imzalanan Aktau Sözleşmesi, sadece Hazar'a kıyısı bulunan beş devlet (Rusya, Azerbaycan, İran, Türkmenistan ve Kazakistan) arasında akdedilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hazar Denizi'nin coğrafi konumunu ve kıyıdaş ülkeleri belirle.
Hazar Denizi'ne kıyısı olan ülkeler; Rusya, Azerbaycan, İran, Türkmenistan ve Kazakistan'dır.
Sözleşmeye sadece denize doğrudan kıyısı olan devletler taraf olabilir.
2
Seçeneklerdeki ülkelerin coğrafi konumlarını kıyasla.
Özbekistan, Orta Asya'da yer alan ve denize kıyısı olmayan (kara içi) bir devlettir.
Özbekistan'ın Hazar Denizi ile bir sınırı bulunmamaktadır; komşuları olan Kazakistan ve Türkmenistan denize kıyısı olan ülkelerdir.

Anahtar Kavram

Hazar Denizi'nin Hukuki Statüsü ve Kıyıdaş Devletler

İpuçları

1
Hazar Denizi'ne kıyısı olan beş devletten biri değildir sorusu sorulduğunda, Orta Asya haritasını gözünüzün önüne getirin.

Daha Fazla Pratik

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla kurulan diğer bölgesel iş birliği örgütlerini (ŞİÖ, EİT) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 472Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye, Sovyet Rusya'nın toprak ve üs taleplerinden kaynaklanan güvenlik endişelerini gidermek amacıyla Batı Bloku ile bütünleşme yoluna gitmiş; bu süreç hem iç siyasi yapıda hem de bölgesel stratejilerde köklü değişimleri beraberinde getirmiştir.

Türkiye'nin 19451945-19601960 yılları arasındaki dış politikası ve bu dönemdeki iç siyasi dönüşümü dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu döneme dair savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küba Füze Krizi'nin bir sonucu olarak Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin sökülmesi, Türkiye'nin Soğuk Savaş'ın en sert yıllarında Batı Bloku içerisindeki sarsılmaz yerini ve ABD ile olan tam güvene dayalı ortaklığını kanıtlamıştır.

Cevap

Küba Füze Krizi ve Jüpiter füzelerinin sökülmesi olayının Soğuk Savaş'ın ilk dönemiyle (19451945-19601960) ve güven artırıcı bir unsur olmasıyla bağdaşmaması
Küba Füze Krizi neticesinde Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin sökülmesi, 19621962 yılında gerçekleşmiş bir olaydır ve Yumuşama (DetenteDetente) döneminin başlangıcı kabul edilir. Ayrıca bu olay, Türkiye'nin rızası dışında ABD ile SSCB arasındaki bir pazarlık sonucu gerçekleştiği için Türkiye'de 'yalnızlık' ve 'güvensizlik' hissi yaratmıştır. Dolayısıyla 19451945-19601960 dönemine ait olmadığı gibi, stratejik ortaklığı doruğa çıkaran bir gelişme de değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem sınırlamasını analiz et
19451945-19601960 arası Soğuk Savaş'ın ilk dönemi ve Türkiye'de Demokrat Parti iktidarı yıllarını kapsar.
Soruda verilen zaman aralığına uygun olmayan olayları tespit etmek için bu temel bir adımdır.
2
Dış politika paktlarını ve NATO sürecini değerlendir
Kore Savaşı (19501950), NATO üyeliği (19521952), Balkan Paktı (19531953) ve Bağdat Paktı (19551955) bu döneme tam uyum sağlar.
Türkiye'nin Batı Bloku'na entegrasyon sürecindeki temel köşe taşlarını doğrulamak gerekir.
3
İç siyasi gelişmeleri kontrol et
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ve Dörtlü Takrir (19451945), Demokrat Parti'nin (19461946) kuruluşu için tetikleyici unsurlardır.
Dönemin iç siyasi karakterini belirleyen 'tek partiden çok partiye geçiş' dinamiğini anlamak önemlidir.
4
Jüpiter füzeleri ve Küba Krizi olayını kronolojik ve niteliksel olarak sorgula
Küba Füze Krizi 19621962 yılında yaşanmıştır (Yumuşama Dönemi başlangıcı). Ayrıca füzelerin sökülmesi Türkiye'ye danışılmadan yapıldığı için güveni sarsmıştır.
Bu seçenek hem tarihsel olarak hatalı bir döneme (19451945-19601960 dışı) hem de hatalı bir yoruma (güven artırıcı değil sarsıcı) sahiptir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş'ta Türkiye'nin Stratejik Konumu ve İç Siyasi Dönüşümü

İpuçları

1
Türkiye'nin dış politikasında 'Yumuşama Dönemi'ne özgü krizlerin (19601960 sonrası) Soğuk Savaş'ın ilk yıllarıyla (19451945-19601960) karıştırılmamasına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Bağdat Paktı'ndan CENTO'ya geçiş sürecini ve bu paktın dağılmasına yol açan bölgesel gelişmeleri detaylıca inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 473Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte Türkiye, Sovyet Rusya'nın toprak ve üs talepleri karşısında güvenliğini sağlamak amacıyla Batı Bloku'na yaklaşmıştır. Bu süreçte iç politikada çok partili hayata geçiş ile dış politikadaki ittifak arayışları birbirini destekleyen unsurlar olmuştur.

Buna göre, 19451945-19601960 yılları arasında yaşanan siyasi ve diplomatik gelişmelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1953 yılında imzalanan Balkan Paktı, 1934 Balkan Antantı'nın temel hedefleriyle tam uyumlu olarak, bölgeyi revizyonist İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı koruma amacı taşımıştır.

Cevap

19531953 yılında imzalanan Balkan Paktı'nın temel amacını 19341934 Balkan Antantı ile aynı tutan (İtalyan ve Alman tehdidi) ifade yanlıştır.
Balkan Paktı (19531953), II.II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği'nin Balkanlar üzerindeki komünist yayılmacılığına karşı Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında kurulmuştur. Oysa 19341934 yılında imzalanan Balkan Antantı, o dönemdeki revizyonist güçler olan İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı bir önlem niteliğindeydi. Dolayısıyla 19531953'teki paktın amacını 19341934'teki antantla aynı göstermek tarihsel bir yanılgıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel tehdit algısını belirlemek.
19451945 sonrası temel tehdit Sovyetler Birliği (SSCB) ve komünizmdir.
Soğuk Savaş dönemi kutuplaşması ideolojik ve stratejik olarak SSCB-ABD eksenindedir.
2
Balkan Antantı (19341934) ile Balkan Paktı (19531953) arasındaki farkı analiz etmek.
Antant (19341934); İtalya ve Almanya'ya karşıdır. Pakt (19531953); SSCB'ye karşıdır.
Devletlerin düşman tanımları zamanla ve değişen jeopolitik koşullarla farklılaşır.
3
Yanlış olan seçeneği işaretlemek.
Seçenekler arasında içerik ve kronoloji açısından hatalı olan bilgi tespit edilir.
19531953'te İtalya ve Almanya'nın revizyonist bir tehdit oluşturması tarihsel olarak imkansızdır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel Güvenlik İttifakları

İpuçları

1
II.II. Dünya Savaşı sonrası kurulan ittifakların ana düşmanının kim olduğunu (Komünizm mi yoksa Faşizm mi) düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı (19341934) ve Balkan Paktı (19531953) arasındaki katılımcı devlet farklarını ve her iki dönemdeki revizyonist güçleri karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 474Soru

19601960’lı yılların sonundan itibaren Avrupa’da gerginliğin azaltılması sürecinde önemli bir rol oynayan; Federal Almanya Şansölyesi Willy Brandt’ın liderliğinde geliştirilen ve Doğu Bloğu ülkeleriyle ilişkileri normalleştirerek "iki Alman devleti arasında barış içinde bir arada yaşama" zeminini hazırlayan stratejik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ostpolitik (Doğu Politikası)

Cevap

Ostpolitik (Doğu Politikası)
Doğu Politikası anlamına gelen Ostpolitik, Batı Almanya'nın Doğu Bloğu ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmek için Willy Brandt tarafından başlatılmıştır. Bu politika, 1970'lerdeki Moskova ve Varşova Antlaşmaları ile Helsinki Nihai Senedi'ne giden süreci kolaylaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem ve aktör analizi yapılması
Soruda belirtilen 19601960’lı yılların sonu ve Willy Brandt ismi, Yumuşama Dönemi'ndeki Alman diplomasisine işaret etmektedir.
Yumuşama Dönemi'nde Avrupa'daki gerilimi azaltan en önemli bölgesel girişim Willy Brandt'ın liderliğidir.
2
Politikanın içeriğinin değerlendirilmesi
Doğu Bloğu ile ilişkilerin normalleşmesi ve iki Almanya arasındaki barışçıl süreç "Ostpolitik" olarak adlandırılır.
Ostpolitik, Batı Almanya'nın Doğu komşularıyla (özellikle SSCB, Polonya ve Doğu Almanya) olan buzları eritme stratejisidir.

Anahtar Kavram

Ostpolitik (Doğu Politikası)

İpuçları

1
Soruda bahsedilen devlet adamı Willy Brandt, Batı Almanya şansölyesidir.
2
Bu politika, Almancada 'Doğu Politikası' anlamına gelen bir terimle ifade edilir.

Daha Fazla Pratik

Willy Brandt'ın bu politika sayesinde Nobel Barış Ödülü aldığını unutmayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 475Soru

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile ABD arasında yaşanan en gergin süreçlerden biri 'Haşhaş Sorunu'dur. 19711971 askeri muhtırasının ardından kurulan teknokrat hükümetin haşhaş ekimini tamamen yasaklaması, ABD ile ilişkileri geçici olarak yumuşatmış ancak iç politikada egemenlik haklarına müdahale gerekçesiyle büyük tepki çekmiştir. 19741974 yılında göreve gelen yeni hükümet ise haşhaş ekimini 'haşhaşın sadece kapsül olarak devlet denetiminde toplanması' şartıyla tekrar serbest bırakmıştır.

Buna göre, haşhaş ekimini yasaklayan hükümet ile bu yasağı 19741974 yılında kaldıran siyasi irade aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nihat Erim Hükümeti – CHP-MSP Koalisyonu (Bülent Ecevit)

Cevap

Haşhaş ekimini yasaklayan Nihat Erim Hükümeti, yasağı kaldıran ise Bülent Ecevit liderliğindeki CHP-MSP koalisyonudur.
Doğru cevap, 1212 Mart Muhtırası sonrası 'partiler üstü' teknokrat hükümeti kuran Nihat Erim ile 19741974 yılında haşhaş ekimini serbest bırakan CHP-MSP koalisyonu (Bülent Ecevit) eşleşmesidir. Nihat Erim dönemi ABD ile uyumlu ancak iç politikada tepki çeken bir yasaklama dönemidir; Ecevit dönemi ise 'ulusalcı ve bağımsız' bir dış politika hamlesi olarak yasağın kaldırıldığı dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
1971 Muhtırası sonrası dönemi analiz etme
12 Mart 1971 muhtırası sonrası kurulan teknokrat kabinenin başbakanı Nihat Erim'dir ve ABD baskısıyla haşhaş ekimini yasaklamıştır.
ABD, Türkiye'deki haşhaş üretiminin kendi ülkesindeki uyuşturucu sorununa kaynaklık ettiğini iddia ederek baskı yapmıştır.
2
1974 yılındaki hükümet değişikliğini ve kararı inceleme
1973 seçimleri sonrası kurulan CHP-MSP koalisyonu (Bülent Ecevit başbakanlığında), 1 Temmuz 1974'te yasağı kaldırmıştır.
Hükümet, yasağın köylüyü mağdur ettiğini ve ulusal egemenlik haklarına aykırı olduğunu savunarak 'kontrollü ekim' modeline geçmiştir.
3
Sonuçları değerlendirme
Bu karar Türk-Amerikan ilişkilerini kopma noktasına getirmiş ve ardından gelen Kıbrıs Barış Harekâtı ile birleşerek ABD ambargosuna gerekçe olmuştur.
ABD Kongresi, haşhaş yasağının kaldırılmasını siyasi bir koz olarak kullanmıştır.

Anahtar Kavram

Haşhaş Sorunu ve Hükümet Politikaları

İpuçları

1
Haşhaş yasağını başlatan başbakan, 12 Mart 1971 askeri muhtırasından sonra göreve gelmiştir.

Daha Fazla Pratik

Haşhaş krizinin hemen ardından gelen 1975 ABD ambargosu ve Türkiye'nin üslere el koyma sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 476Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın gidişatını belirleyen kritik dönemeçlerden biri olan 19431943 yılı Aralık ayındaki II.II. Kahire Konferansı'nda; İngiltere Başbakanı Churchill ve ABD Başkanı Roosevelt, Türkiye'nin derhal Müttefiklerin yanında savaşa katılması yönündeki baskılarını en üst seviyeye çıkarmışlardır. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, konferans sonunda Türkiye'nin savaşa girmesini "prensipte" kabul etse de fiili katılımı savaşın sonuna kadar ertelemeyi başarmıştır.

İsmet İnönü'nün bu diplomatik süreçte Türkiye'yi savaşın dışında tutmak için bir "oyalama taktiği" olarak öne sürdüğü temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk ordusunun askeri teçhizat ve lojistik donanımındaki büyük eksikliklerin Müttefik Devletler tarafından karşılanması şartı

Cevap

Türk ordusunun askeri teçhizat ve lojistik donanımındaki büyük eksikliklerin Müttefik Devletler tarafından karşılanması şartı
Doğru cevap olan ordunun teçhizat eksikliğinin giderilmesi şartı, İsmet İnönü'nün II.II. Dünya Savaşı boyunca izlediği 'aktif tarafsızlık' politikasının en önemli diplomatik aracıdır. Türkiye, müttefiklerin savaşa girme baskısına karşı 'Ordumuzun modern silahlara, uçağa ve tanka ihtiyacı var, bunlar karşılanmadan girersek Balkanlar'da Almanlar karşısında hemen çökeriz' argümanını kullanarak zaman kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi analiz et
19431943 yılı sonu (II.II. Kahire Konferansı), Müttefiklerin Türkiye'yi savaşa zorladığı dönemdir.
Konferansın amacını ve tarafların beklentilerini anlamak için gereklidir.
2
Türkiye'nin "Denge Politikası" stratejisini hatırla
Türkiye fiilen savaşa girmekten kaçınmak için teknik ve askeri yetersizliği bir engel olarak kullanmıştır.
İsmet İnönü'nün izlediği aktif tarafsızlık stratejisinin temel dayanağını belirlemek için gereklidir.
3
Seçenekleri kronolojik ve içerik açısından değerlendir
Askeri yardım talebi (Hardman Planı süreci) en temel oyalama gerekçesidir.
Diğer seçeneklerin (BM üyeliği, SSCB baskısı vb.) tarihsel veya mantıksal hatalarını ayıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İsmet İnönü Dönemi Denge Politikası ve Diplomatik Oyalama Taktikleri

İpuçları

1
İsmet İnönü'nün Müttefiklere karşı ordunun 'hazır olmadığını' sürekli vurguladığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 19451945'de savaş ilan etme sebebi ile 19431943'te savaşa girmeme sebebi arasındaki farkı analiz edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 477Soru

Küreselleşen Dünya ünitesi kapsamında, 19901990’lı yılların başında Yugoslavya’nın dağılmasıyla patlak veren Bosna Savaşı’nı sona erdiren ve bölgedeki mevcut siyasi yapıyı şekillendiren Dayton Antlaşması (19951995) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılarak tam bağımsız bir devlet haline gelmesi ve uluslararası alanda tanınması bu antlaşma ile kesinleşmiştir.

Cevap

Kosova’nın bağımsızlığının Dayton Antlaşması ile kesinleştiğini belirten ifade yanlıştır; zira bu antlaşma yalnızca Bosna Savaşı'nı sona erdirmiş, Kosova süreci ise çok daha sonra gerçekleşmiştir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Dayton Antlaşması (19951995), sadece Bosna-Hersek'teki savaşı sonlandırmıştır. Kosova'nın bağımsızlık süreci 19991999 NATO müdahalesi sonrası başlamış ve nihai bağımsızlık 20082008 yılında ilan edilmiştir. Dayton Antlaşması sırasında Kosova meselesi gündeme dahi getirilmemiş, bu durum ileride Kosova Savaşı'nın çıkmasına neden olan faktörlerden biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dayton Antlaşması'nın kapsamını belirlemek.
Antlaşma 19951995 yılında Bosna-Hersek'teki savaşı bitirmek için imzalanmıştır.
Antlaşmanın coğrafi ve siyasi sınırlarını anlamak, hangi sorunları çözdüğünü belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki Balkan sorunlarını kronolojik ve coğrafi olarak karşılaştırmak.
Kosova bağımsızlık sürecinin 19901990'ların sonunda başladığı ve 20082008'de tamamlandığı, Dayton'un ise 19951995 tarihli olduğu görülür.
Balkanlar'daki farklı çatışma dönemlerini birbirinden ayırmak, hatalı bilgiyi tespit etmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Dayton Antlaşması ve Balkanlar'daki Siyasi Yapı

İpuçları

1
Dayton Antlaşması'nın sadece Bosna-Hersek özelinde bir çözüm sunduğunu, Balkanlar'daki diğer bölgeleri (örneğin Kosova) kapsamadığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Bosna Savaşı sonrası Balkanlar'daki diğer bağımsızlık hareketlerinin kronolojisini ve NATO'nun bölgedeki rolünü incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 478Soru

I.\text{I.} Dünya Savaşı’nın ardından Orta Doğu topraklarında kurulacak olan manda yönetimlerinin sınırlarını belirlemek ve Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının (Sevr) taslağını hazırlamak amacıyla 19201920 yılında İtalya’da toplanan uluslararası konferans aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: San Remo Konferansı

Cevap

San Remo Konferansı, Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu topraklarının paylaşımını kesinleştiren ve Sevr'in temellerini atan toplantıdır.
Söz konusu konferans, 192619-26 Nisan 19201920 tarihleri arasında toplanarak İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'daki manda haklarını (Irak, Filistin, Suriye, Lübnan) tescillemiş ve Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan Sevr Antlaşması'nın içeriğini kararlaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem ve bölge analizi yapılması
Soru I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrası Orta Doğu ve Osmanlı barışına odaklanmaktadır.
Zaman dilimi (19201920) ve coğrafya (Orta Doğu manda yönetimi) anahtar ipuçlarıdır.
2
Konferansların amaçlarının karşılaştırılması
Paris Barış Konferansı genel prensipleri belirlerken, San Remo spesifik olarak paylaşımı netleştirmiştir.
Öğrencinin genel barış konferansı ile bölge odaklı konferansı ayırt etmesi gerekir.
3
Doğru sonucun teyit edilmesi
San Remo Konferansı seçeneği tüm kriterleri karşılamaktadır.
Konferansın İtalya'da toplanmış olması ve Sevr'in taslağını içermesi bilgisi cevabı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Orta Doğu'da Manda Yönetimlerinin Kurulması

İpuçları

1
İtalya'da düzenlenen bu toplantı, Sevr Antlaşması'nın ön hazırlığı niteliğindedir.
2
Bu konferansta İngiltere Irak ve Filistin'i, Fransa ise Suriye ve Lübnan'ı manda idaresi olarak almıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu konferanstan sonra imzalanan Sevr Antlaşması'nın hukuki geçerliliği ve TBMM'nin tepkisi konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 24 / 24
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 24 | Examkin