Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 121Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın ilk aşamasında, 19401940 yılında Almanya'nın Fransa'yı kısa sürede saf dışı bırakmasını sağlayan; Ardenler ormanlarını aşarak Müttefik kuvvetlerini Manş Denizi kıyısında kuşatan ve Fransızların "geçilemez" olarak nitelendirdiği Maginot Hattı'nı stratejik olarak anlamsız kılan askeri harekat planı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sichelschnitt (Orak Darbesi)

Cevap

Almanya'nın Fransa'yı devre dışı bırakan stratejik planı Sichelschnitt (Orak Darbesi) planıdır.
Doğru cevap olan Orak Darbesi (Sichelschnitt), Alman General Erich von Manstein tarafından önerilen ve Müttefiklerin beklemediği bir noktadan (Ardenler) saldırarak onları kuşatmayı hedefleyen stratejidir. Bu plan sayesinde Fransızların aşılmaz sandığı Maginot Hattı arkadan dolanılmış ve stratejik olarak etkisiz hale getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19401940 yılındaki Batı Cephesi gelişmelerini analiz etmek.
Almanya'nın Fransa'ya karşı hızlı bir zafer elde ettiğini saptamak.
Soruda istenen planın zaman dilimini ve taraflarını belirlemek.
2
Fransa'nın savunma stratejisi olan Maginot Hattı'nın işlevini değerlendirmek.
Hattın doğrudan saldırılara karşı güçlü ancak esneklikten uzak olduğunu anlamak.
Hattın neden ve nasıl anlamsız kılındığını sorgulamak.
3
Almanların tank birliklerini (Panzer) Ardenler ormanlarından geçirme stratejisini tanımlamak.
Bu manevranın Müttefik ordularını arkadan kuşatarak Manş Denizi'ne ittiğini belirlemek.
Tarih literatüründeki özel operasyon ismine (Sichelschnitt) ulaşmak.
4
Diğer seçeneklerdeki harekat isimlerini (Barbarossa, Overlord vb.) elemek.
Diğer harekatların farklı cephelerde veya farklı tarihlerde gerçekleştiğini teyit etmek.
Yanlış seçenekleri kronolojik ve coğrafi olarak saf dışı bırakmak.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Askeri Stratejileri ve Dönüm Noktaları

İpuçları

1
Bu plan, Almanların 'Yıldırım Savaşı' (Blitzkrieg) doktrininin en başarılı uygulandığı operasyonlardan biridir.
2
Fransızların tank geçişine imkansız gözüyle baktığı Ardenler ormanlık bölgesini merkeze alır.
3
Operasyonun ismi, Müttefik kuvvetlerini ana gövdeden bir kavisle koparan bir tarım aletine benzetilerek verilmiştir.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı'nın diğer cephelerindeki kilit harekatların (Stalingrad, Midway, El Alamein) amaç ve sonuçlarını karşılaştırmalı olarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 122Soru

II.II. Dünya Savaşı devam ederken 19431943 yılının Ocak ayında ABD Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill arasında düzenlenen Casablanca Konferansı'nda, savaşın gidişatını ve geleceğini etkileyen radikal kararlar alınmıştır. Bu konferansta kabul edilen 'Kayıtsız Şartsız Teslim' (Unconditional Surrender) ilkesinin savaşın seyri üzerindeki en belirgin stratejik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mihver Devletler ile ayrı ayrı barış anlaşması yapılmasını imkansız kılarak savaşın süresinin uzamasına ve tarafların direncinin artmasına neden olması

Cevap

Mihver Devletler ile ayrı ayrı barış anlaşması yapılmasını imkansız kılarak savaşın süresinin uzamasına ve tarafların direncinin artmasına neden olması
Casablanca Konferansı'nda benimsenen 'kayıtsız şartsız teslim' ilkesi, Mihver devletlerin herhangi bir müttefikle (örneğin sadece İngiltere veya sadece SSCB ile) ayrı bir barış yapmasını engellemeyi amaçlamıştır. Ancak bu durum, Mihver liderlerin teslim olmaları halinde başlarına ne geleceği konusunda belirsizlik yaratarak halklarını ve ordularını sonuna kadar savaşmaya teşvik etmiştir. Bu da savaşın süresini uzatan en önemli diplomatik etkenlerden biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Casablanca Konferansı'nın tarihsel bağlamını analiz etme
19431943 yılı başında müttefiklerin (ABD ve İngiltere) Kuzey Afrika harekatı (Meşale) sonrası bir araya geldiği tespit edilir.
Konferansın amacının askeri strateji ve siyasi hedefler belirlemek olduğunu anlamak için.
2
'Kayıtsız Şartsız Teslim' ilkesinin içeriğini değerlendirme
Roosevelt tarafından ortaya atılan bu ilkenin, Almanya, İtalya ve Japonya ile hiçbir şekilde diplomatik pazarlık yapılmayacağı anlamına geldiği belirlenir.
Bu ilkenin düşman devletlerin siyasi varlıklarını tamamen müttefiklerin insafına bıraktığını görmek için.
3
İlkenin savaşın seyrine etkisini yorumlama
Pazarlık payı kalmayan Mihver devletlerin, teslim olmak yerine son ana kadar savaşmayı (topyekün savaş) seçtiği ve bunun da savaşın bitişini geciktirdiği sonucuna ulaşılır.
Diplomatik çözüm yollarının tıkanmasının askeri maliyeti ve süreyi nasıl etkilediğini çözümlemek için.

Anahtar Kavram

Casablanca Konferansı ve Kayıtsız Şartsız Teslim İlkesi

İpuçları

1
Bu ilke müttefiklerin (ABD, İngiltere, SSCB) birbirlerine duydukları güvensizliği gidermek ve aralarından birinin düşmanla gizlice anlaşmasını önlemek için ortaya atılmıştır.
2
Düşmana hiçbir 'çıkış yolu' bırakmayan bir diplomasinin savaşın süresini kısaltması mı yoksa uzatması mı beklenir?
3
'Kayıtsız Şartsız Teslim' ifadesi, Mihver devletlerin rejimlerinin tamamen yok edileceği mesajını verdiği için direnci artırmıştır.

Daha Fazla Pratik

II.II. Dünya Savaşı'ndaki diğer konferansların (Tahran, Yalta, Potsdam) temel farklarını ve Türkiye ile ilgili olan Adana ve Kahire mülakatlarını gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. 19431943 yılı başı henüz Almanya'nın yenilgisinin kesinleşmediği (Stalingrad yeni bitmiş) bir dönemdir. Bu nedenle işgal bölgeleri veya atom bombası gibi savaş sonu senaryoları elenebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 123Soru

II. Dünya Savaşı'nın ardından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) Türkiye'den Kars ve Ardahan'ı talep etmesi ve Boğazlar üzerinde ortak denetim kurma isteği, Türkiye'yi Batı Bloku ile yakınlaşmaya zorlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi'nde Batı Bloku ile bütünleşme ve güvenlik arayışı doğrultusunda attığı adımlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı'nın imzalanması

Cevap

Balkan Antantı'nın imzalanması
Balkan Antantı, 99 Şubat 19341934 tarihinde Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanmış bir savunma paktıdır. Bu gelişme Atatürk dönemine ait olup, Soğuk Savaş'ın başlangıcından (19451945) çok önce gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Soğuk Savaş dönemi Batı Bloku'na entegrasyon adımlarından biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Soğuk Savaş Dönemi 19451945-19911991 arası yılları kapsar.
Soruda istenen dönemin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerin kronolojik olarak incelenmesi
Balkan Antantı 19341934, Truman 19471947, Marshall 19481948, Avrupa Konseyi 19491949, NATO 19521952 tarihlidir.
Olayların hangi tarihsel sürece (Atatürk dönemi vs. Soğuk Savaş dönemi) ait olduğunu bulmak için gereklidir.
3
Kavram karmaşasının giderilmesi
Soğuk Savaş'ta imzalanan 'Balkan Paktı' (19531953) ile Atatürk dönemindeki 'Balkan Antantı' (19341934) arasındaki farkın saptanması.
Öğrencinin en çok karıştırabileceği 'Balkan Antantı' ve 'Balkan Paktı' ayrımını netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Türkiye Dış Politikası ve Batı Bloku Kurumları

İpuçları

1
Soğuk Savaş'ın 19451945 sonrası başladığını ve seçeneklerdeki bir olayın 19341934'te (Atatürk Dönemi) gerçekleştiğini düşünün.
2
Türkiye'nin Balkan ülkeleriyle imzaladığı iki önemli anlaşma vardır: Biri 19341934'te (Antant), diğeri 19531953'te (Pakt). Hangisi Soğuk Savaş dışındadır?

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminde Soğuk Savaş kapsamında kurulan Balkan Paktı ve Bağdat Paktı gibi oluşumları tekrar inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 124Soru

Soğuk Savaş döneminde Sovyet yayılmacılığına karşı bölgesel savunma tedbirleri kapsamında 1953 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanan "Dostluk ve İşbirliği Antlaşması" ile kurulan pakt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Paktı

Cevap

1953 yılında kurulan pakt Balkan Paktı'dır.
Balkan Paktı, 1953 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Sovyet tehdidine karşı kurulmuş bölgesel bir savunma iş birliğidir. Yugoslavya'nın Doğu Bloku'ndan (Kominform) dışlanması bu paktın kurulmasında belirleyici olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Soruda belirtilen 1953 yılı, II. Dünya Savaşı sonrası başlayan Soğuk Savaş dönemine denk gelmektedir.
Bölgesel paktları dönemlerine göre (Savaş öncesi ve sonrası) ayırmak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
2
Coğrafi kapsamın belirlenmesi
Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasındaki iş birliği Balkan coğrafyasını kapsamaktadır.
Sadabat veya Bağdat gibi Orta Doğu odaklı paktları elemek için coğrafi ipuçları kritiktir.
3
Doğru paktın teşhis edilmesi
1953'te Ankara'da imzalanan ve 1954'te Bled'de askeri ittifaka dönüşen oluşum Balkan Paktı'dır.
Yugoslavya'nın SSCB (Kominform) ile arasının açılması, bu paktın kurulmasını kolaylaştıran temel etkendir.

Anahtar Kavram

Balkan Paktı (1953)

İpuçları

1
Bu paktın kurulmasında Yugoslavya'nın Stalin ile yaşadığı fikir ayrılığı etkili olmuştur.
2
Üyeler arasında Romanya yer almamaktadır; bu durum onu 1934'teki oluşumdan ayırır.
3
Pakta dahil olan devletler: Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya'dır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Paktı'nın zayıflamasında etkili olan Kıbrıs Meselesi ve paktın sona erme sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 125Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın seyrinin Müttefik Devletler lehine değişmeye başladığı 19441944 yılında, Türkiye’de "Irkçılık-Turancılık" davası olarak bilinen hukuki sürecin başlatılması ve bu görüşü savunan figürlerin devlet kademelerinden tasfiye edilmesi; Türk dış politikasındaki hangi stratejik tercihin bir sonucu olarak değerlendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği ile gerilen ilişkileri yumuşatma ve Müttefik blokuna tam uyum sağlama çabası

Cevap

Savaşın sonlarına doğru Sovyetler Birliği ile ilişkileri iyileştirme ve Müttefik blokuna yaklaşma çabası
Savaşın sonuna yaklaşıldığında, Sovyetler Birliği'nin Balkanlar ve Doğu Avrupa'da baskın güç haline gelmesi Türkiye'yi endişelendirmiştir. Türkiye, Sovyetler Birliği'nin tepkisini çeken ve özellikle savaşın başlarında Almanya'nın zafer ihtimaline binaen güçlenen Turancılık akımını, dış politikada Sovyetler ile barışık bir zemin oluşturmak ve Müttefik kampındaki yerini sağlamlaştırmak amacıyla tasfiye etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın 1944 yılındaki genel seyrini analiz etme
Stalingrad sonrası Sovyetler Birliği'nin Doğu Avrupa'da ilerlediği ve Müttefiklerin (ABD-İngiltere) zaferinin kesinleşmeye başladığı bir dönemdir.
Türkiye'nin dış politikasını kazanan tarafa göre yeniden şekillendirme ihtiyacını anlamak için gereklidir.
2
Irkçılık-Turancılık davasının kapsamını değerlendirme
Devlet, Sovyetler Birliği'nin kendi toprak bütünlüğüne ve rejimine tehdit olarak gördüğü Pan-Türkist (Turancı) akımları kontrol altına almış ve tasfiye etmiştir.
İç politikadaki bir hamlenin dış politikadaki bir 'mesaj' niteliği taşıdığını belirlemek için gereklidir.
3
Dış politika stratejisiyle eşleştirme
Bu hamle, Türkiye'nin 'aktif tarafsızlık' politikasından Müttefik yanlısı bir tutuma geçişinin ve özellikle Sovyetler Birliği'ne verilen bir dostluk sinyalinin göstergesidir.
Siyasi olayların uluslararası ilişkilerdeki karşılığını bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı sonuna doğru Türkiye'nin dış politikadaki denge değişiminin iç politikaya yansıması

İpuçları

1
1944 yılında savaşta hangi blokun zaferi kesinleşmeye başlamıştı?
2
Turancılık akımı, o dönemde en çok hangi büyük komşu devletin (SSCB) toprak bütünlüğünü ideolojik olarak tehdit ediyordu?
3
Türkiye'nin savaşın başındaki 'denge' politikasından, sonundaki 'Müttefik yanlısı' politikaya geçiş sürecindeki iç siyasi hamlelerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'nin Batı blokuna tam entegrasyonu sürecinde yaşanan 'Çok Partili Hayata Geçiş' hamlesini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 126Soru

II. Dünya Savaşı sürecinde Müttefik Devletlerin liderleri (Roosevelt, Churchill ve Stalin) tarafından düzenlenen diplomatik konferanslar, hem savaşın askeri stratejisini hem de savaş sonrası küresel düzenin temellerini şekillendirmiştir. Bu konferanslar ve alınan kararlarla ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi tarihsel gerçekliğe aykırıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Potsdam Konferansı - İtalya'nın savaştaki sorumlulukları gereği müttefikler tarafından ABD, SSCB, İngiltere ve Fransa olarak dört işgal bölgesine ayrılması

Cevap

Potsdam Konferansı'nda İtalya'nın değil, Almanya'nın müttefikler tarafından dört işgal bölgesine ayrılmasına yönelik kararlar netleştirilmiştir.
Potsdam Konferansı'nda alınan dört işgal bölgesine ayrılma kararı İtalya için değil, Almanya ve Avusturya için geçerlidir. İtalya, 1943 yılındaki mütareke ile Mihver grubundan ayrılmış ve savaşın sonunda işgal edilen bir düşman devlet statüsünden ziyade, müttefiklerle iş birliği yapan bir konumda değerlendirilmiştir. Bu nedenle İtalya'nın dört işgal bölgesine bölünmesi tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansların zamanlamasını kontrol etme
Potsdam Konferansı Temmuz-Ağustos 1945'te, Almanya'nın teslimiyetinden sonra yapılmıştır.
Savaş sonrası düzenin son aşamasını belirlemek için tarihsel bağlam önemlidir.
2
İtalya'nın savaştaki statüsünü değerlendirme
İtalya 1943 yılında müttefiklere teslim olmuş ve ardından Mihver'e karşı 'ortak muharip' statüsüne geçmiştir.
İtalya'nın 1945'te bir düşman devlet olarak işgal bölgelerine ayrılması söz konusu değildir.
3
Dört işgal bölgesi uygulamasını doğrulama
Almanya ve Avusturya, savaşın sonunda ABD, İngiltere, Fransa ve SSCB tarafından dört bölgeye ayrılmıştır.
Bu uygulama Almanya'nın silahsızlandırılması ve denazifikasyon süreciyle doğrudan ilgilidir.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Diplomatik Konferansları

İpuçları

1
İtalya'nın savaştan çekildiği tarih ile Almanya'nın teslim olduğu tarih arasındaki farkı düşünün.
2
Dört işgal bölgesi (ABD, SSCB, İngiltere, Fransa) uygulaması, savaş sonrası hangi büyük Avrupa gücünün denetimi için tasarlanmıştır?
3
Potsdam Konferansı'nda Almanya'nın '4D' (Denazifikasyon, Demilitarizasyon vb.) ilkeleriyle yönetilmesi kararlaştırılmıştı.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı sonrası Almanya'nın bölünme süreci ve Soğuk Savaş'ın başlangıcı arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronoloji üzerinden giderek İtalya'nın 1943'teki mütarekesini hatırlamak, 1945'teki bir konferansta 'işgal bölgesi' ilan edilmesinin mantıksız olduğunu anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 127Soru

I. Dünya Savaşı devam ederken 1917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı tarafından yayımlanan ve Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasına yönelik ilk resmi uluslararası destek belgesi niteliği taşıyan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balfour Deklarasyonu

Cevap

1917 yılında yayımlanan ve Yahudi devleti kurulmasına destek veren belge Balfour Deklarasyonu'dur.
Balfour Deklarasyonu, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un Siyonist Federasyonu lideri Lord Rothschild'e gönderdiği bir mektup olup, Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulmasını resmen destekleyen ilk uluslararası belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihini ve taraflarını belirleyin.
1917 yılı, İngiltere ve Filistin coğrafyası.
Soruda verilen zaman ve mekan kısıtları, seçilecek antlaşmanın kapsamını daraltır.
2
Metindeki anahtar ifadeyi analiz edin.
Yahudi devletinin kurulmasına yönelik ilk resmi destek.
Balfour Deklarasyonu, Siyonist hareketin hedeflerine yönelik ilk büyük diplomatik başarıdır.
3
Diğer seçenekleri eleyin.
Sykes-Picot paylaşım, MacMahon Arap ittifakı, Locarno ve Briand-Kellogg ise savaş sonrası barış çabalarıdır.
Kronolojik ve içerik açısından en uygun seçenek belirlenir.

Anahtar Kavram

Balfour Deklarasyonu ve Orta Doğu Jeopolitiği

Daha Fazla Pratik

Balfour Deklarasyonu'nun daha sonra 1920 San Remo Konferansı kararlarına nasıl dahil edildiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 128Soru

II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye, Sovyet tehdidine karşı Batı dünyasıyla siyasi, ekonomik ve askeri bütünleşme yoluna gitmiştir. Bu süreçte Türkiye'nin sadece savunma amaçlı değil, aynı zamanda demokratik ve hukuki standartlarını Batı Bloku ile uyumlu hale getirme iradesini gösteren ve 19491949 yılında Strasbourg'da kurulan aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisine katılımı, Türk dış politikasında "Avrupalılaşma" idealinin kurumsal bir onayı niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa Konseyi

Cevap

Türkiye'nin 19491949 yılında Strasbourg merkezli olarak kurulan ve demokratik standartları hedefleyen Avrupa Konseyi'ne katılmasıdır.
Avrupa Konseyi, 55 Mayıs 19491949 tarihinde Strasbourg'da kurulmuştur. Türkiye, demokratik rejimini Batı dünyasıyla uyumlu hale getirmek ve Sovyet tehdidine karşı siyasi bir zemin oluşturmak amacıyla aynı yılın Ağustos ayında bu kuruluşa üye olmuştur. Bu adım, Türkiye'nin çok partili hayata geçişiyle de paralellik gösteren siyasi bir entegrasyon hamlesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarih (19491949) ve kuruluş merkezi (Strasbourg) bilgilerini analiz etmek.
Bu veriler bizi doğrudan Avrupa Konseyi'nin kuruluşuna götürür.
Uluslararası örgütleri birbirinden ayırmak için kuruluş amaçları ve tarihleri temel kriterdir.
2
Kuruluşun niteliğini (demokratik ve hukuki standartlar) değerlendirmek.
Askeri (NATO) veya ekonomik (OEEC) örgütler elenerek siyasi entegrasyonu temsil eden kuruma odaklanılır.
Avrupa Konseyi, askeri bir ittifaktan ziyade demokrasi ve insan haklarını korumak amacıyla kurulmuştur.
3
Türkiye'nin katılım sürecini teyit etmek.
Türkiye, örgütün kurulmasından kısa süre sonra 19491949 Ağustos ayında davet edilerek katılmıştır.
Türkiye'nin Batı Bloku'na sadece silah gücüyle değil, rejimsel değerlerle de bağlanma isteğini gösterir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Türkiye'sinin Batı Bloku'na Siyasi Entegrasyonu

İpuçları

1
Bu kuruluşun merkezi Fransa'nın Strasbourg şehridir.
2
Söz konusu kurum, günümüzde de etkin olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin çatısıdır.
3
Türkiye bu kuruma NATO'dan (19521952) daha önce, 19491949 yılında katılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin NATO'ya katılım sürecindeki iç ve dış dinamikleri (Kore Savaşı, Menderes dönemi) incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 129Soru

Soğuk Savaş'ın başlangıç yıllarında ABD tarafından uygulamaya konulan; Avrupa ülkelerinin ekonomik yıkımını önleyerek komünist ideolojinin bu ülkelerde yayılma zeminini ortadan kaldırmayı hedefleyen ve "Avrupa Kalkınma Programı" (ERP) olarak da bilinen girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marshall Planı

Cevap

Ekonomik kalkınmayı ve komünizmi engellemeyi hedefleyen Avrupa Kalkınma Programı (ERP), Marshall Planı'dır.
Doğru cevap olan seçenek, 1947 yılında ABD Dışişleri Bakanı tarafından önerilen ve Avrupa'nın savaş sonrası ekonomik yıkımını onararak komünizmin yayılmasını engellemeyi hedefleyen "Avrupa Kalkınma Programı"nı (ERP) doğru bir şekilde tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen yardımın niteliğini analiz etmek.
Yardımın askeri değil, ekonomik temelli bir "Kalkınma Programı" (ERP) olduğu belirlenmiştir.
Marshall Planı ve Truman Doktrini arasındaki en temel fark, birinin ekonomik diğerinin ise daha çok askeri/siyasi odaklı olmasıdır.
2
Tarihsel bağlamı ve hedef kitleyi değerlendirmek.
Girişimin tüm Avrupa ülkelerine yönelik olduğu ve 1947 yılında gündeme geldiği tespit edilmiştir.
Truman Doktrini dar kapsamlı (Türkiye-Yunanistan) iken Marshall Planı geniş kapsamlıdır.
3
Doğru kavramı seçeneklerle eşleştirmek.
Avrupa Kalkınma Programı (European Recovery Program - ERP) ismiyle örtüşen seçenek Marshall Planı'dır.
ABD Dışişleri Bakanı George Marshall tarafından hazırlandığı için bu isimle anılmaktadır.

Anahtar Kavram

Marshall Planı ve Soğuk Savaş Dönemi Ekonomik Yardımları

İpuçları

1
Bu yardım paketinin ismini dönemin ABD Dışişleri Bakanı'ndan aldığını hatırlayın.
2
Bu plan, Truman Doktrini'nin ekonomik ayağı olarak kabul edilir ancak çok daha geniş bir coğrafyayı kapsar.
3
Türkiye'nin de dahil olduğu 16 Avrupa ülkesine yapılan bu ekonomik yardım programı ERP kısaltmasıyla da anılır.

Daha Fazla Pratik

Marshall Planı'na karşılık olarak Doğu Bloku'nda kurulan ekonomik örgütlenmeyi (COMECON) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 130Soru

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleri ve Türk toplulukları arasındaki kültürel bağları güçlendirmek amacıyla; 1993 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye'nin katılımıyla kurulan ve günümüzde 'Türk Dünyasının UNESCO'su' olarak adlandırılan uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)

Cevap

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), 12 Temmuz 1993 tarihinde imzalanan anlaşma ile kurulmuştur. Amacı Türk dillerini konuşan ülkeler arasında kültür ve sanat alanında iş birliği sağlamak olduğundan UNESCO ile benzer bir misyon üstlenmiştir ve bu nedenle 'Türk Dünyasının UNESCO'su' olarak anılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş amacını analiz etme
Soruda belirtilen kuruluşun temel amacı kültürel bağları güçlendirmek ve ortak Türk kültürünü tanıtmaktır.
Türk dünyasındaki farklı kurumlar (TİKA, TÜRKSOY, TDT) farklı uzmanlık alanlarına sahiptir.
2
Kuruluş yılını ve unvanı kontrol etme
1993 yılı ve 'Türk Dünyasının UNESCO'su' ifadesi TÜRKSOY'u işaret etmektedir.
TİKA 1992'de, TÜRKSOY ise 1993'te kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Uluslararası Türk Teşkilatları ve Görevleri

Daha Fazla Pratik

Diğer Türk dünyası kuruluşlarının (TİKA, Türk Konseyi) kuruluş tarihleri ve merkezlerini karşılaştıran bir tablo oluşturun.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 131Soru

1212 Mart 19711971 Muhtırası sonrasında kurulan teknokrat hükümetler döneminde, 19611961 Anayasası'nda kamu düzenini korumak ve devlet otoritesini güçlendirmek amacıyla kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Bu süreçte "sosyal gelişmenin ekonomik gelişmeyi aşması" gerekçesiyle özgürlüklerin disipline edilmesi hedeflenmiştir. Buna göre, 19711971-19731973 dönemi anayasa değişiklikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi genişletilerek, anayasa değişikliklerini hem esas hem de şekil bakımından denetleme yetkisi verilmiştir.

Cevap

Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisinin genişletilmesi ifadesi yanlıştır; çünkü bu dönemde mahkemenin yetkileri kısıtlanmıştır.
19711971-19731973 anayasa değişiklikleri, 19611961 Anayasası'nın demokratik ve liberal yapısına tepki olarak yapılmış otoriter düzenlemelerdir. Bu süreçte Anayasa Mahkemesinin yetkileri artırılmamış, aksine mahkemenin anayasa değişikliklerini denetleme yetkisi sadece "şekil" (biçimsel) incelemeyle sınırlandırılmıştır. Böylece mahkemenin anayasa değişikliklerinin içeriğine (esasına) müdahale etmesi engellenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1212 Mart 19711971 müdahalesinin ardından yapılan anayasa değişikliklerinin temel siyasi ve hukuki felsefesini analiz edin.
Bu dönemin, 19611961 Anayasası'nın getirdiği özgürlük ortamını daraltan ve devlet otoritesini (özellikle yürütmeyi) güçlendiren bir süreç olduğu saptanır.
Değişikliklerin yönünü belirlemek, şıklar arasında hangisinin bu yöne ters olduğunu bulmayı sağlar.
2
Yargı denetimi üzerindeki etkileri, özellikle Anayasa Mahkemesinin yetkileri açısından değerlendirin.
Anayasa Mahkemesinin anayasa değişikliklerini içerik (esas) bakımından denetlemesinin engellendiği, sadece şekilsel incelemeye izin verildiği görülür.
Yargısal denetimin daraltılması, yürütmenin güçlendirilmesi hedefinin bir parçasıdır.

Anahtar Kavram

1971-1973 Anayasa Değişikliklerinin Otoriter Niteliği

Daha Fazla Pratik

1961 Anayasası'nın ilk hali ile 1971 ve 1982 düzenlemelerini yürütmenin gücü açısından karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 132Soru

II.II. Dünya Savaşı yıllarında (1939-1945) Türkiye Cumhuriyeti; savaşın yıkıcı etkilerinden korunmak, iç piyasayı denetlemek ve müttefiklerin savaşa girme baskılarını yönetmek amacıyla pek çok ekonomik, siyasi ve diplomatik adım atmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde (1939-1945) gerçekleşen gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı'nın imzalanması

Cevap

Balkan Antantı'nın imzalanması
Balkan Antantı; Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında 9 Şubat 1934 tarihinde, Batı sınırlarının güvenliğini sağlamak amacıyla imzalanmıştır. Bu olay II. Dünya Savaşı (1939-1945) başlamadan yaklaşık 5 yıl önce gerçekleşmiştir. Bu nedenle savaş dönemi gelişmeleri arasında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki zaman aralığını (1939-1945) belirlemek.
II.II. Dünya Savaşı dönemi kastedilmektedir.
Seçeneklerin bu kronolojik çerçeveye uygunluğu denetlenmelidir.
2
Ekonomik önlemleri (Milli Korunma, Varlık Vergisi, Toprak Mahsulleri) tarihsel olarak eşleştirmek.
Bu önlemlerin tamamı 1940-1944 yılları arasında uygulanmıştır.
Savaş ekonomisinin gerekliliklerini analiz etmek.
3
Dış politika gelişmelerini (Konferanslar ve Antlaşmalar) tarihsel sıraya koymak.
Adana ve Kahire Konferansları 1943 yılında gerçekleşmişken, Balkan Antantı 1934 yılında imzalanmıştır.
Savaş öncesi ve savaş sırası diplomatik hamleleri ayırt etmek.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'deki Gelişmeler
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 133Soru

Soğuk Savaş'ın sert ikliminden uzaklaşıldığı Yumuşama Dönemi'nde, Amerika Birleşik Devletleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleşmesine öncülük eden spor odaklı süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ping-Pong Diplomasisi

Cevap

Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki yakınlaşmayı başlatan olay Ping-Pong Diplomasisi'dir.
Ping-Pong Diplomasisi, 1971'de Japonya'da düzenlenen Dünya Masa Tenisi Şampiyonası sırasında ABD ve Çin takımları arasındaki dostane ilişkilerin, her iki devletin üst düzey diplomatik görüşmelere başlamasına zemin hazırlamasıdır. Bu olay, Nixon'ın 1972'deki tarihi Çin ziyaretiyle sonuçlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (Yumuşama Dönemi, ABD-Çin ilişkileri, spor odaklı süreç) belirle.
Dönemin Yumuşama (Detant), aktörlerin ABD ve Çin olduğu netleşir.
Sorunun hangi tarihsel bağlamda sorulduğunu anlamak için gereklidir.
2
ABD ve Çin arasındaki buzların erimesini sağlayan 1971 tarihli spesifik gelişmeyi hatırla.
Masa tenisi (Ping-Pong) turnuvaları aracılığıyla kurulan diplomatik temas belirlenir.
Diplomatik normalleşmenin ilk adımını saptamak için bu bilgi elzemdir.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi Diplomatik Gelişmeleri
Soru 134Soru

Türkiye'nin Soğuk Savaş sürecinde Batı Bloku ile bütünleşme çabaları çerçevesinde 1953 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanan Balkan Paktı'nın kısa sürede işlevini yitirmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği'nde yaşanan iktidar değişikliği sonrası Yugoslavya'nın SSCB ile ilişkilerini normalleştirmesi

Cevap

Sovyetler Birliği'nde yaşanan iktidar değişikliği sonrası Yugoslavya'nın SSCB ile ilişkilerini normalleştirmesi
Balkan Paktı (1953), Stalin liderliğindeki SSCB tehdidine karşı Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya'nın kurduğu bir iş birliğidir. Ancak aynı yıl Stalin'in ölümüyle Sovyet dış politikasında yaşanan değişim, Yugoslavya'nın SSCB ile ilişkilerini düzeltmesine yol açmıştır. Yugoslavya'nın güvenlik endişelerinin azalmasıyla pakt, savunma amaçlı bir örgüt olma özelliğini kaybetmiş ve işlevsiz hale gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın kurulma amacını analiz etme
Balkan Paktı (1953), Stalin dönemi SSCB'sinin yayılmacı politikalarına karşı bölgesel bir savunma hattı oluşturmak için kurulmuştur.
Uluslararası paktların ömrü, onları ortaya çıkaran tehdidin süresine bağlıdır.
2
1953 yılındaki küresel değişimi değerlendirme
1953 yılında Stalin'in ölümüyle SSCB'de Nikita Kruşçev dönemi başlamış ve 'Barış içinde bir arada yaşama' politikası benimsenmiştir.
Lider değişikliği, bloklar arası gerilimin azalmasına (yumuşamaya) zemin hazırlamıştır.
3
Üye ülkelerin tutumundaki değişikliği belirleme
SSCB ile arası bozuk olduğu için pakta giren Yugoslavya, Sovyetler ile ilişkilerini normalleştirince askeri bir paktın içinde yer alma ihtiyacını kaybetmiştir.
Yugoslavya'nın tarafsızlık/bloksuzluk politikasına yönelmesi paktın sonunu getirmiştir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel Paktlar ve Yugoslavya'nın Rolü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 135Soru

1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından ABD Kongresi'nin Türkiye'ye yönelik silah ambargosu kararı alması üzerine; Türkiye, 25 Temmuz 1975 tarihinde çıkardığı bir kararname ile aşağıdaki adımlardan hangisini atmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'deki tüm Amerikan üs ve tesislerinin faaliyetlerini durdurarak bu tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine almak

Cevap

Türkiye'deki tüm Amerikan üs ve tesislerinin faaliyetlerini durdurarak bu tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine almak
ABD'nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası başlattığı silah ambargosuna karşılık olarak Türkiye, 25 Temmuz 1975'te 1969 tarihli Ortak Savunma İş Birliği Anlaşması'nı tek taraflı askıya almıştır. Bu kapsamda İncirlik Üssü'nün sadece NATO görevleri saklı tutulmuş, diğer tüm Amerikan üs ve tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri denetimine geçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında ABD ile yaşanan diplomatik gerilimin sonucunu belirlemek.
ABD Kongresi'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulama kararı.
Türkiye'nin Kıbrıs'ta Amerikan menşeli silahları kullandığı iddiası.
2
Ambargoya karşı Türkiye'nin 1975 yılında verdiği resmi tepkiyi analiz etmek.
Bakanlar Kurulu kararıyla Amerikan üslerinin (İncirlik hariç) kapatılması.
Mütekabiliyet esası gereği ulusal savunma haklarını korumak.

Anahtar Kavram

1975 ABD Silah Ambargosu ve Türkiye'nin Tepkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 136Soru

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile ABD arasında ciddi bir diplomatik krize yol açan "Haşhaş Meselesi" kapsamında; 19711971 yılında ABD'nin baskısı sonucu Nihat Erim hükümeti tarafından yasaklanan haşhaş ekimini, 19741974 yılında "ulusal egemenlik" ve "üreticinin mağduriyeti" gerekçelerini öne sürerek tek taraflı bir kararla yeniden serbest bırakan Türk devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bülent Ecevit

Cevap

1974 yılında haşhaş ekimini yeniden serbest bırakan devlet adamı Bülent Ecevit'tir.
Doğru cevap olan devlet adamı, 19741974 yılında kurulan koalisyon hükümetinin başbakanıdır. Türkiye'nin dış politikada ABD'ye karşı bağımsız bir duruş sergilediği bu hamle, haşhaşın sadece ilaç sanayisi için kontrollü üretilmesini öngörmüştür. Bu karar, ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulamasının temel gerekçelerinden biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihsel sürecini belirle.
Haşhaş ekimi 1971'de yasaklanmış, 1974'te tekrar serbest bırakılmıştır.
Yasaklama ve serbest bırakma tarihlerini bilmek doğru hükümeti bulmayı sağlar.
2
1974 yılındaki siyasi yapıyı analiz et.
1974 yılında iktidarda CHP ve MSP koalisyonu bulunmaktadır.
Dönemin koalisyon ortaklarını bilmek başbakanı belirlemek için gereklidir.
3
Hükümet başkanını teşhis et.
Söz konusu hükümetin başbakanı Bülent Ecevit'tir.
Kararın sorumluluğu ve ilanı başbakanlık makamı üzerinden gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Haşhaş Krizi ve Dış Politikada Egemenlik

Daha Fazla Pratik

Bu olayın ardından 1975 yılında ABD tarafından Türkiye'ye uygulanan silah ambargosunu ve Türkiye'nin buna karşılık İncirlik Üssü dahil tüm Amerikan tesislerine el koymasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 137Soru

Türkiye'de 19601960 sonrası dönemde 'sosyal ve ekonomik kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek' amacıyla hazırlanan 19611961 Anayasası ile kurulan ve 19631963 yılından itibaren uygulanmaya başlanan 'Beş Yıllık Kalkınma Planları'nı hazırlamakla görevlendirilen kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet Planlama Teşkilatı

Cevap

Devlet Planlama Teşkilatı
Devlet Planlama Teşkilatı, 19611961 Anayasası ile kurulan anayasal bir kurumdur. Türkiye'nin 19631963 yılında başladığı 'Planlı Kalkınma Dönemi' kapsamında ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma planlarını hazırlamak ve hükümete danışmanlık yapmakla görevlendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19601960 sonrası Türkiye'deki ekonomik modelin incelenmesi
Bu dönemde serbest piyasa yerine 'Planlı Kalkınma' modeline geçilmiştir.
Kaynakların verimli kullanılması için merkezi bir planlama ihtiyacı doğmuştur.
2
19611961 Anayasası ile getirilen yeni kurumların belirlenmesi
Anayasa, kalkınmayı bir devlet ödevi olarak görmüş ve bunu gerçekleştirecek kurumu tanımlamıştır.
Ekonomik hedeflerin anayasal güvenceye alınması amaçlanmıştır.
3
Kalkınma planlarını hazırlayan kurumun tespit edilmesi
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), bu amaçla kurulan ve Beş Yıllık Kalkınma Planlarını hazırlayan merkezdir.
Kurumsal kimlik ve görev dağılımı bu yöndedir.

Anahtar Kavram

Planlı Kalkınma Dönemi ve DPT
Tahmini Süre:50s
Soru 138Soru

Türkiye'de 1950 yılında gerçekleşen iktidar değişikliği sonrası Demokrat Parti'nin dış politikada Batı ittifakına entegre olma ve bölgesel güvenlik kuşakları oluşturma çabalarının bir sonucu olarak 1953'te Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında kurulan Balkan Paktı'nın, 1950'li yılların ortalarından itibaren askeri ve siyasi etkinliğini kaybetmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisi olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanmasıyla Doğu ve Batı blokları arasındaki gerginliğin yerini iş birliğine bırakması

Cevap

Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanmasıyla Doğu ve Batı blokları arasındaki gerginliğin yerini iş birliğine bırakması
Balkan Paktı, 1950'lerin ortalarından itibaren Yugoslavya'nın SSCB ile yakınlaşması ve Türkiye-Yunanistan arasındaki Kıbrıs meselesi nedeniyle işlevini yitirmiştir. Ancak Helsinki Nihai Senedi, bu süreçten çok sonra, 1975 yılında imzalanan bir Yumuşama Dönemi belgesidir. Dolayısıyla paktın dağılması üzerinde herhangi bir etkisi olması kronolojik olarak mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Paktı'nın kuruluş tarihini ve üyelerini belirleme
Pakt 1953'te Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında kurulmuş, 1954'te askeri ittifaka dönüşmüştür.
Soru kökündeki zaman dilimini ve aktörleri netleştirmek için gereklidir.
2
Paktın zayıflamasına neden olan dış siyasi gelişmeleri analiz etme
Stalin'in 1953'teki ölümü sonrası Yugoslavya'nın SSCB ile yakınlaşması (1955 Belgrad Deklarasyonu) paktın temel amacını sarsmıştır.
Bölgesel ittifakların çözülmesindeki küresel faktörleri anlamak gerekir.
3
Üyeler arası ikili ilişkileri değerlendirme
1954'ten itibaren gelişen Kıbrıs Sorunu, Türkiye ve Yunanistan'ı karşı karşıya getirerek paktın askeri işleyişini durdurmuştur.
Bölgesel bir paktın iç dinamiklerinin etkisini ölçmek için gereklidir.
4
Seçeneklerdeki olayların kronolojik uygunluğunu denetleme
Helsinki Nihai Senedi 1975 yılında, yani paktın dağılmasından yaklaşık 20 yıl sonra imzalanmıştır.
Kronolojik hatalar KPSS sorularında belirleyici bir çeldiricidir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel İttifaklar ve Çözülme Nedenleri

Alternatif Yöntem

Paktın üyelerini (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya) ve 1950'li yılların krizlerini (Kıbrıs, Stalin sonrası SSCB-Yugoslavya yakınlaşması) hatırlayarak, kronolojik olarak çok sonra gerçekleşen Helsinki Nihai Senedi (19751975) seçeneğini eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 139Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın askeri seyrinde; Müttefiklerin 19421942 yılında Kuzey Afrika'yı kontrol altına almak için başlattığı 'Meşale' (Torch) ve 19431943 yılında İtalya'yı saf dışı bırakmak için gerçekleştirdiği 'Husky' harekatlarının ardından, 19441944 yılında Nazi işgali altındaki Fransa'yı kurtarmak ve Avrupa'da 'İkinci Cephe'yi açmak amacıyla General Eisenhower komutasında başlatılan dev operasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Overlord Harekatı

Cevap

Müttefiklerin Batı Avrupa'yı kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiği harekat Overlord Harekatı'dır.
Overlord Harekatı (Normandiya Çıkartması), 66 Haziran 19441944 tarihinde Müttefik Devletlerin Nazi işgali altındaki Fransa'yı kurtarmak ve Almanya'ya karşı Batı'dan bir cephe açmak amacıyla başlattığı operasyondur. General Dwight D. Eisenhower komutasında yürütülen bu devasa amfibi harekat, savaşın sonucunu belirleyen en kritik askeri gelişmelerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Harekatların kapsamını ve bölgelerini analiz etmek
Meşale ve Husky harekatlarının sırasıyla Kuzey Afrika ve Akdeniz/İtalya bölgelerine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Soru kökündeki kronolojik ve coğrafi akışı doğru anlamak için bu harekatların amaçlarını ayırt etmek gerekir.
2
Batı Avrupa ve Fransa cephesine odaklanmak
19441944 yılında Fransa üzerinden açılan 'İkinci Cephe'nin ana unsuru Normandiya Çıkartması'dır.
Almanya'yı iki cephe arasında bırakma stratejisinin Batı kanadındaki en kritik adımı budur.
3
General Eisenhower liderliğindeki harekatın kod ismini belirlemek
Normandiya Çıkartması'nın askeri literatürdeki karşılığının Overlord Harekatı olduğu teyit edilmiştir.
KPSS düzeyindeki sorularda harekatların resmi kod isimleri ve komutan eşleşmeleri ayırt edici bilgi olarak sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Müttefik Harekatları ve Normandiya Çıkartması

İpuçları

1
Bu harekat, popüler kültürde 'D-Day' olarak da bilinen çıkartmanın askeri kod adıdır.
2
Hedef bölge Fransa'nın kuzey kıyılarıdır ve komutanı General Eisenhower'dır.
3
Tarihin en büyük amfibi (denizden karaya) harekatı olarak kabul edilir ve Normandiya'da gerçekleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Müttefiklerin savaşın gidişatını belirlediği Tahran, Yalta ve Potsdam gibi diplomatik konferansları inceleyerek askeri başarıların diplomatik yansımalarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 140Soru

Soğuk Savaş sürecinde Doğu ve Batı blokları arasındaki gerginliğin yerini diplomatik ilişkilere ve silahsızlanma çabalarına bıraktığı Yumuşama Dönemi'nin zirve noktası kabul edilen; Avrupa'da mevcut sınırların dokunulmazlığı, temel insan hakları ve devletlerin egemenlik hakları gibi ilkelerin 35 ülkenin katılımıyla imza altına alındığı 1975 tarihli belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Helsinki Nihai Senedi

Cevap

1975 yılında imzalanan ve Yumuşama Dönemi'nin en önemli diplomatik gelişmesi sayılan belge Helsinki Nihai Senedi'dir.
Helsinki Nihai Senedi, 1975 yılında Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı (AGİK) sonucunda imzalanmıştır. Bu belge, Yumuşama Dönemi'nin en önemli diplomatik başarısı olarak kabul edilir. Belge; devletlerin egemenliği, sınırların değişmezliği, insan haklarına saygı ve anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesi gibi 'Helsinki Dekalogu' olarak bilinen 10 temel ilkeyi içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi tanımlama
Soruda bahsedilen 1970'li yıllar ve 'Yumuşama' (Detant) kavramı belirlendi.
Soru kökündeki zaman ve kavram çerçevesini çizmek için gereklidir.
2
Anahtar kavramları eşleştirme
Sınırların dokunulmazlığı, insan hakları ve 35 ülke katılımı kavramları Helsinki Konferansı ile ilişkilendirildi.
Helsinki Nihai Senedi'ni diğer silahsızlanma veya bölgesel antlaşmalardan ayıran temel özellikler bunlardır.
3
Çeldiricileri eleme
Nükleer silah odaklı SALT-I ve bölgesel içerikli Camp David gibi seçenekler elendi.
Yanlış seçeneklerin kapsam farkını belirlemek doğru cevabı netleştirir.

Anahtar Kavram

Helsinki Nihai Senedi ve Yumuşama Dönemi Diplomasisi
Tahmini Süre:55s
ÖncekiSayfa 7 / 24Sonraki
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 7 | Examkin