Alacaklı (A), borçlu (B) aleyhine vadesi geçmiş 100.000 TL tutarındaki senetli alacağı için ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Yapılan incelemede borçlunun Türkiye'de yerleşik olduğu, düzenli bir işinin bulunduğu ve herhangi bir mal kaçırma girişiminin somut olarak tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bu durumda, İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca alacaklının ihtiyati haciz talebi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Borç vadesi gelmiş bir para borcu olduğu ve rehinle temin edilmediği sürece, borçlunun mal kaçırma niyetinin olup olmadığına bakılmaksızın ihtiyati haciz kararı verilebilir.Cevap
- BBorçlunun Türkiye'de muayyen bir ikametgahı bulunduğu ve yerleşik olduğu için vadesi gelmiş olsa dahi ihtiyati haciz talebi reddedilmelidir.
- CAlacaklı, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlediğini veya kaçma hazırlığında olduğunu ispatlayamadığı sürece talebi kabul edilemez.
- DAlacak senede bağlı olsa dahi, borçlu taksitlendirme talebinde bulunursa vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz kararı verilmesi kanunen mümkün değildir.
- EVadesi gelmiş borçlarda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın mutlaka bir mahkeme ilamına dayanması ve borçlunun temerrüde düşürülmüş olması şarttır.
Cevap
Borç vadesi gelmiş bir para borcu olduğu ve rehinle temin edilmediği sürece, borçlunun mal kaçırma niyetinin olup olmadığına bakılmaksızın ihtiyati haciz kararı verilebilir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin 1. fıkrasına göre, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun malları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep edebilir. Bu durumda borçlunun mal kaçırma niyetinin olması veya Türkiye'de yerleşik olmaması gibi ek şartlar aranmaz. Borçlunun vadesi gelmiş borcu ödememiş olması, ihtiyati haciz kararı verilmesi için objektif olarak yeterlidir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İhtiyati Hacizde Vade ve Maddi Şartlar Ayrımı