İktisadi kalkınma literatüründe geleneksel bir ölçüt olarak kullanılan kişi başına düşen reel milli gelir (), bir ülkenin ekonomik gücünü ve üretim kapasitesini yansıtmakla birlikte toplumsal refahın ölçülmesinde ciddi kısıtlara sahiptir. Bu kısıtlardan biri de üretilen mal ve hizmetlerin niteliği ve kullanım alanıyla ilgilidir. Buna göre, milli gelirdeki artışın "üretimin bileşimi" nedeniyle toplumsal refah artışını tam olarak yansıtamamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- Üretim artışının büyük bir bölümünün savunma harcamaları veya yatırım malları gibi doğrudan tüketilmeyen kalemlerden oluşmasıCevap
- BToplam gelirin hanehalkları arasındaki dağılımının giderek daha eşitsiz bir hal alması
- CEv içi üretim faaliyetlerinin ve kayıt dışı ekonominin milli gelir hesaplamalarına dahil edilmemesi
- DÜretim sürecinde oluşan negatif dışsallıkların bir maliyet kalemi olarak milli gelirden düşülmemesi
- EÜlke içindeki fiyat düzeyinin diğer ülkelerle olan satın alma gücü farklılıklarını tam olarak yansıtmaması
Cevap
Milli gelir artışının büyük bölümünün savunma harcamaları veya sermaye malları gibi doğrudan tüketilmeyen alanlarda gerçekleşmesi durumunda, kişi başına düşen gelir artsa da bireysel refah düzeyi artmayacaktır.
Savunma harcamaları ve yatırım malları üretimi milli gelir rakamlarını yükseltir ancak bu ürünler hanehalkları tarafından doğrudan tüketilip refahı artırmaz. Bu durum, 'üretimin bileşimi' nedeniyle milli gelirin refahı ölçmede yetersiz kaldığı temel alanı ifade eder.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Üretimin Bileşimi Kısıtı
İpuçları
1
Üretimin 'bileşimi' denildiğinde, üretilen malların hangi amaca hizmet ettiği (tüketim mi, savunma mı, yatırım mı?) düşünülmelidir.
2
Bir ekonomide daha fazla ekmek üretilmesi ile daha fazla tank üretilmesi milli geliri aynı miktarda artırabilir; hangisi bireyin anlık refahını daha çok artırır?
Daha Fazla Pratik
İktisadi kalkınmanın niteliksel boyutlarını daha iyi anlamak için İnsani Gelişme Endeksi (HDI) bileşenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s