Merkantilist düşünce sisteminde devletin ekonomiye yoğun müdahalesini meşrulaştıran temel gerekçe, dünya servetinin niteliğine dair yapılan varsayımdır. Bu çerçevede, bir ulusun zenginleşme sürecini "birinin kazancının diğerinin kaybı olduğu" bir yapıya büründüren temel anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
- Dünya toplam servetinin sabit olduğu ve bir ülkenin ancak diğer ülkeler aleyhine dış ticaret fazlası vererek maden stokunu artırabileceği varsayımıCevap
- BÜretimin temel kaynağının toprak olduğu ve "doğal düzen" gereği dış ticaretin kısıtlanmaması gerektiği görüşü
- CDeğerli maden girişinin yerli para arzını artırarak faiz oranlarını düşüreceği ve yatırımları teşvik edeceği beklentisi
- DUluslararası ticaretin mutlak üstünlüklere dayandığı ve tüm ülkelerin bu ticaretten aynı anda kazançlı çıkacağı tezi
- EParasal genişlemenin fiyatlar üzerindeki etkisinin dış ticaret dengesini otomatik olarak eski haline getireceği savunusu
Cevap
Dünya toplam servetinin sabit olduğu ve bir ülkenin ancak diğer ülkeler aleyhine dış ticaret fazlası vererek maden stokunu artırabileceği varsayımı
Doğru seçenek, Merkantilizmin en temel ontolojik varsayımı olan dünya servetinin sabitliği ilkesini vurgular. Eğer dünya üzerindeki altın ve gümüş miktarı değişmiyorsa, bir ulusun güçlenmesi ancak diğer ulusların kaynaklarını kendi sınırları içine çekmesiyle (dış ticaret fazlası vererek) mümkündür. Bu rekabetçi ve çatışmacı yapı, devletin gümrük duvarları ve teşvikler yoluyla ekonomiye müdahale etmesinin temel gerekçesini oluşturur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Sıfır Toplamlı Oyun ve Değerli Maden Biriktirme (Bullionism)