Sosyolojinin bir disiplin olarak doğuşuna zemin hazırlayan 18. ve 19. yüzyıl düşünsel iklimi; Saint-Simon'un toplumu biyolojik bir organizma gibi ele alan "sosyal fizyoloji" yaklaşımı, Auguste Comte'un "pozitivist" yöntemi ve Herbert Spencer'ın "sosyal Darwinizm" temelindeki evrimci bakış açısıyla şekillenmiştir. Bu düşünürlerin ortak paydası, toplumsal dünyayı doğa bilimlerinin nesnel yasalarıyla açıklama gayretidir. Bu bilimselleşme çabası, çok daha önceleri İbn Haldun’un "umran" ilmi ile toplumsal yapıların yükseliş ve çöküşlerini nesnel bir gözlemle ele almasıyla bir öncül bulmuş olsa da, sosyolojinin modern kurumsallaşması Sanayi Devrimi'nin getirdiği kaosun "düzen ve ilerleme" mottosuyla aşılmaya çalışıldığı bir döneme denk gelir.
Sosyolojinin bu kurucu dönemi ile Marx, Weber ve Durkheim gibi isimlerle anılan klasik dönemi arasındaki epistemolojik ve metodolojik farklar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu geçişin doğasını en doğru şekilde ifade etmektedir?
- Kurucu isimlerin toplumu, doğa bilimlerinin determinist yasalarına tabi, statik ve dinamik boyutları olan nesnel bir yapı (sosyal fizik) olarak kurgulamasına karşın; klasik dönemin toplumu yapısal çelişkiler, öznel eylemler ve kolektif bilinç gibi daha karmaşık ve tarihsel katmanlarla ele alarak disipline derinlik kazandırması.Cevap
- BSaint-Simon ve Comte'un toplumsal çatışmayı ilerlemenin temel motoru olarak görüp devrimci bir tutum sergilemesi; buna karşın Marx'ın toplumu işlevselci bir denge ve evrim süreci olarak tanımlaması.
- CSpencer'ın toplumsal bütünleşmeyi organik dayanışma kavramıyla "şeyler gibi" incelemesi; buna karşın Durkheim'ın toplumu biyolojik organizmalardan tamamen bağımsız, sadece bireysel psikolojiyle açıklanabilen bir fenomen sayması.
- Dİbn Haldun'un asabiyye teorisinin toplumu lineer ve sonsuz bir ilerleme süreci olarak görmesi; buna karşın öncü sosyologların toplumsal değişimi döngüsel bir çöküş yasasıyla açıklaması.
- EAuguste Comte'un rasyonalizasyonu "demir kafes" olarak niteleyip moderniteyi eleştirmesi; buna karşın Max Weber'in pozitivist yöntemi sanayi toplumunun tek kurtuluşu olarak reçete etmesi.