19. yüzyılın sonlarından itibaren T. H. Green ve L. T. Hobhouse gibi düşünürler tarafından savunulan 'Yeni Liberalizm' (Sosyal Liberalizm) akımı, klasik liberalizmin 'negatif özgürlük' ve 'müdahale etmeme' ilkelerini yetersiz bularak eleştirmiştir. Bu yeni yaklaşımda, bireyin sadece yasalar önünde eşit olması veya devletin müdahalesinden uzak kalması, gerçek anlamda özgür olması için yeterli görülmemiştir.
Buna göre, sosyal liberalizmin devletin sosyo-ekonomik hayata müdahalesini meşrulaştırırken dayandığı temel felsefi gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
- ADevletin sadece mülkiyet haklarını koruyan bir 'gece bekçisi' konumunda kalarak piyasanın doğal işleyişine hizmet etmesinin bireysel refahı maksimize etmesi
- BBireysel özgürlüğün ancak üretim araçlarının kolektif mülkiyetine geçilmesi ve sınıfsal ayrımların ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabileceği düşüncesi
- Özgürlüğün sadece dışsal engellerin yokluğu değil, bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirmesi için gerekli kapasite ve imkânlara (pozitif özgürlük) sahip kılınması gerekliliğiCevap
- DDevletin egemenlik gücünün toplumsal fayda adına hiçbir anayasal sınırlamaya tabi tutulmadan mutlak bir yetkiyle donatılmasının zorunluluğu
- EDemokratik işleyişte çoğunluğun iradesinin azınlık hakları ve bireysel özerklik üzerinde mutlak bir otoriteye sahip olması ilkesi
Cevap
Sosyal liberalizmin temel dayanağı, özgürlüğün sadece dışsal engellerin yokluğu değil, bireyin potansiyelini gerçekleştirebilmesi için gerekli kapasite ve imkânlara sahip olması (pozitif özgürlük) gerektiği düşüncesidir.
Sosyal liberalizm (Yeni Liberalizm), özgürlüğü 'yapabilme kapasitesi' (pozitif özgürlük) olarak tanımlar. Bu anlayışa göre, açlık, hastalık veya eğitimsizlik içindeki bir birey yasalar önünde özgür olsa bile gerçekte hayatını yönlendirme gücüne sahip değildir. Bu nedenle devletin eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi alanlarda müdahale etmesi, bireyi 'gerçekten özgürleştiren' bir eylem olarak kabul edilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Pozitif Özgürlük ve Sosyal Liberalizm