Türkiye; Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan fitocoğrafik bölgelerinin kesişiminde yer alması sayesinde kıta ölçeğinde bir biyoçeşitliliğe ve yüksek endemizm oranına sahiptir. Ancak kentsel alanların plansız genişlemesi sonucu orman, mera ve sulak alan gibi yaşam ortamlarının parçalanması (habitat fragmentasyonu) ciddi bir çevresel sorun teşkil etmektedir. 1992 Rio Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nde tanımlanan hiyerarşik düzeyler dikkate alındığında; bu parçalanma süreci öncelikle hangi çeşitlilik düzeyinde doğrudan bir azalmaya yol açarak biyolojik mirasımızı tehdit etmektedir?
- AGenetik çeşitlilik
- BTür çeşitliliği
- Ekosistem çeşitliliğiCevap
- DEkolojik niş
- ETaşıma kapasitesi
Cevap
Ekosistem çeşitliliği
Doğru cevap olan ekosistem çeşitliliği, biyolojik çeşitlilik hiyerarşisinin en geniş kapsamlı düzeyidir. Kentleşme, sanayileşme ve altyapı projeleri gibi faaliyetler sonucu yaşam alanlarının (orman, sulak alan, bozkır vb.) fiziksel olarak parçalanması, öncelikle ekosistem bütünlüğüne zarar verir. Bu sistemlerin bozulması, içinde barınan türlerin ve o türlerin sahip olduğu genetik varyasyonların da yok olmasına zemin hazırlar. Türkiye'nin üç farklı fitocoğrafik bölgeye (Avrupa-Sibirya, Akdeniz, İran-Turan) sahip olması, ekosistem çeşitliliğini, o da Türkiye'nin yüksek tür ve endemizm zenginliğini beslemektedir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Biyoçeşitlilik Hiyerarşisi (Genetik, Tür, Ekosistem)
Daha Fazla Pratik
Türkiye'nin taraf olduğu biyolojik çeşitlilik ile ilgili diğer uluslararası sözleşmeleri (Ramsar, Bern, CITES) inceleyerek ekosistem bazlı koruma stratejilerini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s