Soru

Zorluk: ZorSiyaset Kurumu ve Devlet

Siyaset sosyolojisinde Max Weber, gücü (MachtMacht) 'toplumsal bir ilişki içinde dirence rağmen kendi iradesini dayatma yeteneği', otoriteyi (HerrschaftHerrschaft) ise 'belirli bir buyruğa itaat etme inancı' olarak tanımlar. Weber'e göre modern devlet, belirli bir sınır içinde 'meşru fiziksel şiddet kullanma tekelini' başarıyla elinde bulunduran rasyonel-hukuki bir aygıttır.

Ancak bu Weberci analiz, devleti sınıflar üstü ve yansız bir kurum olarak ele aldığı gerekçesiyle farklı bir sosyolojik gelenek tarafından eleştirilir. Bu eleştirel geleneğe göre; devlet, ekonomik gücü elinde tutan sınıfın tahakküm aracıdır. Dahası, modern kapitalist toplumlarda bu tahakküm yalnızca polis ve ordu gibi baskı aygıtlarıyla değil; sendikalar, medya, okullar gibi sivil toplum kurumları aracılığıyla kitlelerin rızası üretilerek (hegemonya) sağlanır. Dolayısıyla sivil toplum, devletten bağımsız bir özgürlük alanı değil, sınıf egemenliğinin yeniden üretildiği 'genişletilmiş devletin' ayrılmaz bir parçasıdır.

Buna göre, parçada Weber'in devlet ve otorite anlayışına yöneltilen eleştirinin merkezinde yer alan teorik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Çatışmacı kuram ekseninde gelişen hegemonya ve sivil toplum yaklaşımıCevap
  2. B
    Yapısal işlevselciliğin kurumlar arası denge ve toplumsal uyum modeli
  3. C
    Weber'in çok boyutlu tabakalaşma anlayışındaki statü ve parti grupları tezi
  4. D
    Çoğulcu kuramın sivil toplumdaki rekabetçi çıkar grupları ve tarafsız devlet modeli
  5. E
    Elit teorisinin azınlığın tahakkümü ve seçkinlerin dolaşımı tezi

Cevap

Parçada açıklanan ve devleti egemen sınıfın tahakküm aracı, sivil toplumu ise rızanın (hegemonya) üretildiği alan olarak niteleyen kuram, çatışmacı yaklaşım ekseninde gelişen Neo-Marksist (Gramscigil) sivil toplum yaklaşımıdır.
Doğru cevap, çatışmacı geleneği yansıtmaktadır. Sivil toplumu devletten özerk bir özgürlük alanı olarak değil, aksine (özellikle Antonio Gramsci'nin literatüre kazandırdığı 'hegemonya' kavramıyla) egemen sınıfın ideolojik üstünlüğünü kurduğu ve kitlelerin rızasını ürettiği bir alan olarak kavramsallaştıran yaklaşım, temelini sınıf çatışmasından alan çatışmacı teoridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk paragrafındaki Weberci tanımlamaları (güç, otorite, rasyonel-hukuki devlet) analiz et.
Weber'in devletin şiddet tekelini elinde tutan yansız bir bürokratik aygıt olarak resmedildiği anlaşılır.
Sorunun hangi temel argümana itiraz ettiğini tespit etmek için gereklidir.
2
İkinci paragraftaki eleştirinin anahtar kelimelerini belirle.
Anahtar kelimeler: 'ekonomik gücü elinde tutan sınıfın tahakküm aracı', 'rızanın üretilmesi (hegemonya)', 'genişletilmiş devlet'.
Kavramların hangi sosyolojik teorik çerçeveye ait olduğunu eşleştirmek içindir.
3
Kavramları kuramlarla eşleştir.
Sınıf tahakkümü ve ekonomik yapı vurgusu Çatışmacı (Marksist) kurama aittir. Sivil toplumun hegemonya alanı olarak değerlendirilmesi ise bu geleneğin içinde (özellikle Antonio Gramsci tarafından) formüle edilmiştir.
Çeldirici olan elit, işlevselci ve çoğulcu kuramların elenmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Çatışmacı Kuramda Devlet ve Sivil Toplum (Hegemonya)
Bu soruyu puanla