Bir ülkede anayasal usullere eksiksiz uyularak iktidara gelmiş bir hükümet, ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik bunalımı aşmak amacıyla parlamentodan katı tasarruf tedbirleri içeren bir dizi yasa çıkarmıştır. Bu yasalar anayasaya ve içtüzüğe biçimsel olarak tamamen uygun olmasına rağmen, toplumun geniş kesimlerinde infial yaratmış, sendikalar süresiz grev ilan etmiş ve halkın önemli bir kısmı yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmeye başlamıştır. Hükümet yetkilileri ise kararların hukuka uygun alındığını, yürütme prosedürlerinin eksiksiz işletildiğini ve bu nedenle alınan kararlara mutlak itaat edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Weberci rasyonel-yasal otorite kavramsallaştırması ve çağdaş siyaset bilimi literatürü ışığında, yaşanan bu kriz halini en doğru şekilde özetleyen yargı aşağıdakilerden hangisidir?
- Hükümetin eylemleri rasyonel-yasal otoritenin gerektirdiği biçimsel yasallık şartını sağlasa da, yönetilenlerin yönetime dair inanç ve rızasının aşınması sistemde derin bir meşruiyet krizine yol açmıştır.Cevap
- BModern devletlerde meşruiyetin yegâne kaynağı yasallık olduğundan, hükümetin hukuka uygun adımlarına karşı gelişen toplumsal tepkiler kurumsal bağlamda bir meşruiyet tartışması yaratmaz.
- CHükümetin yasa çıkarma gücünü elinde bulundurması, halkın bu kararlara kendiliğinden ve gönüllü itaatini doğrudan doğurduğu için yaşanan süreç salt bir asayiş sorunudur.
- DParlamentonun hukuki prosedürleri işleterek karar alması, modern egemenliğin mutlak ve sınırsız olduğunu gösterdiğinden, meşruiyetin toplumsal rıza ekseninde sorgulanması kavramsal olarak hatalıdır.
- EHalkın vergi ödemeyi reddetmesi ve grevlere gitmesi, sistemin meşruiyetine yönelik bir itirazdan ziyade, kitlelerin siyasal sisteme karşı duyarsızlaştığı tipik bir siyasal apati durumudur.