Maliye politikasının temel amaçlarından biri olan gelir dağılımında adaletin sağlanması; kişisel, fonksiyonel, sektörel ve bölgesel gelir dağılımı olmak üzere farklı alt kategorilerde incelenir.
Bu dağılım türleri ile maliye politikası araçları ve makroekonomik göstergeler arasındaki teorik ilişkiler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?
- Sermaye gelirlerinin milli gelir içindeki payının artması doğrudan fonksiyonel gelir dağılımı ile ilgiliyken; bu artışın kişisel gelir dağılımını ne yönde etkileyeceği, sermaye mülkiyetinin hanehalkları arasındaki yoğunlaşma derecesine bağlıdır.Cevap
- BNüfusun en yoksul yüzde yirmilik dilimi ile en zengin yüzde yirmilik dilimi arasındaki gelir farkının artması, üretim faktörlerinin nispi getirilerini doğrudan değiştirdiğinden dolayı öncelikle fonksiyonel gelir dağılımındaki bozulmayı ifade eder.
- CDevletin piyasa başarısızlıklarını gidermek amacıyla tam kamusal malların sunumunu üstlenmesi ve dışsallıklara müdahale etmesi, temelde sektörel gelir dağılımında adaleti sağlamaya yönelik bir maliye politikası aracıdır.
- DKişi başına düşen reel milli gelirin niceliksel artışını ifade eden ekonomik büyümenin sağlanması, toplumun kurumsal ve yapısal dönüşümünü de zorunlu olarak içerdiğinden kişisel gelir dağılımını her koşulda kendiliğinden iyileştirir.
- EDolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının artırılması, vergi yükünü genel olarak sermaye sahiplerine kaydırdığı için kişisel gelir dağılımından ziyade fonksiyonel gelir dağılımını düzeltici bir etki yaratır.
Cevap
Sermaye gelirlerinin payının artmasının doğrudan fonksiyonel gelir dağılımını ilgilendirdiği, ancak bunun kişisel dağılıma etkisinin sermaye mülkiyetinin tabana ne kadar yayıldığına bağlı olduğunu belirten ifadedir.
Fonksiyonel gelir dağılımı, yaratılan milli gelirin üretim faktörleri (emek, sermaye, müteşebbis, toprak) arasındaki bölüşümünü inceler. Sermayenin aldığı payın (kar, faiz) artması saf bir fonksiyonel dağılım olayıdır. Ancak bu durumun kişisel gelir dağılımına (bireylerin ve hanehalklarının toplam gelir düzeyine) olan yansıması otomatiktir denemez. Eğer bir ülkede sermaye mülkiyeti geniş kitlelere yayılmışsa (örneğin işçilerin aynı zamanda borsa yatırımları veya faiz gelirleri varsa), sermaye payının artması kişisel gelir dağılımını bozmayabilir. Eğer sermaye küçük bir azınlığın elinde toplanmışsa, o zaman kişisel dağılım da hızla bozulur. Bu nedenle doğru seçenek, bu iki dağılım türü arasındaki ince teorik geçişkenliği tam olarak açıklamaktadır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Gelir Dağılımı Türleri Arasındaki Teorik Etkileşim ve Kavramsal Sınırlar