Uluslararası hukukta suyollarının hukuki statüsü incelendiğinde, coğrafi olarak birden fazla devletin ülkesinden geçen (ardışık) veya iki devlet arasında sınır oluşturan (bitişik) akarsular ile tamamen devletin ülkesi içinde açılan yapay uluslararası kanalların rejimleri arasında belirgin farklar bulunur. Bu bağlamda, uluslararası akarsular ve kanalların hukuki rejimlerine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- Uluslararası kanalların serbest geçiş rejimi, 1888 İstanbul Antlaşması (Süveyş Kanalı) veya 1977 Panama Kanalı Antlaşması gibi belgelerle kurulan özel statüler yaratırken; coğrafi olarak ardışık veya bitişik olan her akarsu, kıyıdaş devletlerin açık rızası olmaksızın otomatik olarak uluslararası seyrüsefere açık bir 'uluslararası akarsu' statüsü kazanmaz.Cevap
- BUluslararası nitelik kazanmış bir kanal, içinden geçtiği devletin ülkesel egemenliğinden tamamen çıkarak karasuları rejimine tabi olur ve kıyı devleti, karasularında sahip olduğu zararsız geçişi askıya alma yetkisini bu kanallarda da serbestçe uygulayabilir.
- CSınır aşan (ardışık) bir akarsuyun yukarı kıyıdaş devleti, ülkesel egemenlik hakkının mutlaklığı gereği, akarsuyun kendi sınırları içindeki kullanımında alt kıyıdaş devletlere karşı hiçbir uluslararası sorumluluk taşımaz ve suların akış yönünü dilediği gibi değiştirebilir.
- DUluslararası kanallardan serbest geçiş hakkını düzenleyen kurallar jus cogens (emredici kural) normlar hiyerarşisine dahil olduğundan, antlaşmalarla kurulan bu rejimler hiçbir koşulda değiştirilemez ve kanal devleti savaş halinde bile güvenliği için geçişi sınırlayamaz.
- EAçık denizlere dökülen tüm ardışık ve bitişik akarsular, uluslararası hukukun genel ilkeleri gereği uluslararası deniz yatağı gibi 'İnsanlığın Ortak Mirası' statüsünde kabul edilir ve bu suların işletilmesi münhasıran uluslararası örgütlerin yetkisindedir.
Cevap
Uluslararası kanalların serbest geçiş rejiminin özel antlaşmalarla (1888 İstanbul, 1977 Panama) kurulduğunu, coğrafi olarak ardışık veya bitişik olan akarsuların ise kıyıdaş devletlerin rızası olmadan otomatik olarak seyrüsefere açık bir uluslararası akarsu statüsü kazanmayacağını belirten seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, uluslararası suyolları hukukunun en temel iki kuralını hatasız biçimde yansıtmaktadır: Birincisi, yapay su yolları olan kanalların uluslararası statüsünün (Süveyş ve Panama örneklerindeki gibi) mutlaka rızaya dayalı özel antlaşmalarla kurulan objektif rejimlere dayanmasıdır. İkincisi ise, bir akarsuyun fiziki olarak birden fazla devletin sınırları içinde yer almasının (ardışık/bitişik), bu akarsuyu hukuken otomatik biçimde uluslararası ulaşıma açık bir 'uluslararası akarsu' yapmamasıdır. Hukuki statü her zaman ilgili kıyıdaşların antlaşması ile belirlenir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Uluslararası Kanalların Objektif Statüsü ve Akarsuların Seyrüsefer Rejimi