A Devleti, B Devleti'nde yerleşik bir özel siber güvenlik firmasından, kendi ulusal hava savunma sisteminin dijital altyapısını korumak ve güncel tutmak amacıyla kapsamlı bir yazılım lisansı ve teknik destek hizmeti satın almıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede ödemelerin gecikmesi üzerine firma, B Devleti yerel mahkemelerinde A Devleti aleyhine alacak davası açmıştır. A Devleti mahkemede, söz konusu yazılımın doğrudan "milli savunma" ve "ulusal güvenlik" gibi devletin en temel egemenlik yetkileriyle ilgili olduğunu, dolayısıyla yargı bağışıklığından yararlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Günümüz uluslararası hukukunda genel kabul gören "sınırlı yargı bağışıklığı" (restrictive immunity) teorisi ve işlemin niteliği-amacı ayrımı dikkate alındığında, B Devleti mahkemesinin bu uyuşmazlıktaki tutumu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
- İşlemin nihai amacı milli savunma olsa da işlemin hukuki niteliği bir özel hukuk sözleşmesi olduğundan, bu bir "jure gestionis" tasarrufu kabul edilmeli ve yargı bağışıklığı tanınmamalıdır.Cevap
- BYazılımın kullanım alanı devletin bekası ve savunmasıyla ilgili olduğundan, işlem bir "acta jure imperii" (egemenlik tasarrufu) sayılmalı ve A Devleti'ne mutlak bağışıklık tanınmalıdır.
- CDevletlerin egemen eşitliği ilkesi gereği, yabancı bir devletin başka bir devletin mahkemesinde rızası olmaksızın yargılanması mümkün olmadığından davanın usulden reddine karar verilmelidir.
- DYargı bağışıklığı kural olarak tanınmalı; ancak dava konusu olan yazılımın B Devleti topraklarında geliştirilmiş olması nedeniyle "ülkesellik ilkesi" uyarınca yargılama yapılmalıdır.
- EA Devleti'nin yargı bağışıklığı tanınmalı; ancak firmanın mağduriyetini önlemek adına icra aşamasında A Devleti'nin B Devleti'ndeki tüm taşınmazları üzerine haciz konulabilmelidir.