Roma Statüsü’ne taraf bir devletin İçişleri Bakanı olan (B), emri altındaki emniyet teşkilatının sivil halka yönelik yaygın ve sistematik saldırılar gerçekleştirdiğini açıkça gösteren raporları bilinçli olarak dikkate almamış ve bu suçların önlenmesi için makul tedbirleri almamıştır. Olayların ardından (B), kendi ülkesinde 'görevi kötüye kullanma' suçundan yargılanmış ve beraat etmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı'nın (B) hakkında insanlığa karşı suçlar nedeniyle soruşturma başlatması üzerine savunma makamı 'ne bis in idem' (aynı suçtan iki kez yargılanmama) ilkesini ve (B)’nin resmi sıfatını ileri sürmüştür.
UCM Roma Statüsü hükümleri dikkate alındığında, (B)’nin uluslararası cezai sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Roma Statüsü Madde 27 uyarınca (B)'nin resmi sıfatı mahkemenin yargı yetkisini engellemez; ulusal yargılama şahsı koruma amacı taşıdığı için 'ne bis in idem' kuralı işlemez ve sivil üstler için 'bilgiyi kasten görmezden gelme' kriteri uygulanır.Cevap
- BRoma Statüsü Madde 27 uyarınca, sanığın bir bakan olması hasebiyle sahip olduğu diplomatik dokunulmazlıklar, UCM'nin yargı yetkisini kullanmasına mutlak bir engel teşkil eder.
- CSivil bir yönetici olan (B)'nin cezai sorumluluğunun doğması için, askeri komutanlarda olduğu gibi suçların işlendiğini 'bilmesi gerekirdi' (should have known) şeklindeki objektif özen yükümlülüğü standardı uygulanır.
- DBir şahsın ulusal mahkemelerde herhangi bir suçtan yargılanmış ve beraat etmiş olması, fiilin niteliğine bakılmaksızın UCM'nin yargı yetkisini 'tamamlayıcılık' ilkesi gereği kesin olarak sona erdirir.
- Eİnsanlığa karşı suçlarda 'üstün emri' (superior orders) savunması, failin emrin hukuka aykırı olduğunu bilmediği ve emrin bariz şekilde hukuka aykırı olmadığı durumlarda cezai sorumluluğu ortadan kaldırır.