X Devleti vatandaşı olan (A), Y Devleti'nin başkentindeki bir alışveriş merkezinde çıkan tartışma sonucunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı (B)'yi kasten ağır şekilde yaralamış ve ardından ülkesine (X Devleti'ne) kaçmıştır. Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde Türkiye, mağdur (B)'nin kendi vatandaşı olması hususunu temel gerekçe göstererek fail (A) hakkında soruşturma başlatmış ve X Devleti'nden failin iadesini talep etmiştir. Yapılan hukuki incelemede; suçun Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi, askeri veya ekonomik şahsiyetine ve bağımsızlığına yönelik doğrudan bir tehdit oluşturmadığı ve uluslararası toplumun tamamına karşı işlenen, jus cogens (emredici kural) niteliğindeki suçlar kategorisinde yer almadığı belirlenmiştir.
Bu olayda Türkiye'nin ceza yargı yetkisi iddia etmesinin uluslararası hukuktaki dayanağı ve ilgili ilkenin nitelendirilmesi konusunda aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Mağdurun Türk vatandaşı olması temel alınarak yargı yetkisi iddia edilmesi, doğrudan Pasif Şahsilik (Kişisel) İlkesi'nin bir uygulamasıdır.Cevap
- BSuçun Türk vatandaşına karşı işlenmesi sebebiyle fail ile Türkiye arasında kurulan hukuki illiyet bağı, yetkinin Aktif Şahsilik İlkesi'ne dayanmasını gerektirir.
- CDevletin asli görevlerinden birinin vatandaşlarının yaşam hakkını sınır ötesinde de korumak olması, bu yetkinin Koruma İlkesi kapsamında değerlendirilmesine yol açar.
- DOlayın gerçekleştiği yerin dolaylı olarak Türk vatandaşının hukuki alanına girmesi, Türkiye'nin yetkisini Mülkilik (Ülkesellik) İlkesi üzerinden kurmasını sağlar.
- EKasten yaralama eyleminin temel insan haklarını ihlal etmesi ve her devletin bu ihlalleri yargılama hakkının bulunması, durumu Evrensellik İlkesi ile açıklar.