X ülkesinde yaşanan bir iç çatışma sürecinde, Devlet Başkanı A'nın politikaları doğrultusunda hareket eden General B'nin komutasındaki silahlı birlikler, muhalif bir "siyasi gruba" mensup sivil halka karşı, devletin veya bir örgütün önceden belirlenmiş politikası çerçevesinde geniş çaplı ve sistemli cinayet ile işkence eylemleri gerçekleştirmiştir. General B, emri altındaki birliklerin bu suçları işlediğini bilmesine rağmen durumu engellemek veya failleri cezalandırmak için yetkisi dâhilindeki gerekli makul tedbirleri almamıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı olayla ilgili resen soruşturma başlatmıştır.
Roma Statüsü hükümleri dikkate alındığında, bu olaydaki eylemlerin hukuki nitelendirilmesi ve kişilerin uluslararası cezai sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Siyasi bir gruba yönelik bu sistemli saldırılar "insanlığa karşı suç" teşkil eder; UCM Statüsü uyarınca Devlet Başkanı A'nın resmi sıfatı yargılanmasına engel olamayacağı gibi, General B de "komutan sorumluluğu" ilkesi gereği doğrudan cezai olarak sorumlu tutulur.Cevap
- BSivil halkın belirli bir grubunun kısmen veya tamamen yok edilmesi amaçlandığından bu eylemler "soykırım suçu" kapsamında değerlendirilir; ancak Devlet Başkanı A, görevde olduğu sürece mutlak yargı bağışıklığından yararlanır.
- CEylemler iç çatışma sırasında gerçekleştiğinden öncelikle "savaş suçu" niteliğindedir; General B bizzat emir vermediği ve birlikler yetki aşımında (ultra vires) bulunduğu için eylemler devlete isnat edilse de General B'nin uluslararası cezai sorumluluğu doğmaz.
- DBireylerin uluslararası hukukta doğrudan süje ehliyeti bulunmadığından UCM'nin yargı yetkisi X devletinin açık rızasına bağlıdır; bu rıza verilmezse eylemler ancak diğer devletlerce evrensellik ilkesi uyarınca kendi iç hukuklarında yargılanabilir.
- EBu eylemler uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden bir "saldırı suçu" oluşturur; faillerin yargılanması için mağdurların uyruğunda bulunduğu devletlerin koruma ilkesi kapsamında harekete geçmesi zorunludur.