Uluslararası hukukta devletlerin cezai konularda yargı yetkisini tesis ederken başvurdukları 'aktif şahsilik' (kişisel yetki) ilkesi, devlet ile fail arasındaki vatandaşlık bağına dayanır. Ancak bu yetkinin teorik meşruiyeti ile fiili uygulanabilirliği arasındaki ayrım, egemenliklerin eşitliği ilkesi çerçevesinde kritik bir önem arz eder. Buna göre, aktif şahsilik ilkesinin uluslararası hukuktaki niteliği ve sınırları göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu yetkinin kapsamını en doğru şekilde tanımlar?
- Bu ilke, devlete kendi vatandaşı üzerinde ülke dışında işlediği fiiller için 'yasama/kural koyma' yetkisi tanısa da, bu yetkinin 'icra' boyutu, yabancı devletin rızası olmadıkça o devletin ülkesinde kullanılamaz.Cevap
- BAktif şahsilik ilkesi, suçun mağdurunun uyrukluğuna bakılmaksızın sadece devletin temel çıkarlarına saldırı teşkil eden casusluk ve kalpazanlık gibi fiiller üzerinde mutlak bir yargılama yetkisi tesis eder.
- CVatandaşlık bağına dayanan bu yetki, mülkilik ilkesinin hiyerarşik olarak üzerinde yer aldığı için failin suçu işlediği yer devletinin iade talebini her durumda hukuken geçersiz kılan üstün bir norm niteliğindedir.
- DAktif şahsilik ilkesi sadece 'jus cogens' niteliğindeki uluslararası suçlarda uygulama alanı bulur ve bu durumlarda devletin vatandaşı üzerindeki yetkisi, evrensellik ilkesinin yerini alarak münhasır hale gelir.
- EFailin çift vatandaşlığa sahip olması durumunda aktif şahsilik ilkesi askıya alınır ve yargılama yetkisi, mağdurun vatandaşlığına dayanan pasif şahsilik ilkesi uyarınca mağdurun devletine geçer.
Cevap
Aktif şahsilik ilkesi, devlete ülke dışındaki vatandaşları üzerinde kural koyma (yasama) yetkisi verse de, bu kuralların bir başka devletin toprağında fiilen uygulanması (icra yetkisi) egemenlik engeline takılır ve ancak yabancı devletin rızasıyla veya failin kendi ülkesine dönmesiyle mümkün olur.
Doğru olan ifade, uluslararası hukuktaki 'Lotus Prensibi' ve yargı yetkisi türleri arasındaki farkı eksiksiz yansıtmaktadır. Aktif şahsilik ilkesi, bir devlete dünyanın neresinde olursa olsun kendi vatandaşına yönelik kural koyma (yasama) yetkisi verir. Ancak, bir devletin kendi polisinin veya mahkemesinin başka bir devletin topraklarında işlem yapması (icra yetkisi), o devletin egemenliğine müdahale sayılacağından yasaktır. Bu nedenle, aktif şahsilik uyarınca başlatılan bir yargılama, ancak fail kendi devletinin topraklarına girdiğinde veya iade edildiğinde fiilen sonuçlanabilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Yasama ve İcra Yetkisi Ayrımı (Jurisdiction to Prescribe vs. Enforce)