Dolaşım ve Solunum Sistemleri

300 soru

Soru 221Soru

Kalp duvarının tabakaları ve ileti sistemi arasındaki yapısal ilişkiler dikkate alındığında, ventrikül miyokardı ile süreklilik gösteren ve özelleşmiş ileti hücrelerini barındıran bölge ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleti sisteminin terminal dalları olan Purkinje lifleri, endokardiyumun subendokardiyal tabakasında bulunur ve genellikle T-tübül sisteminden yoksundurlar.

Cevap

İleti sisteminin terminal dalları olan Purkinje lifleri, endokardiyumun subendokardiyal tabakasında bulunur ve genellikle T-tübül sisteminden yoksundurlar.
Purkinje lifleri, ventriküllerin endokardiyum tabakasının en dış katmanı olan subendokardiyal tabakada yerleşir. Bu hücreler, kontraktil miyositlerden daha büyük çaplı olmalarına rağmen uyarı iletimini hızlandırmak için özelleşmişlerdir ve tipik olarak kontraktil hücrelerin aksine T-tübül yapısı içermezler.

Adım Adım Çözüm

1
Kalp duvarı tabakalarını analiz et.
Endokardiyum; endotel, subendotelyal tabaka, miyoelastik tabaka ve subendokardiyal tabaka olmak üzere katmanlardan oluşur.
Purkinje liflerinin yerleşim yerini belirlemek için doğru tabakayı bilmek gerekir.
2
İleti sistemi hücrelerinin (Purkinje lifleri) histolojik özelliklerini değerlendir.
Purkinje lifleri; kontraktil miyositlerden daha büyük, bol glikojen içeren, az sayıda ve periferik yerleşimli miyofibrili olan, T-tübül sistemi bulunmayan hücrelerdir.
Hücrenin morfolojik ve fonksiyonel farklarını ayırt etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki tabaka ve protein bilgilerini doğrula.
Subendokardiyal tabaka Purkinje liflerini barındırırken, kalp kapaklarının fibroza tabakası Tip I kollajen içerir.
Yanlış tabaka isimleri veya kollajen tipleri ile çeldiricileri elemek için.

Anahtar Kavram

Purkinje lifleri, ventrikül endokardının subendokardiyal tabakasında yer alan, bol glikojen içeren ve T-tübül sistemi içermeyen özelleşmiş iletici kardiyomiyositlerdir.
Soru 222Soru

Trakea lümenini döşeyen yalancı çok katlı silli prizmatik epitel (solunum epiteli) içerisinde sayıca en fazla bulunan ve apikal yüzeylerindeki sil yapıları sayesinde mukoza üzerindeki mukus tabakasını farenkse doğru tek yönlü olarak hareket ettiren hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silli hücreler

Cevap

Trakea epitelinde en bol bulunan ve mukus hareketini sağlayan hücreler silli hücrelerdir.
Silli hücreler, trakea epitelinde sayıca en fazla bulunan (%30) hücre tipidir. Her bir hücrenin apikal yüzeyinde yaklaşık 250 adet sil bulunur. Bu sillerin koordineli bir şekilde farenkse doğru vuruş yapması, solunum yollarındaki mukus tabakasının ve tutulan yabancı maddelerin dışarı atılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Trakea epitelindeki hücre tiplerini ve bolluk oranlarını hatırla.
Silli hücreler epitelin yaklaşık %30'unu oluşturur ve en yaygın hücre tipidir.
Trakea, havayı temizlemek için yoğun bir silli hücre popülasyonuna ihtiyaç duyar.
2
Hücrelerin fonksiyonel özelliklerini karşılaştır.
Yalnızca silli hücrelerin apikalinde mukusu hareket ettirebilecek organize mikrotübül yapısına sahip siller bulunur.
Mukosiliyer temizlik mekanizması silli hücrelerin koordineli vuruşlarına dayanır.

Anahtar Kavram

Solunum epiteli hücre tiplerinin morfolojisi ve mukosiliyer temizlikteki rolleri.

İpuçları

1
Bu hücre tipi 'mukosiliyer asansör' mekanizmasının temel motor gücüdür.

Daha Fazla Pratik

Silli hücrelerin yapısal bozukluğu (Kartagener sendromu gibi) durumunda ortaya çıkan klinik tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:40s
Soru 223Soru

Vasküler sistemdeki damarların histolojik organizasyonu ve beslenme stratejileri üzerine yapılan bir karşılaştırmalı çalışmada şu bulgular elde edilmiştir:

I. Damar: Vasa vasorumlar tunika medianın sadece en dış kısmında gözlenmekte olup, lümen ile tunika media arasında oldukça belirgin, dalgalı görünümlü bir elastik tabaka izlenmektedir.
II. Damar: Vasa vasorumlar tunika medianın derinliklerine, lümen yakınındaki bölgelere kadar penetre olmakta olup, damar duvarının en dış tabakası (tunika adventisya) toplam duvar kalınlığının yarısından fazlasını oluşturmaktadır.

Buna göre, incelenen damarların yapısal ve fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. damar büyük bir ven (Vena cava gibi) olup, tunika adventisyasında lümene paralel seyreden longitudinal düz kas demetleri barındırır.

Cevap

İkinci damar büyük bir veni temsil etmektedir; bu damarlarda adventisya en kalın tabakadır, beslenme lümenden yetersiz olduğu için vasa vasorumlar derine iner ve adventisyada boyuna düz kaslar bulunur.
Verilen bulgular ışığında, II. damarın en kalın tabakasının adventisya olması ve vasa vasorumların derin penetrasyonu (venöz kanın düşük O2 basıncı nedeniyle) bunun büyük bir ven olduğunu kanıtlar. Büyük venlerde (Vena cava superior/inferior) tunika adventisya tabakasında karakteristik olarak lümene paralel (boyuna) seyreden düz kas demetleri yer alır. Bu özellik TUS'ta sıkça sorgulanan ayırt edici bir bilgidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vasa vasorum derinliğinin analiz edilmesi
II. damarda vasa vasorumların derine inmesi, lümendeki kanın oksijen bakımından fakir olduğunu (venöz kan) gösterir.
Arterlerde lümendeki yüksek O2 basıncı nedeniyle iç tabakalar diffüzyonla beslenir, vasa vasorumlar sadece dış kısımda kalır.
2
Tabaka kalınlık oranlarının değerlendirilmesi
II. damarda adventisyanın en kalın tabaka olması venöz yapıyı kesinleştirir.
Arterlerde damar duvarının en kalın tabakası her zaman tunika mediadır.
3
I. damarın elastik yapısının tanımlanması
Belirgin, dalgalı bir lamina elastika interna (LEI) varlığı musküler artere işaret eder.
Elastik arterlerde LEI, medianın elastik lamelleri arasında kaybolur ve net seçilemez.
4
Büyük venlere özgü adventisya modifikasyonunun hatırlanması
Vena cava gibi büyük venlerde adventisyada boyuna (longitudinal) düz kas demetleri bulunur.
Bu yapı damarın dikey yöndeki gerilmelere karşı direncini artırır.

Anahtar Kavram

Arter ve venlerin vasa vasorum derinliği, tabaka kalınlık oranları ve elastik lamel belirginliği üzerinden ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 224Soru

Lenfatik damarların mikroskobik organizasyonu ve fonksiyonel dinamikleri incelendiğinde; lenf kapillerlerinin interstisiyel basınç değişimlerine adaptasyonu ve ana toplayıcı kanalların yapısal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenf kapillerinde bazal lamina kesintili veya yoktur; endotel hücreleri "çapa filamanları" (anchoring filaments) ile çevre kollajen liflerine bağlanarak doku basıncı arttığında lümenin açık kalmasını sağlar.

Cevap

Lenf kapillerinde bazal laminanın kesintili veya eksik olması ve endotel hücrelerinin çapa filamanları aracılığıyla çevre kollajen liflerine tutunarak lümeni açık tutması doğru ifadedir.
Doğru seçenek, lenf kapillerlerinin histolojik karakteristiğini yansıtmaktadır. Lenf kapillerleri, kan kapillerinden farklı olarak kesintisiz bir bazal lamina içermezler. Endotel hücrelerinin dış yüzeyinden çevre bağ dokusundaki kollajen liflerine uzanan 'çapa filamanları' (mikrofibriller), interstisiyel sıvı miktarı arttığında gerilerek endotel hücrelerini birbirinden uzaklaştırır ve lümeni açık tutar. Bu sayede interstisiyel sıvı, endotel hücreleri arasındaki aralıklardan lenf sistemine kolayca girebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf kapillerinin başlangıç yapısını analiz et.
Lenf kapillerleri kör uçla başlar, perisit içermez ve bazal laminaları yok denecek kadar azdır.
Kan kapillerinden temel farkı bu yapısal eksikliklerdir.
2
Çapa filamanlarının (anchoring filaments) fonksiyonunu değerlendir.
Bu filamanlar endotel hücrelerini bağ dokusundaki kollajen liflerine sabitler.
Doku sıvısı arttığında endotelin kollapsa uğramasını (büzüşmesini) engellemek için bu bağlantı gereklidir.
3
Ductus thoracicus ile venlerin yapısını karşılaştır.
Ductus thoracicus en büyük lenf kanalıdır ve venlere göre daha kalın bir kas tabakasına (media) sahiptir.
Lenf sıvısının düşük basınçlı sistemde taşınması için aktif kas kasılması kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kavram

Lenf kapillerlerinde lümen açıklığının çapa filamanları (anchoring filaments) tarafından korunması ve bazal lamina eksikliği.

Daha Fazla Pratik

Lenfatik damarların kapakçık yapısı ile venlerdeki kapakçıkların sıklık farkını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 225Soru

Trakea duvarının mikroskobik organizasyonu ve tabakalar arasındaki yapısal geçiş özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mukozayı submukozadan ayıran ve bronşiyal ağaç boyunca ilerledikçe yerini düz kas tabakasına bırakan elastik membran, boylamasına (longitudinal) seyreden yoğun elastik liflerden oluşur.

Cevap

Mukozayı submukozadan ayıran ve bronşlarda düz kas tabakasına dönüşen boylamasına seyirli elastik liflerden oluşan yapı doğrudur.
Trakea duvarında mukoza ve submukoza arasındaki ayrımı belirleyen yapı, longitudinal (boylamasına) yerleşimli yoğun elastik liflerden oluşan elastik membrandır (lamina elastica). Bu yapı, trakea bronşlara dallandığında yerini düz kas liflerinden oluşan muscularis mucosae tabakasına bırakır. Bu geçiş, iletici yolların elastikiyetten kontraktilitenin ön plana çıktığı bir yapıya dönüşümünü yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Trakea duvar tabakalarının sınırlarını belirle.
Mukoza (epitel + lamina propria) ile submukoza arasındaki sınırın elastik membran olduğu saptandı.
Trakeada muscularis mucosae bulunmaz, yerini elastik lif zengini bir tabaka alır.
2
Elastik membranın yapısal detaylarını ve devamlılığını analiz et.
Bu membranın liflerinin longitudinal (boyuna) seyrettiği ve bronş seviyesinde düz kas liflerine (muscularis mucosae) yerini bıraktığı doğrulandı.
Solunum yollarındaki histolojik geçiş kuralları bu değişimi öngörür.
3
Diğer tabakaların ve hücrelerin hatalı özelliklerini ele.
Lamina reticularis (tip III kollajen/fibroblast kökenli), sekresyon modları (merokrin) ve kas yerleşimi (posterior uçlar arası) bilgileriyle çelişen şıklar elendi.
Hücre ultrastrüktürü ve moleküler bileşim bilgisi ayırıcı tanı için gereklidir.

Anahtar Kavram

Trakea Duvar Organizasyonu ve Elastik Membran
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 226Soru

Kardiyovasküler sistemin embriyolojik gelişimi sürecinde, dördüncü haftanın sonunda primitif kalp tüpüne venöz kanı taşıyan sinus venosus'un sol boynuzunun (left hornleft\ horn) erişkindeki temel türevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinus coronarius

Cevap

Sinus venosus'un sol boynuzu erişkin kalbinde sinus coronarius yapısını oluşturur.
Kardiyak gelişim sırasında venöz kan akımının sağa kaymasıyla sinus venosus'un sol boynuzu kısalır ve kalbin ana venöz kanalı olan sinus coronarius'u oluşturacak şekilde farklılaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Embriyolojik yapıyı tanımlama
Sinus venosus, kalp tüpünün kaudal ucuna venöz kan getiren yapıdır ve sağ-sol iki boynuza sahiptir.
Gelişimin başında venöz dönüş simetriktir, ancak zamanla sağa kayar.
2
Sol boynuzun akıbetini belirleme
Sol boynuzun büyük kısmı körelir, ancak proksimal parçası kalıcı bir yapı olan sinus coronarius olarak kalır.
Sol taraftaki venöz sistemlerin bir kısmı sağa drene olmaya başlar, sol boynuz ise kalbin venöz drenaj yolu olarak özelleşir.

Anahtar Kavram

Sinus venosus türevleri
Tahmini Süre:45s
Soru 227Soru

Akciğerlerde gaz değişiminin gerçekleştiği interalveolar septumun yapısı ve hücresel bileşenleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan-hava bariyerinin en ince olduğu gaz değişim bölgelerinde, epitel ve endotel bazal membranları arasında geniş bir bağ dokusu aralığı bulunur

Cevap

Kan-hava bariyerinin en ince olduğu gaz değişim bölgelerinde, epitel ve endotel bazal membranları arasında geniş bir bağ dokusu aralığı bulunduğu ifadesi yanlıştır.
Kan-hava bariyerinin gaz değişiminden sorumlu 'ince' kısmında (thin portion), difüzyon mesafesini minimize etmek için Tip I pnömosit ve kapiller endotel hücresinin bazal membranları birbirleriyle kaynaşır (fused basal laminae). Bu bölgede interstisyel bağ dokusu, kollajen lifler veya fibroblastlar bulunmaz. Bağ dokusu elemanları septumun 'kalın' kısmında (thick portion) yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Kan-hava bariyerinin (blood-air barrier) fonksiyonel yapısını analiz et.
Bu bariyer, oksijen ve karbondioksitin en hızlı şekilde difüze olabilmesi için mümkün olduğunca ince olmalıdır.
Gaz difüzyon hızı, bariyer kalınlığı ile ters orantılıdır (Fick yasası).
2
Bariyerin 'ince' ve 'kalın' kısımlarını ayırt et.
İnce kısım gaz değişimi içindir; kalın kısım sıvı değişimi ve yapısal destek içindir.
İnce kısımda difüzyon mesafesini uzatacak yapılar bulunmamalıdır.
3
Seçenekleri değerlendirerek histolojik gerçeğe aykırı olanı bul.
İnce kısımda bazal membranlar kaynaşmıştır (fused), arada bağ dokusu yoktur. Seçenekte 'geniş bir bağ dokusu aralığı' olduğu söylenmektedir, bu yanlıştır.
Bağ dokusu ve lifler (kollajen, elastin) septumun 'kalın' kısmında bulunur.

Anahtar Kavram

Kan-Hava Bariyeri ve Bazal Membran Kaynaşması

İpuçları

1
Gaz değişiminin verimli olması için oksijenin kat etmesi gereken mesafe mümkün olduğunca kısa olmalıdır.
2
İnteralveolar septumun 'ince' (gaz değişimi) ve 'kalın' (destek) olmak üzere iki farklı bölgesi vardır.
3
En ince bariyer yapısında, epitel ve endotel hücrelerinin bazal membranları ayrı ayrı durmaz, tek bir yapı gibi davranır.

Daha Fazla Pratik

Kan-hava bariyeri tabakalarının dıştan içe doğru sıralanışı ile ilgili bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 228Soru

Akciğerlerin prenatal gelişim sürecinde; her bir terminal bronşiyolün iki veya daha fazla respiratuar bronşiyole bölündüğü, bu bronşiyollerin de üç ila altı adet ilkel alveolar kanala ayrılmaya başladığı evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanaliküler evre

Cevap

Akciğer gelişiminin kanaliküler evresi, terminal bronşiyollerin respiratuar bronşiyollere bölünmesiyle karakterizedir.
Kanaliküler evre (1616-2626. haftalar), akciğerlerin vasküler yapısının hızla geliştiği ve her bir terminal bronşiyolün respiratuar bronşiyollere, onların da alveolar kanallara dallandığı kritik bir dönemdir. Bu evrenin sonuna doğru kan-hava bariyeri kurulmaya başlar ve sürfaktan üretimiyle birlikte fetusun yaşayabilirliği (viabilite) mümkün hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Dallanma düzeyini belirle
Terminal bronşiyollerden sonra respiratuar bronşiyollerin ve alveolar kanalların oluşumu
Solunum sisteminin fonksiyonel (gaz değişimi yapan) birimlerinin ilk kez ortaya çıkmaya başladığı yapısal değişikliği saptamak gerekir.
2
Gelişim evrelerini kronolojik olarak eşleştir
Kanaliküler evre (1616-2626. haftalar)
Psödoglandüler evrede terminal bronşiyollerden öteye dallanma yoktur; Sakküler evrede ise bu dallanmalar tamamlanmış ve keseler oluşmaya başlamıştır.

Anahtar Kavram

Akciğer maturasyon evrelerinden kanaliküler evre, terminal bronşiyollerin solunumsal alt birimlere (respiratuar bronşiyol ve alveolar kanal) ayrılması ve vaskülarizasyonun artması ile tanımlanır.
Tahmini Süre:50s
Soru 229Soru

Kardiyovasküler sistemin embriyolojik gelişimi sürecinde, kalıcı sol atriyumun "sinus venarum" benzeri düz duvarlı kısmının oluşumuna temel olarak katkıda bulunan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vena pulmonalis communis

Cevap

Sol atriyumun düz duvarlı kısmının kökeni Vena pulmonalis communis'tir (ortak pulmoner ven).
Kalıcı sol atriyumun pürüzsüz (düz) duvarlı bölgesi, embriyonik gelişim sırasında dorsal atriyal duvardan çıkan ortak pulmoner venin (vena pulmonalis communis) ve onun ilk iki dalının atriyum duvarına dahil edilmesiyle (inkorporasyon) meydana gelir. Bu süreç sonucunda dört ayrı pulmoner ven sol atriyuma doğrudan açılır hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Atriyumların embriyolojik bileşenlerini analiz edin.
Hem sağ hem de sol atriyum, trabeküler (pürüzlü) ve düz duvarlı olmak üzere iki ana bölümden oluşur.
Atriyumlar tek bir kaynaktan değil, farklı yapıların birleşmesiyle gelişimlerini tamamlar.
2
Sol atriyuma özgü düz duvar gelişimini belirleyin.
Gelişimin 4. haftasında dorsal duvardan çıkan ortak pulmoner venin, duvar genişlemesiyle atriyuma katıldığı görülür.
Sol tarafın düzleşmesi, damar duvarının atriyum boşluğuna dahil edilmesi (inkorporasyon) mekanizmasıyla gerçekleşir.
3
Diğer yapıların türevleriyle karşılaştırma yapın.
Sağ taraftaki düzleşmenin sinus venosus kaynaklı olduğu, sol taraftakinin ise pulmoner ven kaynaklı olduğu ayırt edilir.
Sağ ve sol atriyumun düz duvar kökenleri asimetriktir.

Anahtar Kavram

Sol atriyumun düz duvarı, vena pulmonalis communis'in atriyum duvarına katılmasıyla oluşur; trabeküler kısımlar ise primitif atriyumdan gelişir.
Tahmini Süre:50s
Soru 230Soru

İnsan embriyosunda arteriyel sistemin gelişimi sırasında, altıncı aort yayı (6th6^{th} aortic arch) veya diğer adıyla pulmoner yay, her iki tarafta farklı embriyolojik kaderlere sahiptir. Sağ altıncı aort yayının distal parçasının fetal dönemde tamamen dejenere olduğu göz önüne alındığında; bu yayın proksimal parçasından erişkinde köken alan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ pulmoner arter

Cevap

Sağ pulmoner arter, sağ altıncı aort yayının proksimal segmentinden gelişen yapıdır.
Altıncı aort yayı, pulmoner ark olarak da bilinir. Bu yayın proksimal parçaları hem sağda hem de solda pulmoner arterlerin proksimal kısımlarına dönüşür. Sağ tarafta distal parça dejenere olurken, sol tarafta distal parça duktus arteriozus'u (erişkinde ligamentum arteriosum) oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Altıncı aort yayının (pulmoner yay) temel görevini tanımla.
Bu yay, gelişen akciğer tomurcuklarına kan taşımakla görevli pulmoner sistemin öncülüdür.
Gelişimsel vasküler arkların her birinin spesifik bir arteriyel türevi vardır.
2
Sağ ve sol altıncı yaylar arasındaki asimetriyi analiz et.
Her iki tarafta proksimal kısımlar korunurken, distal kısım sadece solda (duktus arteriozus olarak) korunur; sağda kaybolur.
Vasküler sistemin asimetrik gelişimi, kalbin sola rotasyonu ve büyük damarların yerleşimiyle ilişkilidir.
3
Sağ proksimal segmentin türevini belirle.
Sağ taraftaki proksimal segment sağ pulmoner artere dönüşür.
Proksimal segmentler her iki tarafta da akciğerlere giden ana damarların kökenini oluşturur.

Anahtar Kavram

Aort yaylarının (Aortic Arches) asimetrik gelişimi ve altıncı yayın pulmoner türevleri.
Soru 231Soru

Kardiyovasküler sistem gelişimi sırasında, primitif kalp tüpünün bulbus cordis bölümünden köken alan konotrunkal bölge (truncus arteriosus ve conus cordis), nöral krest hücrelerinin de katkısıyla oluşan spiral bir septum aracılığıyla aorta ve pulmoner trunkusa bölünür. Bu septasyon sürecindeki aksaklıklar, klinik pratikte "konotrunkal defektler" olarak bilinen bir grup konjenital anomaliye yol açar. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi embriyolojik olarak konotrunkal yastıkçıkların (conotruncal ridgesconotruncal\ ridges) gelişimindeki bir bozukluğa bağlı olarak ortaya çıkan konotrunkal defektler arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ostium primum tipi atrioventriküler septal defekt

Cevap

Ostium primum tipi atrioventriküler septal defekt, konotrunkal yastıkçıkların değil, atrioventriküler kanal düzeyindeki endokardiyal yastıkçıkların gelişimsel kusuruna bağlı olarak ortaya çıkar.
Ostium primum tipi atrioventriküler septal defekt, atrioventriküler kanalın ortasında yer alan üst ve alt endokardiyal yastıkçıkların septum primum ile tam birleşememesi sonucu oluşur. Bu durum bir 'endokardiyal yastıkçık defekti'dir ve büyük damarların çıkış yollarını (infundibulum, aorta, pulmoner arter) ilgilendiren konotrunkal yastıkçıklardan bağımsız bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Konotrunkal bölgenin tanımlanması
Bulbus cordis'in distal parçaları olan truncus arteriosus ve conus cordis, konotrunkal bölgeyi oluşturur.
Bu bölge ventrikül çıkış yolları ve büyük damarların köklerine kaynaklık eder.
2
Spiral septum oluşum mekanizmasının analizi
Nöral krest hücrelerinin göçüyle oluşan konotrunkal yastıkçıklar spiral bir şekilde birleşerek aortikopulmoner septumu oluşturur.
Aorta ve pulmoner trunkusun birbirinden ayrılması için bu spiral yapı şarttır.
3
Konotrunkal defektlerin sınıflandırılması
Fallot tetralojisi, transpozisyon ve persistens trunkus gibi durumlar doğrudan bu septumun hatalı gelişimiyle ilişkilidir.
Hepsi çıkış yolu ve büyük damar anomalileridir.
4
Endokardiyal yastıkçık türevleri ile karşılaştırma
Ostium primum tipi ASD ve AV kanal defektleri, atrioventriküler bölgedeki endokardiyal yastıkçıkların füzyon kusurudur.
Bu defektler kalbin çıkış yolunda değil, atrium ve ventrikül arasındaki geçiş bölgesinde yer alır.

Anahtar Kavram

Kardiyovasküler gelişimde konotrunkal yastıkçıklar (nöral krest katkılı) çıkış yollarını oluştururken, endokardiyal yastıkçıklar (AV kanal) atrioventriküler kapakları ve septumun membranöz kısımlarını oluşturur.

İpuçları

1
Kalbin 'çıkış yolları' (outflow tracts) ile 'giriş yolları' (atrioventricular canal) arasındaki farkı düşünün.
2
Konotrunkal defektlerde genellikle nöral krest hücrelerinin göçünde bir sorun vardır; bu hücreler aorta ve pulmoner trunkusu ayıran septumu oluşturur.
3
Ostium primum tipi defektler, triküspit ve mitral kapak seviyesindeki yastıkçıkların yetersizliği ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Nöral krest hücrelerinin göçünü etkileyen DiGeorge Sendromu'nda görülen kalp anomalilerini incelemek konotrunkal defekt kavramını pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 232Soru

Trakea duvarında yer alan hiyalin kıkırdak tabakasının yapısal organizasyonu ve diğer duvar katmanları ile olan ilişkisi değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıkırdak halkaları saran perikondriyum tabakası, dışta adventisya ve içte submukoza tabakalarının bağ dokusu ile kaynaşarak kıkırdağın beslenmesi için gerekli vasküler desteği sağlar.

Cevap

Hiyalin kıkırdak halkaları çevreleyen perikondriyumun, submukoza ve adventisya tabakalarıyla kaynaşarak vasküler destek sağlaması doğru ifadedir.
Trakea duvarındaki hiyalin kıkırdak halkalar, yoğun düzensiz bağ dokusu yapısındaki perikondriyum ile sarılıdır. Bu perikondriyum tabakası, lümen tarafında submukoza tabakasının bağ dokusuyla, dış tarafta ise adventisya tabakasıyla bütünleşir. Kıkırdak dokusu avasküler olduğu için, büyüme ve beslenme için gerekli olan damar ve progenitör hücre desteği bu perikondriyum tabakası üzerinden sağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Trakea duvar katmanlarını içten dışa analiz etme
Lümen, epitel, lamina propria, submukoza, hiyalin kıkırdak ve adventisya sıralaması belirlenir.
Tabakalar arası sınırların ve ilişkilerin doğru kurulması için gereklidir.
2
Kıkırdak dokusunun beslenme özelliklerini değerlendirme
Kıkırdağın avasküler olduğu ve perikondriyumdaki damarlardan difüzyonla beslendiği hatırlanır.
Kıkırdağın perikondriyum ile olan fonksiyonel bağını doğrulamak için önemlidir.
3
Perikondriyumun konumunu belirleme
Trakeada kıkırdağın her iki yüzeyinde de perikondriyum olduğu ve bunun içte submukoza, dışta adventisya ile temas halinde olduğu görülür.
Doğru seçenekteki yapısal komşuluk ilişkisini doğrular.

Anahtar Kavram

Trakea duvarının tabakalı organizasyonu ve hiyalin kıkırdağın perikondriyum aracılığıyla çevre dokularla olan ilişkisi.
Soru 233Soru

Doğumdan sonra fetal dolaşım yapılarının kapanması ve kalıcı ligamentlere dönüşüm süreciyle ilgili olarak; ductus arteriosus’un kapanma mekanizması ve bu sürece eşlik eden fizyolojik değişiklikler dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plasental ayrılma ve akciğerlerdeki metabolik aktivite sonucu azalan prostaglandin (PGE2PGE_2) seviyeleri, ductus arteriosus’un açık kalmasını sağlayan temel vazodilatör etkinin ortadan kalkmasına yol açar.

Cevap

Doğum sonrası plasentanın devreden çıkması ve akciğerlerin fonksiyon kazanmasıyla azalan prostaglandin (PGE2PGE_2) seviyeleri, ductus arteriosus’un açık kalmasını sağlayan inhibitör etkiyi kaldırarak kapanmayı sağlar.
Ductus arteriosus'un açık kalması (patency), fetal dönemde plasentadan gelen ve düşük oksijenli ortamda yıkımı az olan prostaglandinlerin (PGE2PGE_2 ve PGI2PGI_2) düz kaslar üzerindeki gevşetici etkisine bağlıdır. Doğumla birlikte plasenta devreden çıktığında bu prostaglandinlerin seviyesi hızla düşer ve akciğerlerden salınan bradikinin ile yükselen oksijenin etkisiyle damar duvarı kasılarak kapanma süreci başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Doğum sonrası hormonal değişiklikleri analiz etme
Plasental ayrılma ile vazodilatör etkili PGE2PGE_2 seviyesi hızla düşer.
Ductus arteriosus'un fetal dönemde açık kalması büyük oranda plasentadan gelen ve akciğerde yeterince yıkılamayan prostaglandinlere bağlıdır.
2
Oksijen ve bradikinin etkisini değerlendirme
Artan PaO2PaO_2 ve akciğerlerden salınan bradikinin, ductus duvarındaki düz kaslarda kasılmayı tetikler.
Ductus arteriosus, sistemik arterlerin aksine yüksek oksijen seviyelerine vazokonstriksiyon ile yanıt verir.
3
Kapanma sürecinin zamanlamasını ve basınç farklarını belirleme
Fonksiyonel kapanma saatler içinde, anatomik kapanma haftalar içinde gerçekleşir; bu süreçte sol atriyum basıncı artarken sağ taraf basıncı düşer.
Akciğerlerin açılması pulmoner direnci düşürürken, plasental dolaşımın kesilmesi sistemik direnci artırarak kalp boşluklarındaki basınç dengesini değiştirir.

Anahtar Kavram

Fetal dolaşım şantlarının (özellikle ductus arteriosus) kapanma fizyolojisi; oksijen, prostaglandin ve basınç değişikliklerinin rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 234Soru

Fetal dolaşım mekanizması ve doğumdan sonra dolaşım sisteminde meydana gelen fizyolojik ve anatomik değişiklikler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vena umbilicalis ile plasentadan gelen oksijenlenmiş kanın önemli bir kısmı, ductus venosus aracılığıyla karaciğer sinüzoidlerine uğramadan doğrudan vena cava inferior'a yönlendirilir.

Cevap

Vena umbilicalis ile gelen kanın ductus venosus aracılığıyla karaciğeri baypas ederek vena cava inferior'a geçmesi doğrudur.
Vena umbilicalis ile gelen yüksek oksijenli kanın, metabolik olarak aktif olan karaciğer dokusuna uğramadan doğrudan sistemik dolaşıma (IVC) katılması ductus venosus sayesinde gerçekleşir. Bu, fetüsün en hayati organlarına (kalp ve beyin) en yüksek oksijenli kanın ulaşmasını sağlayan kritik bir şanttır.

Adım Adım Çözüm

1
Fetal kan akış yolunu analiz et.
Oksijenlenmiş kan plasentadan vena umbilicalis ile gelir. Bu kanın bir kısmı karaciğere girerken, büyük kısmı ductus venosus ile vena cava inferior'a (IVC) aktarılır.
Oksijenin en verimli şekilde kalbe ve beyne ulaştırılması için karaciğer metabolizmasından kaçınılması gerekir.
2
Doğum sonrası basınç değişikliklerini değerlendir.
Akciğerlerin açılmasıyla pulmoner direnç düşer, sol atrium basıncı artar.
Sol atrium basıncının sağ atriumdan yüksek hale gelmesi foramen ovale'yi (septum primum'u septum secundum'a bastırarak) kapatır.
3
Anatomik kalıntıları doğrula.
Vena umbilicalis \rightarrow Ligamentum teres hepatis, Ductus venosus \rightarrow Ligamentum venosum, Ductus arteriosus \rightarrow Ligamentum arteriosum.
Fetal damar yapılarının fonksiyonunu yitirmesiyle fibrozis gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Fetal dolaşımda şant mekanizmaları (Ductus venosus, Foramen ovale, Ductus arteriosus) ve doğum sonrası hemodinamik adaptasyon.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 235Soru

Lenfatik damarların mikrosirkülasyon düzeyindeki yapısal özellikleri ile büyük lenf kanallarının duvar organizasyonu ve venöz sistemle olan histolojik farkları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ductus thoracicus'un tunika mediasında düz kas hücreleri hem sirküler hem de longitudinal yerleşim gösterirken, lenf kapillerlerinde perisit bulunmaması onları post-kapiller venüllerden ayıran temel yapısal farklardan biridir.

Cevap

Ductus thoracicus'un tunika mediasında düz kas hücrelerinin hem sirküler hem de longitudinal yerleşim göstermesi ve lenf kapillerlerinde perisit bulunmaması doğru ifadedir.
Ductus thoracicus, lenfatik sistemin en büyük damarıdır ve duvarında venöz sisteme benzer tabakalar (intima, media, adventitia) bulunur. Ancak tunika mediası, venlere göre daha fazla düz kas içerir ve bu kaslar hem sirküler hem de longitudinal organizasyon gösterir. Ayrıca, lenf kapillerlerini post-kapiller venüllerden ayıran en kritik histolojik fark, lenf kapillerlerinin perisit (Rouget hücreleri) içermemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf kapillerlerinin kan damarlarıyla farkını analiz et.
Lenf kapillerleri perisit içermez, bazal laminası eksik veya yoktur. Post-kapiller venüller ise perisit içerir.
Mikrosirkülasyon düzeyindeki bu fark, lenf sisteminin yüksek geçirgenliğini açıklar.
2
Büyük lenf kanallarının (Ductus Thoracicus) duvar yapısını incele.
Ductus thoracicus'un tunika mediasında hem sirküler hem de longitudinal düz kas tabakaları bulunur.
Büyük lenf kanalları, lenfi venöz sisteme pompalamak için daha gelişmiş bir kas tabakasına ihtiyaç duyar.
3
Çapa filamanlarının (anchoring filaments) fonksiyonunu doğrula.
Bu filamanlar interstisiyel basınç artışında gerilerek lümeni açar, kapatmaz.
Ödem durumunda drenajın artması için lümenin genişlemesi fizyolojik bir gerekliliktir.

Anahtar Kavram

Lenfatik damarların karakteristik histolojik katmanları ve perisit/bazal lamina eksikliği.

Daha Fazla Pratik

Büyük venler ile ductus thoracicus arasındaki adventitia/media kas yoğunluğu farklarını karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 236Soru

Vücuttaki en büyük kapasitans damarlarının (örneğin VenaVena cavacava inferiorinferior) histolojik kesitleri incelendiğinde; tunika adventitia tabakasının tüm duvar kalınlığının en baskın bileşeni olduğu ve bu tabakada belirgin longitudinal seyirli düz kas demetlerinin bulunduğu gözlenir. Bu tip damarların duvar organizasyonu ve vaskülarizasyonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venöz lümendeki kanın parsiyel oksijen basıncı düşük olduğundan, vasa vasorumlar tunika media tabakasının iç kısımlarına kadar derinlemesine penetre olurlar.

Cevap

Venöz lümendeki kanın parsiyel oksijen basıncı düşük olduğu için, vasa vasorumlar tunika media tabakasının derinlerine kadar penetre olur.
Büyük venlerde (Vena cava gibi) tunika adventitia en kalın tabakadır ve içinde damarın boyuna kısalmasını/uzamasını sağlayan boyuna düz kas demetleri bulunur. Venöz kanda oksijen ve besin miktarı arterlere göre çok düşük olduğundan, bu damarların duvarı lümenden difüzyonla yeterince beslenemez. Bu nedenle 'vasa vasorum' dediğimiz damar damarları, venlerde tunika medianın lümene yakın derin kısımlarına kadar girerek duvarı dışarıdan beslerler.

Adım Adım Çözüm

1
Damar tipini tanımla.
Tanımlanan damar (kalın adventitia, boyuna kas demetleri) büyük bir vendir (VenaVena cavacava).
Vena cava ve dalları, vücutta adventitiası en gelişmiş ve boyuna kas içeren damarlardır.
2
Oksijenizasyon ve beslenme mekanizmasını analiz et.
Venöz kan deoksijenize olduğu için duvarın içten beslenmesi yetersizdir.
Arterlerde lümendeki yüksek O2O_2 duvarın iç kısmını besleyebilirken, venlerde beslenme dıştaki vasa vasorumlara bağımlıdır.
3
Vasa vasorum dağılımını karşılaştır.
Vasa vasorumlar venlerde medianın iç kısımlarına kadar girerken, arterlerde genellikle dış 1/31/3 ile sınırlıdır.
Düşük lüminal oksijen tansiyonu vasa vasorumların daha derine penetre olmasını zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Büyük venlerde vasa vasorum penetrasyon derinliğinin fizyolojik gerekçesi.

Daha Fazla Pratik

Vena cava adventitiasındaki boyuna düz kas demetlerinin vasa vasorumlar tarafından beslenmesi ile mediastaki dairesel kasların beslenmesini karşılaştıran bir çalışma yapılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 237Soru

Akciğer maturasyonunun kanaliküler evresinde (1616-2626. haftalar), respiratuar ağacın lümenleri genişlerken distal kısımlarda kritik morfolojik dallanmalar meydana gelir. Bu evrenin sonuna doğru doğan bir fetüsün, kısıtlı da olsa gaz değişimi yapabilmesine ve viabilite (yaşayabilirlik) sınırına ulaşmasına olanak sağlayan temel gelişimsel olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terminal bronşiyollerin her birinin iki veya daha fazla respiratuar bronşiyole dallanması ve vaskülarizasyonun artması

Cevap

Terminal bronşiyollerin respiratuar bronşiyollere ve alveolar duktuslara dallanmasıyla beraber vaskülarizasyonun artarak kapillerlerin epitelle yakın temas kurması
Kanaliküler evre (1616-2626. haftalar), akciğerlerin glandüler görünümden respiratuar görünüme geçtiği dönemdir. Bu evrenin sonunda her bir terminal bronşiyolün respiratuar bronşiyollere ve alveolar duktuslara dallanması, vasküler yatağın ise bu yeni oluşumlara eşlik ederek epitelle temas etmesi, prematüre bir fetüsün kısıtlı da olsa solunum yapabilmesini sağlayan temel morfolojik değişimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Akciğer gelişim evrelerini ve zamanlamalarını belirle.
Psödoglandüler (55-1616. hafta), Kanaliküler (1616-2626. hafta), Sakküler (2626. hafta - doğum), Alveolar (Doğum - 88. yıl).
Soruda sorulan kanaliküler evrenin yerini ve kapsamını anlamak için gereklidir.
2
Kanaliküler evredeki yapısal değişimleri analiz et.
Lümenler genişler; her terminal bronşiyol 22 veya daha fazla respiratuar bronşiyole, onlar da 33-66 alveolar duktusa dallanır.
Bu dallanma, gaz değişimi için gerekli olan respiratuar birimlerin ilk kez oluşmasını sağlar.
3
Viabilite (yaşayabilirlik) sınırının anatomik temelini değerlendir.
2626. haftanın sonunda, respiratuar bronşiyollerin uçlarında ilkel alveolar keseler belirir ve çevre mezodermdeki kapillerler bu epitelle temas eder.
Sürfaktan eksik olsa bile, gaz değişimini sağlayacak bir 'kan-hava bariyeri' yapısının (kısıtlı da olsa) kurulması viabilite için şarttır.

Anahtar Kavram

Kanaliküler evrenin sonunda terminal bronşiyollerin respiratuar bronşiyollere dallanması ve vasküler temasın kurulması, ekstrauterin hayatın mümkün olduğu en erken aşamayı (viabilite sınırı) belirler.

Daha Fazla Pratik

Sürfaktan sentezini artıran glukokortikoidlerin Tip II pnömositler üzerindeki etkisini ve sürfaktan proteinlerinin (SP-A, B, C, D) fonksiyonlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 238Soru

Akciğerlerin embriyolojik gelişim süreci değerlendirildiğinde; her bir terminal bronşiyolün bölünerek iki veya daha fazla respiratuar bronşiyolü oluşturduğu, lümenlerin genişlediği ve akciğer dokusunun yoğun şekilde vaskülarize olmaya başladığı gelişim evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanaliküler evre

Cevap

Kanaliküler evre
Kanaliküler evre, akciğerlerin gelişiminde 1616 ile 2626. haftalar arasını kapsar. Bu evrenin en ayırt edici özellikleri terminal bronşiyollerin bölünerek respiratuar bronşiyolleri ve alveolar kanalları oluşturması, lümenlerin genişlemesi ve akciğer dokusundaki kan damarlarının (vaskülarizasyon) belirgin şekilde artmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Akciğer gelişim evrelerinin kronolojik sırasını ve temel özelliklerini belirle.
Sıralama: Embriyonik, Psödoglandüler, Kanaliküler, Sakküler ve Alveolar evre şeklindedir.
Her evre, solunum ağacının farklı bir hiyerarşik düzeydeki dallanmasını temsil eder.
2
Terminal bronşiyollerin respiratuar bronşiyollere ve alveolar kanallara dallandığı spesifik dönemi tanımla.
Bu olaylar 162616-26. haftalar arasındaki Kanaliküler evrede gerçekleşir.
Respiratuar bronşiyollerin oluşumu, gaz değişiminin yapısal olarak mümkün olmaya başladığı kritik bir aşamadır.
3
Vaskülarizasyon artışı ile evre arasındaki ilişkiyi doğrula.
Kanaliküler evrede kapiller ağ yoğunlaşır ve epitelle yakın temas kurmaya başlar.
Yoğun vaskülarizasyon, bu evrenin sonuna doğru doğan prematüre bebeklerin yaşayabilmesi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kanaliküler evre (162616-26. hafta), terminal bronşiyollerin respiratuar bölümlere (respiratuar bronşiyol ve alveolar kanal) dallandığı ve vaskülarizasyonun arttığı dönemdir.
Tahmini Süre:50s
Soru 239Soru

Trakea duvarının histolojik organizasyonu ve tabaka özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Submukoza tabakasında bulunan mikst (seromüköz) bezler, hiyalin kıkırdak halkaların arasındaki interkartilajinöz alanlara kadar uzanım gösterebilir.

Cevap

Submukoza tabakasında bulunan mikst (seromüköz) bezlerin hiyalin kıkırdak halkaların arasındaki interkartilajinöz alanlara kadar uzanım gösterebilmesi doğrudur.
Trakea submukozasında yer alan seromüköz bezler (trakeal bezler), sadece bu tabakayla sınırlı kalmayıp hiyalin kıkırdak halkalar arasındaki boşluklara ve perikondriyuma kadar uzanabilirler. Bu, trakeanın karakteristik bir histolojik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Trakea duvar katmanlarını içten dışa doğru sırala.
Mukoza (Epitel + Lamina Propria), Elastik Membran, Submukoza, Kıkırdak Tabakası ve Adventisya.
Trakeanın genel organizasyonunu anlamak için tabakaların doğru tanımlanması gerekir.
2
Mukoza-Submukoza sınırını incele.
Trakeada muskularis mukoza yoktur; sınır elastik membrandır.
Trakeayı bronşlardan ayıran en önemli histolojik farklardan biri budur.
3
Submukoza bezlerinin dağılımını analiz et.
Bezler submukozada yoğundur ve kıkırdak halkalar arasındaki boşluklara (interkartilajinöz alanlar) girebilirler.
Bu özellik trakeanın salgı kapasitesini ve yapısal bütünlüğünü destekler.

Anahtar Kavram

Trakea duvarında submukoza bezlerinin interkartilajinöz alanlara uzanımı ve mukoza-submukoza sınırında muskularis mukoza yerine elastik membran bulunması.

Daha Fazla Pratik

Bronşların histolojik yapısı ile trakeayı karşılaştırarak kıkırdak dizilimi ve düz kas tabakasının yerleşimini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 240Soru

Vasküler sistemdeki damarların duvar organizasyonu incelendiğinde, genel olarak venlerin histolojik yapısını aynı çaplı arterlerden ayıran en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tunika adventitia tabakasının tunika media tabakasından daha kalın ve gelişmiş olması

Cevap

Venleri arterlerden ayıran temel histolojik özellik, tunika adventitia tabakasının tunika media'dan daha kalın olmasıdır.
Histolojik olarak venler, aynı çaplı arterlere göre daha ince bir duvara ve daha geniş, genellikle çökmüş bir lümene sahiptir. Venlerin duvarındaki en belirgin ve en kalın tabaka tunika adventitia'dır. Buna karşın arterlerde en kalın tabaka, dairesel dizilimli düz kas hücreleri içeren tunika media'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Damar duvarı tabakalarının organizasyonunu hatırla.
Tüm damarlar (kapillerler hariç) tunika intima, tunika media ve tunika adventitia olmak üzere üç temel tabakadan oluşur.
Genel yapısal planı anlamak karşılaştırma yapmayı sağlar.
2
Arter ve venlerin duvar kalınlıklarını ve tabaka oranlarını kıyasla.
Arterlerde en kalın tabaka tunika media iken, venlerde en kalın tabaka tunika adventitia'dır.
Damar tipine göre baskın olan katman, damarın fonksiyonel (basınç vs.) ihtiyaçlarına göre değişir.
3
Yardımcı yapıların (elastik laminalar, vasa vasorum) varlığını değerlendir.
Arterlerde elastik laminalar (IEL, EEL) çok belirgindir; venlerde ise adventitia kalın olup vasa vasorumlar ven duvarının daha iç kısımlarına kadar uzanır.
Ayırıcı tanı için ikincil histolojik özellikleri doğrula.

Anahtar Kavram

Venlerde tunika adventitia en kalın katmandır.

Daha Fazla Pratik

Büyük çaplı venlerde (örn. Vena Cava) tunika adventitia tabakasında bulunan boyuna yerleşimli düz kas liflerinin fonksiyonunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 12 / 15Sonraki
Dolaşım ve Solunum Sistemleri — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin