Kan ve Lenfoid Sistem

301 soru

Soru 161Soru

İnsan periferik kan yaymasında agranülosit grubunda yer alan ve dokuya geçtikten sonra 'Mononükleer Fagositik Sistem' (MPS) elemanlarına farklılaşan monositlerin ultrastrüktürel organizasyonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karakteristik olan böbrek veya at nalı şeklindeki nükleusunun girinti (indentasyon) yaptığı bölgede Golgi kompleksi ve sentriyoller yerleşmiştir.

Cevap

Monositlerin karakteristik böbrek şeklindeki nükleusunun indentasyon bölgesinde Golgi kompleksi ve sentriyoller yerleşmiştir.
Monositlerin nükleusu karakteristik olarak indentasyon (girinti) gösterir. Elektron mikroskobunda bu girinti bölgesinde (nükleer hof) Golgi kompleksi, sentriyoller ve az miktarda granüllü endoplazmik retikulum (GER) sarnıçlarının kümelendiği görülür. Bu yerleşim, hücrenin polaritesini ve veziküler trafiğini yansıtan spesifik bir histolojik detaydır.

Adım Adım Çözüm

1
Monosit morfolojisini analiz et
Monositler en büyük lökositlerdir, nükleusları genellikle çöküntülü (böbrek/at nalı) şekildedir.
Hücrenin temel ayırt edici özelliklerini belirlemek için.
2
Kromatin yapısını lenfositlerle karşılaştır
Lenfositler çok yoğun (heterokromatik) nükleusa sahipken, monositler daha açık renkli, 'dantelimsi' (öokromatik) bir kromatin yapısına sahiptir.
Diferansiyel tanı kriterlerini değerlendirmek için.
3
Sitoplazmik organel yerleşimini incele
Ultrastrüktürel çalışmalarda, nükleusun girinti yaptığı 'hof' bölgesinde küçük bir Golgi aygıtı ve sentriyollerin bulunduğu görülür.
Hücre içi organizasyonun spesifik detayını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Monositlerin Ultrastrüktürel Organizasyonu ve Diferansiyel Tanısı

Daha Fazla Pratik

Monositlerin doku makrofajlarına dönüşürken sitoplazmalarında meydana gelen enzimatik (özellikle peroksidaz aktivitesindeki değişimler) ve morfolojik değişimleri inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 162Soru

Eritrositlerin olgunlaşma süreci (eritropoez) boyunca hücre sitoplazmasının başlangıçta koyu bazofilik (mavi-mor) boyanırken, gelişim ilerledikçe asidofilik (pembe-turuncu) boyanmaya başlamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitoplazmadaki serbest ribozom miktarının azalması ve hemoglobin birikiminin artması

Cevap

Serbest ribozom miktarının azalması ve hemoglobin birikiminin artması, sitoplazmadaki renk değişiminin temel nedenidir.
Eritrosit matürasyonu sırasında, hücrenin ana proteini olan hemoglobin sentezlendikçe sitoplazmada birikir. Hemoglobin asidofilik özelliktedir. Aynı süreçte, hemoglobin sentezinden sorumlu olan serbest ribozomların (bazofilik) sayısı giderek azalır. Bu iki olayın eş zamanlı gerçekleşmesi, sitoplazma renginin maviden pembeye dönmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Eritroid serideki hücresel bileşenleri analiz et.
Proeritroblast ve bazofilik eritroblast evrelerinde yoğun serbest ribozom bulunur; bu da sitoplazmanın bazofilik (mavi) boyanmasını sağlar.
Hücre, yoğun hemoglobin sentezi için gerekli olan protein sentez mekanizmasını (ribozomlar) hazırlamaktadır.
2
Olgunlaşma ilerledikçe protein dengesindeki değişimi belirle.
Polikromatofilik ve ortokromatofilik evrelerde ribozom sayısı azalırken, sentezlenen hemoglobin miktarı artar.
Hemoglobin, asidofilik boyanan bir proteindir ve birikimi sitoplazmaya pembe-turuncu renk verir.
3
Boyanma özelliğini sonuca bağla.
Ribozomların azalması bazofiliyi düşürür, hemoglobinin artması asidofiliyi yükseltir.
Bu dinamik değişim, sitoplazmanın 'polikromatofilik' (çok renkli) görünümünden tam asidofiliye geçişini açıklar.

Anahtar Kavram

Eritropoezde Sitoplazmik Matürasyon
Tahmini Süre:45s
Soru 163Soru

Periferik kan yayması incelendiğinde; nükleusunun hücrenin büyük bir kısmını doldurması nedeniyle sitoplazması nükleus etrafında sadece ince bir halka (rim) şeklinde seçilebilen agranülosit aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfosit

Cevap

Lenfosit
Lenfositler, özellikle periferik kanda en sık rastlanan 'küçük lenfosit' formunda, çok yoğun (heterokromatik) ve küresel bir nükleusa sahiptir. Bu nükleus hücre hacminin büyük bir kısmını kapladığı için, ışık mikroskobunda sitoplazma nükleus çevresinde sadece çok ince, soluk mavi bir halka (rim) şeklinde seçilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre gruplarının sınıflandırılması
Lökositler granülosit (nötrofil, eozinofil, bazofil) ve agranülosit (lenfosit, monosit) olarak ikiye ayrılır.
Soru agranülosit grubuna odaklanmaktadır.
2
Agranülositlerin morfolojik karşılaştırılması
Lenfositler tipik olarak yüksek nükleus/sitoplazma oranına sahipken, monositler daha geniş sitoplazmalı ve böbrek nükleusludur.
Hücrelerin ışık mikroskobundaki ayırıcı özelliklerini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Lenfositlerin en belirgin morfolojik özelliği, hücrenin büyük kısmını kaplayan küresel nükleus ve bunun sonucunda oluşan dar sitoplazma halkasıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 164Soru

Kemik iliği stromasında bulunan, gelişmekte olan hemopoetik hücrelere yapısal destek sağlayan ve gümüşleme yöntemiyle gösterilebilen retiküler liflerin ana bileşeni olan protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip III kollajen

Cevap

Retiküler liflerin temel bileşeni Tip III kollajendir.
Kemik iliği, lenf düğümleri ve dalak gibi hemopoetik ve lenfoid organların stroması, retiküler hücreler tarafından sentezlenen retiküler liflerden oluşur. Bu liflerin temel proteini Tip III kollajendir. Gümüş tuzlarıyla boyandıkları için 'arjantin' (argyrophilic) lifler olarak da adlandırılırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kemik iliği stromasının lifsel içeriğini tanımla.
Stroma, retiküler hücreler ve bunların salgıladığı retiküler liflerden oluşur.
Hematopoezin gerçekleşmesi için gereken mikroçevrenin yapısal iskeletini belirlemek gerekir.
2
Retiküler liflerin biyokimyasal yapısını hatırla.
Retiküler lifler ince, dallanan liflerdir ve Tip III kollajenden zengindir.
Farklı dokulardaki kollajen tiplerinin özgüllüğünü ayırt etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Kemik iliği stroması ve Tip III kollajen (Retiküler lifler)
Tahmini Süre:45s
Soru 165Soru

Agranülositler grubunda sınıflandırılan lenfositler ve monositlerin yaşam döngüleri, hücresel kökenleri ve doku düzeyindeki fonksiyonel organizasyonları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erişkin bir bireyde periferik kan monositleri mononükleer fagositik sistemi (MFS) desteklese de; karaciğerdeki Kupffer hücreleri ve merkezi sinir sistemindeki mikroglialar gibi bazı popülasyonlar embriyonik dönemdeki progenitörlerden köken alarak monositlerden bağımsız şekilde kendilerini yenileyebilirler.

Cevap

Doku makrofajlarının bir kısmının embriyonik kökenli olduğu ve erişkin monositlerinden bağımsız olarak kendilerini yenileyebildiği ifadesi doğrudur.
Modern hücre biyolojisi bulguları, özellikle doku makrofajlarının (Kupffer hücreleri, mikroglia, alveolar makrofajlar) büyük bir kısmının fetal gelişim sırasında dokulara yerleştiğini ve erişkin monositlerinden bağımsız olarak progenitor hücrelerce (yolk sac/fetal liver) idame ettirildiğini göstermektedir. Bu bilgi, agranülositlerin (monositler) doku düzeyindeki davranışlarına dair en ileri düzeydeki histolojik veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Agranülositlerin (lenfosit ve monosit) tanımını ve lökositler içindeki yerini belirleyin.
Bu hücreler spesifik sitoplazmik granüllere sahip olmayan (ancak non-spesifik azurofilik lizozomlar içerebilen) tek çekirdekli hücrelerdir.
Hücre gruplarının temel morfolojik farklarını anlamak için gereklidir.
2
Mononükleer Fagositik Sistem (MFS) bileşenlerinin kökenini analiz edin.
Geleneksel görüş tüm makrofajların monosit kökenli olduğunu söylese de, modern histoloji karaciğer (Kupffer) ve beyin (mikroglia) gibi dokulardaki makrofajların önemli bir kısmının embriyonik vitellüs kesesinden geldiğini kanıtlamıştır.
TUS seviyesindeki en güncel ve zorlayıcı bilgiyi test etmek için kritiktir.
3
Lenfositlerin resirkülasyon ve yaşam süresi özelliklerini karşılaştırın.
Lenfositler uzun ömürlüdür ve kan-doku-lenf arasında döngü yaparlar, oysa monositler dokuya geçince geri dönmezler.
Yanlış seçenekleri elemek ve agranülositler arası farkı netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Mononükleer Fagositik Sistem Köken Çeşitliliği ve Agranülosit Kinetiği

Daha Fazla Pratik

Monositlerin doku makrofajına dönüşümü sırasında peroksidaz aktivitesinin lizozomlardan endoplazmik retiküluma kayması (subsellüler lokalizasyon değişimi) konusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 166Soru

Timusun histolojik organizasyonu, hücre tipleri ve kan-timus bariyerinin yapısal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan-timus bariyerinin perivasküler bağ dokusu aralığında yerleşen makrofajlar, damar dışına sızabilecek antijenleri fagosite ederek korteksteki timosit eğitimini korur.

Cevap

Kan-timus bariyerinin perivasküler aralığında bulunan makrofajlar, damar dışına sızabilecek antijenleri temizleyerek korteksteki timosit eğitimini koruyan kritik bir bariyer bileşenidir.
Doğru ifade, kan-timus bariyerinin perivasküler alanındaki makrofajların koruyucu rolünü tanımlar. Bu bariyer; sürekli tipte endotel hücreleri (sıkı bağlantılı), kalın bir bazal lamina, perivasküler bağ dokusu (makrofajlar içeren) ve Tip I epitelyal retiküler hücrelerden oluşur. Makrofajlar, endotelden sızan az miktardaki antijeni fagosite ederek korteksteki timositlerin erken evrede antijenle karşılaşmasını ve immune tolerans gelişiminin bozulmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Timusun parankimal desteğini analiz et.
Timus parankiması, diğer lenfoid organların aksine mezenşimal retiküler lifler yerine endodermal kökenli epitelyal retiküler hücrelerden (ERC) oluşur.
Timus parankimasında retiküler liflerin bulunmaması ayırt edici bir özelliktir.
2
Kan-timus bariyerinin katmanlarını değerlendir.
Bariyer; kesintisiz endotel, endotel bazal laminası, perivasküler aralık (makrofajlı), ERC bazal laminası ve Tip I ERC'den oluşur.
Antijenlerin kortekse girişini engellemek için çok katmanlı bir fiziksel ve biyolojik engel gereklidir.
3
ERC tiplerinin yerleşimini kontrol et.
Kortekste Tip I, II, III; medullada ise Tip IV, V, VI (Hassall) bulunur.
Her ERC tipinin bulunduğu bölgeye özgü (bariyer oluşturma, seleksiyon, destek) görevleri vardır.

Anahtar Kavram

Timus mikroçevresinde kan-timus bariyeri, makrofajlar aracılığıyla antijenik izolasyon sağlayarak T-hücre eğitiminin (pozitif seleksiyon) güvenli bir ortamda yapılmasını mümkün kılar.

Daha Fazla Pratik

Timus epitelinin 3. yutak cebinden (pharyngeal pouch) köken aldığını ve bu nedenle 'lenfoepitelyal' bir organ olarak adlandırıldığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 167Soru

Dalak histolojisinde beyaz pulpa içerisinde yer alan, santral arterin çevresini saran ve yoğun olarak T-lenfositlerinden oluşan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periarteriyel lenfatik kılıf (PALS)

Cevap

Periarteriyel lenfatik kılıf (PALS)
Periarteriyel lenfatik kılıf (PALS), dalağın beyaz pulpasında santral arterin çevresini saran silindirik bir kılıftır. Bu bölge temel olarak T-lenfositlerinden (özellikle T-helper) oluşur ve dalağın 'timus bağımlı' bölgesi olarak kabul edilir. Antijen sunumu burada gerçekleşir ve T-hücresi yanıtları başlatılır.

Adım Adım Çözüm

1
Dalağın histolojik bölümlerini ayırın.
Dalak; beyaz pulpa (lenfoid doku) ve kırmızı pulpa (kan filtrasyon alanı) olarak iki ana bölgeye ayrılır.
Dalağın fonksiyonel birimlerini anlamak için temel ayrımı yapmak gerekir.
2
Beyaz pulpa içindeki organizasyonu inceleyin.
Beyaz pulpa, santral arter etrafındaki lenfoid kılıf (PALS) ve lenfoid foliküllerden (Malpighi cisimcikleri) oluşur.
Soruda istenen santral arter ile ilişkili spesifik yapıyı belirlemek için gereklidir.
3
Hücresel içeriği doğrulayın.
PALS bölgesi yoğun olarak T-lenfositlerini içerir ve dalağın timus bağımlı bölgesidir.
PALS ve lenfoid foliküller arasındaki (T ve B lenfosit ayrımı) farkı netleştirmek soruyu çözer.

Anahtar Kavram

Dalak Beyaz Pulpa Organizasyonu ve PALS
Tahmini Süre:45s
Soru 168Soru

Waldeyer’in lenfoid halkasında yer alan tonsillaların histolojik organizasyonları incelendiğinde, tonsilla pharyngea (adenoid) için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epitel ve lamina propria tarafından oluşturulan boylamsal kıvrımlar (pleat) içerir.

Cevap

Tonsilla pharyngea, yüzeyinde gerçek kriptler yerine epitel ve lamina propriyanın oluşturduğu boylamsal kıvrımlar (pleat) içeren bir yapıya sahiptir.
Tonsilla pharyngea (adenoid), diğer tonsillerden farklı olarak gerçek kript yapısına sahip değildir. Bunun yerine yüzey alanı, epitel ve altındaki lamina propriyanın parankime doğru oluşturduğu 'pleat' adı verilen boylamsal kıvrımlar ile artırılmıştır. Ayrıca yüzey epiteli çok katlı yassı değil, yalancı çok katlı silli prizmatik (solunum) epitelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tonsilla pharyngea'nın (adenoid) farenksteki yerleşimini belirle.
Nazofarenks tavanında yer alır.
Yerleşim yeri, organın üzerindeki epitel tipini belirler (solunum epiteli).
2
Yüzey morfolojisini tonsilla palatina ile karşılaştır.
Palatina'da derin kriptler varken, pharyngea'da sığ kıvrımlar (pleat) bulunur.
Bu morfolojik fark, preparat tanısında en önemli kriterdir.
3
Lenfoid organın genel dolaşım özelliklerini değerlendir.
Afferent lenfatik yok, sadece efferent lenfatik var.
Tonsiller lenfi filtre etmez, antijene karşı lokal yanıt oluşturur.

Anahtar Kavram

Tonsilla pharyngea'nın ayırt edici histolojik özellikleri: Solunum epiteli varlığı, kript yokluğu (pleat varlığı) ve zayıf kapsül yapısı.
Soru 169Soru

Lenf düğümünün histolojik organizasyonu ve bölgelerin fonksiyonel özellikleri değerlendirildiğinde, parakorteks (derin korteks) bölgesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan dolaşımındaki lenfositlerin parankime geçişini sağlayan kübik endotelli venülleri (HEV) içerir.

Cevap

Kan dolaşımındaki lenfositlerin dokuya geçişini sağlayan kübik endotelli venüller (HEV), lenf düğümünün parakorteks bölgesinde yer alır.
Doğru yanıt olan seçenek, parakorteksin (derin korteks) en önemli histolojik özelliklerinden birini belirtmektedir. Parakorteks, T-lenfositlerin yoğunlaştığı bölgedir ve kan dolaşımındaki lenfositlerin lenf düğümüne sızmasını sağlayan, endoteli kübik/kolumnar yapıda olan yüksek endotelli venülleri (HEV) içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf düğümü tabakalarının fonksiyonel ayrımını yapın.
Dış korteks (B-zonu), parakorteks (T-zonu) ve medulla (karışık/plazma hücresi) olarak ayrılır.
Hangi hücre tipinin veya damar yapısının nerede bulunduğunu belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Kan yoluyla gelen lenfositlerin parankime giriş mekanizmasını hatırlayın.
Lenfositler kan dolaşımından parankime, parakortekste bulunan yüksek endotelli venüller (HEV) aracılığıyla geçerler.
HEV'lerin endotel hücreleri (kübik/kolumnar), lenfositlerin adezyonunu ve diapedezini kolaylaştıran özel reseptörlere sahiptir.

Anahtar Kavram

Parakorteks ve Yüksek Endotelli Venüller (HEV)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 170Soru

Nötrofil granülositlerin gelişimi ve fonksiyonu sırasında farklı içeriklere sahip granül tipleri sentezlenmektedir. Bu hücrelerin hem azurofilik (primer) hem de spesifik (sekonder) granülleri içinde ortak olarak bulunan ve bakterisidal etki gösteren enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lizozim

Cevap

Lizozim
Doğru yanıt olan lizozim, nötrofil granülositlerin hem azurofilik hem de spesifik granülleri içinde yer alan ortak bir enzimdir. Bu enzim, bakterilerin hücre duvarındaki peptidoglikan tabakasını yıkarak antibakteriyel savunmada kritik rol oynar.

Adım Adım Çözüm

1
Nötrofil granül tiplerinin içeriklerini analiz et.
Azurofilik granüllerin (MPO, defensin, lizozim) ve spesifik granüllerin (laktoferrin, kollajenaz, lizozim) içerikleri belirlendi.
Farklı granül evrelerini ayırt etmek için gereklidir.
2
Her iki granül tipinde de yer alan ortak bileşeni belirle.
Lizozim her iki listede de yer alan ortak enzimdir.
Soruda istenen ortak özelliği bulmak için.

Anahtar Kavram

Nötrofil granül içerikleri ve enzim dağılımı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 171Soru

Aşağıdaki lökositlerden hangisi; periferik kan yaymasında en büyük çaplı hücre olması, çekirdeğinde belirgin bir böbrek veya at nalı benzeri çöküntü (indentasyon) bulunması ve sitoplazmasının karakteristik 'buzlu cam' (frosted glass) görünümüyle tanınır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Monosit

Cevap

Monosit, periferik kanın en büyük hücresi olup böbrek şeklinde çekirdeği ve buzlu cam görünümlü sitoplazmasıyla ayırt edilir.
Doğru seçenek olan monosit, agranülosit grubuna dahil olup periferik kanda dolaşan en büyük lökosittir. Çekirdeğinin böbrek şeklinde bir girinti yapması ve sitoplazmasının içerdiği ince azurofilik granüller nedeniyle buzlu cam (mat) görünümünde olması en spesifik tanımlayıcı özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre boyutunun değerlendirilmesi
Periferik kanda çapı en büyük olan lökositin monosit olduğu belirlenir.
Monositler 12-20 μm çapıyla diğer tüm lökositlerden daha iridir.
2
Çekirdek morfolojisinin incelenmesi
Çekirdekteki karakteristik 'böbrek' veya 'at nalı' şeklindeki çöküntü (indentasyon) gözlemlenir.
Bu morfoloji, monositleri yuvarlak çekirdekli lenfositlerden ayıran temel özelliktir.
3
Sitoplazmik özelliklerin analizi
Sitoplazmanın 'buzlu cam' görünümünde olduğu saptanır.
Monosit sitoplazması çok sayıda küçük azurofilik granül (lizozom) içerdiği için bu karakteristik mat/tozlu görünümü alır.

Anahtar Kavram

Monositlerin morfolojik identifikasyonu
Soru 172Soru

Olgun eritrositlerin morfolojik, yapısal ve metabolik özellikleri ile gelişim süreçleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bikonkav şekli stabilize eden spektrin ve ankirin gibi iskelet proteinlerinin sentezi, hücre periferik kana çıktıktan sonra da devam eder.

Cevap

Eritrositlerin iskelet proteinlerinin sentezinin periferik kanda devam ettiğini belirten ifade yanlıştır; çünkü olgun eritrositler protein sentezi için gerekli olan çekirdek ve ribozomlara sahip değildir.
Olgun eritrositler, eritropoez süreci sonunda çekirdeklerini ve ribozomlarını kaybederler. Bu nedenle, periferik kana geçtikten sonra spektrin, ankirin veya hemoglobin gibi herhangi bir proteini sentezleme yetenekleri kalmaz. Tüm bu proteinler kemik iliğindeki proeritroblast ve retikülosit aşamaları arasında sentezlenmiş olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olgun eritrositlerin organel içeriğini değerlendir.
Olgun eritrositlerde çekirdek, ribozom ve mitokondri bulunmaz.
Bu organellerin kaybı, eritrositlerin hemoglobin taşıma kapasitesini artırmak için olgunlaşma sürecinde (eritropoez) gerçekleşen bir olaydır.
2
Protein sentezi gerekliliklerini gözden geçir.
Protein sentezi için DNA (çekirdek), RNA ve ribozomlara ihtiyaç vardır.
Olgun eritrositlerde bu yapılar bulunmadığı için hücre periferik kana çıktıktan sonra yeni protein (spektrin, ankirin, enzimler vb.) sentezleyemez.
3
Sentez zamanlamasını ve ömrünü belirle.
Tüm yapısal proteinler kemik iliğindeki öncül hücrelerde sentezlenir.
Eritrositler yaklaşık 120 günlük ömürleri boyunca kemik iliğinde sentezlenmiş olan mevcut proteinleri ve enzimleri kullanırlar; bunlar hasar gördüğünde yenilenemezler.

Anahtar Kavram

Olgun eritrositlerin organelsiz yapısı ve bunun protein sentezi üzerindeki kısıtlayıcı etkisi.

Daha Fazla Pratik

Eritrosit membranındaki dikey (ankirin-bant 3) ve yatay (spektrin-aktin-bant 4.1) etkileşimlerin bozulmasıyla ortaya çıkan Herediter Sferositoz ve Herediter Eliptositoz hastalıklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 173Soru

Histolojik bir preparatta; serbest yüzeyi çok katlı yassı non-keratinize epitel ile örtülü, epitelinde yoğun lenfosit infiltrasyonu (FAE) gözlenen ve tek bir sığ kript yapısına sahip lenfoid doku odağı incelenmektedir. Yapılan detaylı incelemede, bağ dokusunda yer alan saf müköz bezlerin (Weber bezleri) kanallarının doğrudan bu kriptin tabanına açıldığı saptanmıştır.

Bu histolojik bulgular ışığında, tanımlanan yapı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tonsilla palatina'dan farklı olarak, altta yer alan dokularla arasında belirgin ve kalın bir bağ dokusu kapsülü bulunmaz.

Cevap

Tanımlanan yapı Tonsilla lingualis'tir ve Tonsilla palatina'dan farklı olarak belirgin bir bağ dokusu kapsülü içermez.
Soruda tarif edilen yapı (çok katlı yassı epitel, sığ kript ve kript tabanına açılan müköz Weber bezleri) Tonsilla lingualis'e aittir. Tonsilla lingualis'in Tonsilla palatina'dan en önemli histolojik farklarından biri, belirgin ve kalın bir bağ dokusu kapsülüne sahip olmamasıdır. Tonsilla palatina'da ise cerrahi diseksiyona izin veren kalın bir kapsül bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Histolojik markerları analiz et
Çok katlı yassı epitel + sığ kript + kript tabanına açılan müköz bezler (Weber bezleri).
Bu kombinasyon sadece dil kökünde yer alan Tonsilla lingualis (dil bademciği) için karakteristiktir.
2
Tonsilla lingualis'i diğer tonsillalarla karşılaştır
Tonsilla palatina'da derin kriptler ve kalın kapsül vardır; Tonsilla pharyngea'da respiratuar epitel ve plikalar vardır; Tonsilla lingualis'te ise kapsül zayıf/yoktur.
Ayırıcı tanı için epitel tipi, kript yapısı ve kapsül varlığı temel kriterlerdir.
3
Seçenekleri değerlendir
Kapsül eksikliği Tonsilla lingualis için doğru bir histolojik özelliktir.
Dil köküne gömülü olan bu yapı, alttaki kas dokusundan keskin bir kapsülle ayrılmaz.

Anahtar Kavram

Tonsilla lingualis'in karakteristik histolojik yapısı (Weber bezleri ve kapsül eksikliği)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 174Soru

Waldeyer’in lenfoid halkasında yer alan yapılar histolojik özellikleri bakımından karşılaştırıldığında; yüzeyi yalancı çok katlı prizmatik silli epitel (solunum epiteli) ile örtülü olan ve parankiminde derin kript yapıları yerine 'pleat' adı verilen sığ yüzeyel katlanmalar bulunduran lenfoid organ aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tonsilla pharyngea

Cevap

Tonsilla pharyngea (farengeal tonsil), Waldeyer halkasında yüzeyi solunum epiteli ile örtülü olan ve kript içermeyen yapıdır.
Tonsilla pharyngea (adenoid), nazofarenksin tavanında yer aldığı için yüzeyi yalancı çok katlı prizmatik silli epitel (solunum epiteli) ile örtülüdür. Diğer tonsillerin aksine, bu yapıda epitelin içeriye doğru yaptığı derin girintiler (kriptler) bulunmaz; bunun yerine 'pleat' adı verilen daha sığ ve yüzeyel katlanmalar görülür. Bu özellikler tonsilla pharyngea'yı diğer lenfoid yapılardan ayıran temel histolojik kriterlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Epitel tipinin değerlendirilmesi
Tonsilla palatina ve lingualis ağız boşluğuyla ilişkili olduğu için çok katlı yassı epitelle örtülüdür; tonsilla pharyngea ise nazofarenkste bulunduğu için solunum epiteli (yalancı çok katlı prizmatik silli epitel) içerir.
Anatomik yerleşim, komşu mukoza ile uyumlu epitel örtüsünü belirler.
2
Yüzey morfolojisinin (invajinasyonlar) incelenmesi
Tonsilla palatina'da 10-20 adet derin kript bulunurken, tonsilla pharyngea'da derin kriptler yerine sığ pleatlar (katlanmalar) gözlenir.
Tonsillerin yüzey alanı artırma mekanizmaları tiplerine göre farklılık gösterir.
3
Ayırıcı tanı özelliklerinin birleştirilmesi
Hem solunum epiteli hem de pleat varlığı tonsilla pharyngea (adenoid) tanısını kesinleştirir.
Bu iki özellik bir arada sadece bu tonsil tipine özgüdür.

Anahtar Kavram

Tonsillaların Epitel ve Yüzey Farklılıkları

Daha Fazla Pratik

Tonsilla lingualis ile ilişkili olan Weber bezlerinin salgı tipini ve lokalizasyonunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 175Soru

Lenf düğümü medullasının histolojik organizasyonu ve bu bölgedeki lenf akış dinamikleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medüller sinüs lümenini çaprazlayan retiküler hücre uzantıları ve makrofajlar, lenf akışında türbülans oluşturarak partiküllü antijenlerin yakalanmasını ve filtrasyon etkinliğini artırır.

Cevap

Medüller sinüslerin lümenini kat eden retiküler hücre uzantıları ve makrofajlar, lenf akışını türbülan hale getirerek antijenlerin daha etkin bir şekilde süzülmesini sağlar.
Lenf düğümünün medullasında yer alan sinüsler, diğer damar yapılarından farklı olarak lümen içerisinde karmaşık bir retiküler ağ barındırır. Bu ağ, lenf sıvısının hızını keserek makrofajların fagositoz yapması için gerekli süreyi sağlar ve partiküllü antijenlerin fiziksel olarak tutulmasına (filtrasyon) olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Medulla bölgesinin alt birimlerini tanımla.
Medulla; medüller kordonlar (hücresel uzantılar) ve medüller sinüsler (lenf kanalları) olmak üzere iki temel yapıdan oluşur.
Bölgenin işlevini anlamak için yapısal bileşenleri ayırt etmek gerekir.
2
Medüller sinüslerin iç yapısını analiz et.
Sinüs lümeninin retiküler lifler ve yıldız şekilli (stellate) retiküler hücrelerin sitoplazmik uzantılarıyla çaprazlandığı, bu ağ üzerinde makrofajların yerleştiği görülür.
Filtrasyonun mekanik ve hücresel temelini belirlemek için gereklidir.
3
Lenf akış dinamiği ile yapısal özellikler arasındaki ilişkiyi kur.
Bu ağ yapısı, lenf akışını yavaşlatır ve türbülans oluşturarak antijenlerin makrofajlarla temas süresini artırır.
Doğru seçeneği (filtrasyon etkinliğinin artması) doğrular.

Anahtar Kavram

Lenf düğümü medullasındaki sinüs organizasyonu, lenf sıvısının mekanik ve biyolojik filtrasyonunu optimize eden bir ağ (meshwork) yapısına sahiptir.

Daha Fazla Pratik

Dalak kırmızı pulpasındaki Billroth kordonları ile lenf düğümü medüller kordonları arasındaki hücresel içerik farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 176Soru

Eritrositlerin plazma membranında yer alan en bol integral protein olup, dokularda oluşan karbondioksitin taşınması sırasında bikarbonat (HCO3HCO_3^-) ve klor (ClCl^-) iyonlarının karşılıklı değişimini (anyon değişimi) sağlayan molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Band 3 proteini

Cevap

Band 3 proteini, eritrosit membranında anyon değişimi (Cl/HCO3Cl^- / HCO_3^-) yaparak karbondioksit transportuna yardımcı olan integral bir proteindir.
Band 3 proteini, eritrosit plazma membranındaki en büyük integral protein grubunu oluşturur. Fonksiyonel olarak çok kutuplu bir anyon taşıyıcısıdır; doku seviyesinde bikarbonatın eritrosit dışına çıkışını ve klorun içeri girişini (chloride shiftchloride \ shift) sağlar, akciğerlerde ise bu işlemi tersine çevirerek CO2CO_2 atılımına yardımcı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrositlerin karbondioksit taşıma mekanizmasını hatırla.
Karbondioksit dokulardan alınırken eritrosit içinde bikarbonata dönüşür.
Bikarbonatın plazmaya çıkması için bir değişim mekanizması gereklidir.
2
Membranda bu değişimi sağlayan proteini tanımla.
Anyon değiştirici 1 (AE1) olarak da bilinen Band 3 proteini bu görevi üstlenir.
Band 3, eritrosit membranındaki en bol integral proteindir ve anyon kanalı oluşturur.

Anahtar Kavram

Eritrosit membran proteinlerinden Band 3'ün anyon değiştirici (iyon kanalı) fonksiyonu.
Tahmini Süre:45s
Soru 177Soru

Lökositlerin morfolojik sınıflandırmasında kullanılan "agranülosit" terimi, bu hücrelerin sitoplazmalarında spesifik (sekonder) granüllerin bulunmadığını ifade eder. Buna göre; agranülositler grubunda yer alan, sağlıklı bir bireyin kan yaymasında genellikle en küçük lökosit olarak izlenen ve çekirdeğinin sitoplazmaya oranı (N/CN/C oranı) en yüksek olan hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfosit

Cevap

Lenfositler, agranülosit grubunda yer alan, periferik kanın en küçük lökositleri olup çekirdek/sitoplazma oranı en yüksek olan hücrelerdir.
Doğru yanıt olan hücre tipi, agranülositler (lenfosit ve monosit) arasında yer alır. Bu hücreler arasında en küçük boyuta sahip olan ve çekirdeği sitoplazmasının çok büyük bir kısmını kapladığı için en yüksek N/CN/C oranına sahip olan hücre lenfosittir. Işık mikroskobunda genellikle dar, soluk mavi bir sitoplazma halkası ile karakterizedirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre sınıflandırmasını değerlendir
Agranülositler lenfositler ve monositlerden oluşur.
Sınıflandırma, sitoplazmada spesifik (sekonder) granüllerin varlığına dayanır.
2
Morfolojik boyutları karşılaştır
Lenfositler (615μm6-15 \mu m) genellikle monositlerden (1220μm12-20 \mu m) daha küçüktür.
Lenfositler periferik yaymadaki en küçük lökosit grubunu temsil eder.
3
Çekirdek/Sitoplazma (N/CN/C) oranını analiz et
Lenfositlerde çekirdek hücrenin büyük kısmını kaplar, monositlerde ise sitoplazma daha geniştir.
Lenfositlerin karakteristiği olan dar sitoplazma halkası, yüksek N/CN/C oranına yol açar.

Anahtar Kavram

Lökositlerin granül içeriklerine göre sınıflandırılması ve lenfositlerin tipik morfolojik özellikleri (yüksek N/CN/C oranı).

Daha Fazla Pratik

Lenfosit alt tiplerinin (T, B ve NK hücreleri) morfolojik olarak rutin yaymalarda ayırt edilip edilemeyeceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 178Soru

Timus, vücudun primer lenfoid organı olarak TT-lenfositlerin antijenden bağımsız olgunlaşma merkezidir. Bu fonksiyonel özelliği nedeniyle histolojik yapısı diğer lenfoid organlardan (lenf düğümü, dalak, tonsillalar) belirgin farklar gösterir. Sağlıklı bir timus lobülünün histolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antijen uyarımı sonucu gelişen lenfoid folliküller ve germinal merkezler

Cevap

Sağlıklı bir timus dokusunda antijen uyarımı sonucu gelişen lenfoid folliküller ve germinal merkezler görülmesi beklenmez.
Timus primer bir lenfoid organdır ve burada lenfositler antijenden bağımsız olarak olgunlaşır. Bu nedenle, sağlıklı bir timus dokusunda antijen uyarımı ile oluşan lenfoid folliküller ve germinal merkezler bulunmaz. Bu yapılar lenf düğümü ve dalak gibi sekonder lenfoid organlara özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Timusun fonksiyonel sınıflandırmasını belirle.
Timus bir primer lenfoid organdır.
Primer lenfoid organlar (timus ve kemik iliği) lenfositlerin antijenden bağımsız olarak üretildiği ve eğitildiği merkezlerdir.
2
Sekonder lenfoid organlarla farklarını karşılaştır.
Lenfoid folliküller ve germinal merkezler sekonder lenfoid organlara (lenf düğümü, dalak, MALT) özgüdür.
Bu yapılar ancak antijen uyarımı (immün yanıt) sonucu oluşur, oysa timus gelişmekte olan hücreleri antijenlerden korur (kan-timus bariyeri).
3
Timusun spesifik histolojik yapılarını doğrula.
Hassall cisimcikleri, septalar, kan-timus bariyeri ve yoğun korteks timusta bulunan yapılardır.
Bu yapılar timusun parankimal ve stromal organizasyonunun temel bileşenleridir.

Anahtar Kavram

Timusun primer lenfoid organ olması nedeniyle lenfoid follikül ve afferent lenf damarı içermemesi.
Soru 179Soru

Lenf düğümlerinin histofizyolojik organizasyonu değerlendirildiğinde; parakorteks (derin korteks) bölgesinde yer alan, kan dolaşımındaki lenfositlerin dokuya geçişini (diapedez) sağlayan ve kübik endotel yapısına sahip olan 'yüksek endotelli venüller'in (HEV) karakteristik morfolojisini ve yüzeyindeki PNAdPNAd (Peripheral Node Addressin) molekülü ekspresyonunu koruyabilmesi için gereken temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aferent lenfatik damarlar aracılığıyla gelen lenf akımı ve içerdiği uyarıcı sitokinler

Cevap

HEV'lerin yapısal ve fonksiyonel bütünlüğü aferent lenfatik damarlardan gelen lenf akımına ve bu akımla taşınan lenfotoksin-beta gibi sitokinlere doğrudan bağlıdır.
Yüksek endotelli venüller (HEV), lenf düğümünün parakorteks bölgesinde bulunan ve kan yoluyla gelen lenfositlerin dokuya girişini sağlayan özelleşmiş damarlardır. Bu hücrelerin kübik formlarını korumaları ve lenfositlerin tutunmasını sağlayan adresin moleküllerini (PNAdPNAd) sentezleyebilmeleri için aferent lenfatik damarlar yoluyla gelen lenf akımına ve bu akımın taşıdığı sitokinlere (özellikle lenfotoksin-beta) ihtiyaçları vardır. Aferent lenf akımı kesildiğinde bu hücreler hızla yassılaşarak normal postkapiller venüllere dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Yüksek Endotelli Venüllerin (HEV) lokasyonunu belirleme
HEV'ler lenf düğümünün T-zonu olan parakortekste (derin korteks) bulunur.
HEV'lerin korunma mekanizmasını anlamak için önce yerleşimleri netleştirilmelidir.
2
HEV'lerin morfolojik ve moleküler özelliklerini analiz etme
HEV'ler tipik venüllerden farklı olarak yassı değil, kübik (yüksek) endotel hücrelerine sahiptir ve PNAdPNAd eksprese eder.
Bu yapısal ve fonksiyonel özelliklerin idamesi için gereken spesifik uyaranın kaynağı belirlenmelidir.
3
HEV bütünlüğünü sağlayan fizyolojik faktörü saptama
Deneysel çalışmalar, aferent lenfatik akımı kesildiğinde HEV'lerin yassılaşarak normal venüllere dönüştüğünü göstermiştir.
Lenf akımıyla taşınan lenfotoksin-beta gibi faktörler, HEV endotelinin kübik formda kalmasını ve adresin molekülleri üretmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Lenf düğümü HEV morfolojisinin aferent lenfatik akıma bağımlılığı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 180Soru

Trombositlerin pıhtılaşma (hemostaz) sürecindeki rolleri ve bu süreçte görev alan intrasellüler sistemlerin morfolojik özellikleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Delta granülleri (yoğun cisimcikler) içerisinde depolanan serotonin, trombositler tarafından sentezlenmeyip plazmadan aktif taşıma ile alınır ve salgılandığında vazokonstriksiyonu tetikler.

Cevap

Delta granülleri içerisinde depolanan serotonin, trombositler tarafından sentezlenmeyip plazmadan aktif taşıma ile alınır ve salgılandığında vazokonstriksiyonu tetikler.
Trombositlerin granülomer bölgesinde yer alan delta (yoğun) granülleri; ADP, ATP, kalsiyum iyonları ve serotonin içerir. Serotonin, trombositler tarafından sentezlenmez; periferik kandan aktif taşıma ile alınarak bu granüllerde konsantre edilir ve pıhtılaşma sırasında damar düz kaslarını kasmak (vazokonstriksiyon) üzere salgılanır.

Adım Adım Çözüm

1
Trombosit organel bölgesindeki (granülomer) granül tiplerini ayırt et.
Alfa, Delta ve Lambda granülleri bulunur.
Her granül tipinin içeriği ve fonksiyonu farklıdır.
2
Delta granüllerinin içeriğini ve bu içeriğin kaynağını analiz et.
Delta granülleri kalsiyum, ADP, ATP ve serotonin içerir. Serotonin plazmadan alınır.
Trombositler serotonin sentezleme yeteneğine sahip değildir; aktif taşıma ile depolarlar.
3
Membran sistemlerinin (OCS ve DTS) kökenlerini karşılaştır.
OCS plazma membranı kökenliyken, DTS düz endoplazmik retikulum (SER) kökenlidir.
DTS kalsiyum depolar ve prostaglandin sentezi yapar; OCS ise yüzey alanını artırıp salınımı kolaylaştırır.

Anahtar Kavram

Trombositlerin ultrastrüktürel bölgeleri ve delta granüllerinde depolanan serotoninin plazma kökenli olması.

Daha Fazla Pratik

Trombositlerin 'yapısal bölgesinde' (structural zone) yer alan ve hücre şeklini koruyan mikrotübül demeti (marjinal demet) ile kontraksiyonu sağlayan aktin-miyozin etkileşimini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 9 / 16Sonraki