Temel Dokular

261 soru

Soru 41Soru

Kafatası yassı kemiklerinde izlenen intramembranöz ossifikasyon sürecinde, hücresel diferansiyasyon ve matriks oluşumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteoklastlar, kemikleşme merkezindeki osteoprogenitör hücrelerin farklılaşması ve birbirleriyle füzyonu sonucu oluşur.

Cevap

Osteoklastlar, kemikleşme merkezindeki osteoprogenitör hücrelerin füzyonuyla değil, hematopoetik kökenli monosit/makrofaj öncüllerinin birleşmesiyle oluşur.
Kemik dokusundaki hücrelerden osteoprogenitör hücreler, osteoblastlar ve osteositler mezenşimal kökenli iken; kemik yıkımından sorumlu olan çok çekirdekli osteoklastlar kemik iliğindeki hematopoetik kök hücrelerden (granülosit-monosit öncülleri) köken alırlar. Bu nedenle osteoklastların osteoprogenitör hücrelerden geliştiğini belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İntramembranöz kemikleşme basamaklarını gözden geçir.
Sürecin mezenşimal yoğunlaşma ile başladığı ve kıkırdak ara fazı içermediği doğrulandı.
İntramembranöz kemikleşmenin temel karakteristiğini belirlemek için.
2
Kemik hücrelerinin kökenlerini karşılaştır.
Osteoprogenitör, osteoblast ve osteositlerin mezenşimal; osteoklastların ise hematopoetik kökenli olduğu belirlendi.
Hücre soylarındaki farkı ayırt etmek, TUS düzeyi sorularda belirleyicidir.
3
Kemik matriksinin özelliklerini analiz et.
Örgüsü (woven) kemiğin primer doku olduğu ve mineralizasyonun veziküllerle başladığı teyit edildi.
Matriks oluşumu ve olgunlaşma süreçlerini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Kemik hücrelerinin köken farkı (Mesenchymal vs Hematopoietic Lineage)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Kıkırdak dokusunda büyüme iki temel mekanizma ile gerçekleşir. Bunlardan ilki, kıkırdağı çevreleyen bağ dokusu kılıfından (perikondriyum) yeni hücrelerin eklenmesi olan appozisyonel büyüme; ikincisi ise mevcut kondrositlerin mitozla bölünerek izojen grupları oluşturduğu interstisyel büyümedir.

Buna göre, histolojik yapısında perikondriyum bulunmadığı için appozisyonel büyüme yapamayan ve yalnızca interstisyel büyüme ile kütlesini artıran kıkırdak bölgesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eklem kıkırdağı

Cevap

Eklem kıkırdağı, perikondriyum içermediği için sadece interstisyel büyüme yapan bölgedir.
Doğru yanıt olan eklem kıkırdağı, hiyalin kıkırdak tipinde bir doku olmasına rağmen serbest yüzeyinde perikondriyum bulundurmaz. Bu yapısal özellik, eklem yüzeyinin pürüzsüz kalmasını sağlar ancak dokunun appozisyonel (dıştan ekleme yoluyla) büyüme ve tamir yeteneğini sınırlar. Bu nedenle büyüme sadece mevcut hücrelerin bölünmesi (interstisyel) ile mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme mekanizmalarının tanımlanması
Appozisyonel büyüme perikondriyumdaki kondroblastlar aracılığıyla, interstisyel büyüme ise kıkırdak içindeki kondrositlerin bölünmesiyle gerçekleşir.
Soruda istenen 'yalnızca interstisyel büyüme' kısıtı, perikondriyumun yokluğunu işaret eder.
2
Perikondriyum bulunmayan kıkırdak bölgelerinin hatırlanması
Eklem kıkırdağı (artiküler kıkırdak) ve fibröz kıkırdak (fibrokartilaj) perikondriyum içermez.
Hiyalin kıkırdak normalde perikondriyum içerir ancak eklem yüzeylerini örten kısımlarında bu tabaka bulunmaz.
3
Seçeneklerin kıkırdak tipi ve perikondriyum varlığı açısından değerlendirilmesi
Trakea, burun septumu, epiglottis ve dış kulak yolu perikondriyum içerirken; eklem kıkırdağı içermez.
Eklem kıkırdağı, eklem boşluğuna bakan yüzeyinde perikondriyum bulundurmaz; beslenmesi ise sinovyal sıvıdan difüzyonla sağlanır.

Anahtar Kavram

Hiyalin kıkırdağın özel bir formu olan eklem kıkırdağında perikondriyum tabakası bulunmaz.

İpuçları

1
Appozisyonel büyüme için gerekli olan 'perikondriyum' tabakasının hangi bölgelerde eksik olduğunu düşünün.
2
Hiyalin kıkırdak normalde perikondriyuma sahiptir, ancak eklem yüzeyleri bu kuralın istisnasıdır.

Daha Fazla Pratik

Fibröz kıkırdak (fibrokartilaj) dokusunun perikondriyum içeriği ve büyüme paternlerini eklem kıkırdağı ile karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru

Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıklarında, kolajen liflerinin yapısal bütünlüğü ve organizasyonuyla ilgili çeşitli aksaklıklar görülmektedir. Kolajen sentez süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi hücre dışında (ekstrasellüler matriste) gerçekleşen aşamalardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prokolajen molekülünün uçlarındaki kayıt peptidlerinin kesilmesi

Cevap

Kolajen sentezinde, prokolajen molekülünün uçlarındaki kayıt peptidlerinin enzimler aracılığıyla kesilmesi hücre dışında gerçekleşen bir aşamadır.
Kayıt peptidlerinin prokolajen peptidazlar tarafından kesilmesi, prokolajenin tropokolajene dönüşmesini sağlar ve bu olay hücre dışında (ekstrasellüler matriste) gerçekleşir. Bu işlem gerçekleştikten sonra tropokolajen molekülleri kendiliğinden birleşerek kolajen fibrillerini oluşturabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolajen sentezinin hücre içi evrelerini belirleyin.
Sentez (ribozom), hidroksillenme, glikozilasyon ve üçlü heliks oluşumu (GER) hücre içindedir.
Hücre içi organeller, proteinin doğru katlanması ve modifikasyonu için gerekli enzimatik ortamı sağlar.
2
Molekülün hücre dışına salınım sonrasındaki değişimlerini analiz edin.
Prokolajen ekzositozla atılır; ardından hücre dışı peptidazlar devreye girer.
Kayıt peptidleri, molekülün hücre içinde erkenden polimerleşmesini engeller; bu yüzden ancak hücre dışında kesilmelidirler.
3
Hücre dışı son aşamaları teyit edin.
Kayıt peptidlerinin kesilmesiyle oluşan tropokolajenler birleşerek fibrilleri, ardından lizil oksidaz etkisiyle lifleri oluşturur.
Tropokolajenlerin yan yana dizilimi ve çapraz bağlanması dokunun mekanik direncini sağlar.

Anahtar Kavram

Kolajen sentezinin hücre içi (GER/Golgi) ve hücre dışı (matris) aşamalarının ayrımı.
Soru 44Soru

Kıkırdak dokusunun histofizyolojik özellikleri, matriks organizasyonu ve büyüme paternleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıkırdak matriksindeki kondronektin, kondrositlerin integrin reseptörleri aracılığıyla tip II kollajene tutunmasını sağlayan çok fonksiyonlu bir glikoproteindir.

Cevap

Kıkırdak matriksinde bulunan kondronektin, kondrositlerin matrikse tutunmasını sağlayan spesifik bir glikoproteindir.
Kondronektin, kıkırdak dokusuna özgü adeziv bir glikoproteindir. Görevi, kondrositlerin integrin reseptörleri ile matriksin ana lifi olan tip II kollajen arasında bir köprü kurarak hücrelerin matrikse sıkıca tutunmasını sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıkırdak matriks bileşenlerini analiz et.
Matriks; tip II kollajen, proteoglikan agregatları (agrekan) ve kondronektin gibi glikoproteinlerden oluşur.
Moleküler etkileşimleri anlamak için temel yapı taşlarını belirlemek gerekir.
2
Hücre-matriks bağlantı mekanizmasını değerlendir.
Kondrositler, yüzeylerindeki integrin reseptörleri aracılığıyla kondronektine, kondronektin de tip II kollajene bağlanır.
Bu bağlantı kıkırdağın yapısal bütünlüğü ve kondrositlerin matriksteki yerleşimi için kritiktir.
3
Büyüme mekanizmalarını ve perikondriyum varlığını kontrol et.
Hiyalin ve elastik kıkırdakta perikondriyum varken, fibröz kıkırdak ve eklem kıkırdağında yoktur.
Apozisyonel büyüme sadece perikondriyum varlığında mümkündür.

Anahtar Kavram

Kıkırdak dokusunda moleküler organizasyon ve adeziv glikoproteinler

İpuçları

1
Kıkırdak büyümesi iki tiptir: İntersitisyel (mevcut hücrelerin bölünmesi) ve Apozisyonel (çevredeki perikondriyumdan yeni hücre eklenmesi).
2
Matriksteki bazofili yoğunluğu, asidofilik kollajen liflerin ve bazofilik proteoglikanların oranına göre değişir. Hücreye yakın bölgeler (territöriyel) proteoglikan bakımından daha zengindir.

Daha Fazla Pratik

Fibröz kıkırdak ile hiyalin kıkırdağın tip I ve tip II kollajen içeriği ve perikondriyum varlığı açısından farklarını tablo halinde çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru

Epitel dokusundaki hücre yüzey özelleşmeleri ve hücreler arası bağlantı kompleksleri, dokunun fonksiyonel bütünlüğü ve biyolojik görevleri açısından temel öneme sahiptir. Bu yapıların moleküler organizasyonları, bulundukları dokunun ihtiyaç duyduğu mekanik direnç veya transport kapasitesine göre özelleşmiştir.

Hücre yüzey özelleşmeleri ve epitel dokusu organizasyonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silyumların motilitesini sağlayan aksonem yapısı mikrotübül organizasyonuna dayanırken, hem mikrovilluslar hem de stereosilyalar yapısal iskelet olarak aktin mikroflamanlarını kullanır.

Cevap

Silyumların motilitesini sağlayan aksonem yapısı mikrotübül organizasyonuna dayanırken, hem mikrovilluslar hem de stereosilyalar yapısal iskelet olarak aktin mikroflamanlarını kullanır.
Doğru ifade, silyumların mikrotübül tabanlı (aksonem) olduğunu, buna karşın mikrovillus ve stereosilyaların aktin mikroflamanları tarafından oluşturulduğunu belirtmektedir. Bu temel ayrım, yapıların fonksiyonunu (hareket vs emilim) belirleyen ana unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Apikal yüzey özelleşmelerinin iskelet proteinlerini belirleyin.
Silyumlar mikrotübül (tubulin), mikrovillus ve stereosilyalar aktin mikroflamanı içerir.
Bu yapıların hareketli (silyum) veya emilim artırıcı (mikrovillus) olması iskelet yapısına bağlıdır.
2
Klinik korelasyonu (Kartagener) doğrulayın.
Kartagener sendromu 'immotil silya sendromu'dur.
Hastalık dynein proteinindeki mutasyon nedeniyle silyum hareketinin bozulmasıdır, mikrovilluslarla ilişkisi yoktur.
3
Bazal lamina ve bağlantı birimlerini kontrol edin.
Bazal laminada Tip IV kollajen, en apikal sızdırmazlık biriminde ise zonula occludens bulunur.
Doku tabakalarının ve hücre polaritesinin korunması için bu moleküler ayrım şarttır.

Anahtar Kavram

Epitel hücrelerinde apikal özelleşmelerin (Silya vs Mikrovillus) hücre iskeleti farkı ve klinik önemi.
Soru 46Soru

Doku örneklerinin elektron mikroskobik incelemesinde iki farklı salgı hücresi tipi tanımlanmıştır:

* I. Hücre: Bol miktarda granüllü endoplazmik retikulum (GER), supra-nükleer yerleşimli gelişmiş bir Golgi kompleksi ve apikal sitoplazmada yoğun membranlı salgı granülleri içermektedir.
* II. Hücre: Yaygın granülsüz (düz) endoplazmik retikulum (DER) ağlarına, tübüler kristalı mitokondrilere ve sitoplazmik lipid damlacıklarına sahiptir.

Bu hücrelerin morfolojik özellikleri ve salgı mekanizmaları göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Hücrenin salgı vezikülleri plazma membranı ile ekzositoz yoluyla birleştiğinde, vezikül membranı hücre zarına eklenerek apikal yüzey alanını geçici olarak artırır.

Cevap

I. Hücrede salgı veziküllerinin ekzositozu sırasında plazma membran alanı geçici olarak artar; çünkü vezikül membranı füzyon yoluyla hücre zarına dahil olur.
I. Hücrenin sahip olduğu GER, Golgi ve granül yapısı, onun merokrin salgı yapan bir protein sentez hücresi olduğunu kanıtlar. Bu hücrelerde salgı materyali ekzositoz ile atılırken, salgı vezikülünün membranı plazma membranı ile birleştiği için hücrenin apikal yüzey alanı geçici olarak artar. Bu durum daha sonra endositoz (membran geri kazanımı) ile dengelenir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre organel profillerini analiz et
I. Hücre protein sentezleyen (seröz), II. Hücre steroid sentezleyen hücredir.
GER ve salgı granülleri protein sentezine; DER, tübüler mitokondri ve lipid damlacıkları steroid sentezine özgüdür.
2
Salgı mekanizmalarını belirle
I. Hücre merokrin (ekzositoz), II. Hücre difüzyon kullanır.
Proteinler hidrofilik olduklarından veziküllerle (ekzositoz) salgılanırken, steroidler hidrofobik olduklarından membrandan doğrudan geçerler.
3
Membran dinamiklerini değerlendir
Ekzositoz apikal yüzey alanını artırır.
Vezikül membranının plazma membranıyla birleşmesi fiziksel olarak membran alanını genişletir (membran shuttle).

Anahtar Kavram

Hücre ultrastrüktürü ile salgı mekanizmaları (Ekzositoz vs. Difüzyon) arasındaki ilişki ve membran geri kazanımı.

Daha Fazla Pratik

Meme bezinde sütün protein (kazein) ve lipid kısımlarının farklı salgı mekanizmalarıyla (merokrin vs apokrin) atılmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Sinir sistemindeki nöroglia hücrelerinin yapısal organizasyonu ve merkezi sinir sistemi (MSS) ile periferik sinir sistemi (PSS) arasındaki temel farklar dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MSS'de miyelinsiz aksonlar genellikle glia hücreleri tarafından tam olarak sarılmadan 'çıplak' seyrederken, PSS'de miyelinsiz aksonlar Schwann hücrelerinin sitoplazmik girintileri içine (Remak demetleri) gömülüdür.

Cevap

Merkezi sinir sisteminde miyelinsiz aksonlar genellikle herhangi bir glia kılıfı ile sarılmadan 'çıplak' seyrederken, periferik sinir sisteminde Schwann hücreleri (Remak demetleri) tarafından kuşatılmışlardır.
Merkezi sinir sisteminde (MSS) miyelinsiz aksonlar genellikle herhangi bir özelleşmiş glia kılıfı ile tam olarak sarılmadan, nöropil yapısı içinde serbestçe veya astrosit uzantılarıyla komşuluk yaparak seyrederler. Buna karşın, periferik sinir sisteminde (PSS) miyelinsiz aksonlar dahi Schwann hücrelerinin sitoplazmik invajinasyonları içine gömülüdür; bu yapıya Remak demeti adı verilir. Bu organizasyon farkı, PSS'deki aksonların her zaman bir glia desteği ve bazal lamina koruması altında olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
MSS ve PSS glia hücrelerinin aksonlarla olan yapısal ilişkisini karşılaştırın.
PSS'de her aksonun (miyelinsiz olsa dahi) Schwann hücre sitoplazması ve bazal lamina ile korunduğu, MSS'de ise miyelinsizlerin genellikle nöropil içinde serbest olduğu belirlenir.
Periferik sinirlerin mekanik ve metabolik korunma ihtiyacını anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Diğer seçeneklerdeki glia özelliklerini (köken, bariyer, miyelin kapasitesi) kontrol edin.
Mikrogliaların kökeninin, astrositlerin bariyerdeki rolünün ve miyelinasyon mekanizmalarının seçeneklerde hatalı verildiği doğrulanır.
TUS sınavında sıkça sorulan nöroglia farklarını netleştirmek için eleme yöntemi uygulanır.

Anahtar Kavram

MSS ve PSS nöroglia organizasyonu farkları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 48Soru

Sinir sisteminde miyelin kılıf oluşturan glia hücrelerinin yapısal organizasyonu ve moleküler çevreleri incelendiğinde; periferik sinir sisteminde (PSS) görev yapan bir Schwann hücresini, merkezi sinir sistemindeki (MSS) bir oligodendrositten ayıran en temel morfolojik ve yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücrenin yalnızca tek bir akson segmentini miyelinlemesi ve tüm dış yüzeyinin bir bazal lamina ile çevrili olması

Cevap

Schwann hücrelerini oligodendrositlerden ayıran temel fark, her bir Schwann hücresinin tek bir akson segmentini (internod) sarması ve tüm hücre yüzeyinin bir bazal lamina ile kaplı olmasıdır.
Doğru seçenek olan ifade, Schwann hücrelerinin özgün yapısını tanımlar. PSS'de her bir miyelin segmenti (internod) ayrı bir Schwann hücresi tarafından oluşturulur. Ayrıca Schwann hücresinin plazma membranının dış kısmında glikokaliks ve bazal laminadan oluşan bir kılıf bulunur. Bu bazal lamina, sinir hasarı durumunda rejenerasyon tüpü (Büngner bantları) oluşturarak aksonun yönlenmesini sağlar. Oligodendrositlerde ise bazal lamina yoktur ve bir hücre gövdesi birden fazla aksonu miyelinler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücrelerin yerleşim yerlerini ve temel görevlerini belirleyin.
Schwann hücresi PSS'de, oligodendrosit ise MSS'de miyelinasyon yapar.
Soruda istenen farkı bulmak için önce hücrelerin sistemik konumlarını netleştirmek gerekir.
2
Hücre-akson ilişkisini (kantitatif oran) karşılaştırın.
Schwann hücresi 1:1 (bir segment:bir hücre) oranında çalışırken, oligodendrosit 1:çok (bir hücre:çok akson) oranında çalışır.
Bu, iki hücre tipi arasındaki en bariz fonksiyonel-morfolojik farklardan biridir.
3
Dış çevresel yapıları (ekstrasellüler matriks) analiz edin.
Schwann hücreleri bazal lamina ile çevrilidir, oligodendrositlerde ise bazal lamina bulunmaz.
Bazal lamina varlığı, PSS'deki sinir rejenerasyonu kapasitesinin MSS'den daha yüksek olmasının temel nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Glia Hücrelerinin Yapısal Farklılaşması (Bazal Lamina ve Miyelinasyon Oranı)
Soru 49Soru

İskelet kası ve kalp kası liflerinin ultrastrüktürel organizasyonu ile sarkomerde yer alan proteinlerin fonksiyonel özellikleri karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskelet kasında T-tübülleri A ve I bantlarının birleştiği sınırlarda konumlanarak bir sarkomerde iki adet bulunurken; kalp kasında T-tübül yerleşimleri ZZ diskleri hizasındadır ve genellikle tek bir terminal sisterna ile etkileşime girerek 'diad' yapılarını oluşturur.

Cevap

İskelet kasında T-tübülleri A-I bant birleşim yerlerinde (sarkomer başına iki adet) bulunurken, kalp kasında ZZ çizgisi hizasında (sarkomer başına bir adet) yerleşmiştir ve SR ile 'diad' yapılarını oluşturur.
İskelet kasında T-tübül sistemi daha gelişmiştir ve sarkomer başına iki adet olacak şekilde A-I bant sınırlarında yer alır; terminal sisternalar geniştir ve 'triad' oluşturur. Kalp kasında ise T-tübülleri daha geniştir, ZZ çizgisi hizasındadır (sarkomer başına bir adet) ve SR daha az gelişmiş olduğu için genellikle tek bir sisterna ile 'diad' yapısını kurar.

Adım Adım Çözüm

1
Kas tiplerine göre T-tübül ve SR organizasyonunu karşılaştır.
İskelet kasında triad (A-I sınırı), kalp kasında diad (ZZ çizgisi) yapısı görülür.
Uyarılma-kasılma eşleşmesinin hızı ve etkinliği dokuya özel organizasyon gerektirir.
2
Sarkomer bant değişimlerini analiz et.
A bandı (miyozin boyu) sabittir; I ve H bantları (üst üste binmeyen bölgeler) kısalır.
Kayan filamentler teorisine göre protein boyu değişmez, sadece üst üste binme miktarı artar.
3
Yardımcı proteinlerin (Titin, Nebulin, Distrofin) görevlerini doğrula.
Titin elastikiyet ve miyozin stabilizasyonu sağlar; Nebulin aktin uzunluğunu belirler; Distrofin hücre iskeletini matrikse bağlar.
Sarkomerin yapısal bütünlüğü bu proteinlerin spesifik lokalizasyonuna bağlıdır.

Anahtar Kavram

Kas dokusu tiplerinin ultrastrüktürel farkları ve sarkomer proteinlerinin moleküler görevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru

Bağ dokusu hücreleri, dokuda bulunma sürelerine ve fonksiyonel kökenlerine göre 'yerleşik (resident)' ve 'hareketli (wandering/transient)' olarak ikiye ayrılır. Bu sınıflama ve hücrelerin gelişimsel özellikleri dikkate alındığında, mast hücreleri için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağ dokusunun yerleşik hücresi olup, öncül hücreleri dokuya geçtikten sonra burada farklılaşarak karakteristik granüllerini kazanırlar.

Cevap

Mast hücreleri bağ dokusunun yerleşik (resident) hücresidir ve öncül hücreleri dokuya geçtikten sonra farklılaşarak karakteristik granüllerini kazanırlar.
Mast hücreleri bağ dokusunun temel yerleşik hücrelerinden biridir. Kemik iliğinden farklılaşmamış öncül hücreler olarak ayrılırlar, kan dolaşımı yoluyla bağ dokusuna geçerler ve burada proliferasyon göstererek karakteristik metakromatik granüllerini kazanıp olgunlaşırlar. Bu özellikleri onları kemik iliğinde olgunlaşan bazofillerden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre sınıflandırmasını değerlendir
Mast hücreleri, bağ dokusunda uzun süre kalan ve yerel olarak çoğalabilen 'yerleşik' hücre grubuna dahildir.
Hücrelerin dokuda kalış süresi ve fonksiyonel sürekliliği sınıflandırmayı belirler.
2
Gelişimsel süreci analiz et
Mast hücreleri kemik iliğindeki CD34+CD34^+ hematopoetik kök hücrelerden köken alır ancak bazofillerden farklı olarak dokuya girene kadar granülsüz ve olgunlaşmamış haldedirler.
Farklılaşma yerinin (ilik vs doku) belirlenmesi mast hücrelerini bazofillerden ayıran kritik bir bilgidir.
3
Diğer bağ dokusu hücreleriyle karşılaştır
Fibroblastlar (matriks sentezi), Plazma hücreleri (antikor sentezi) ve Bazofillerin (hareketli hücre) özellikleri elenerek mast hücresine özgü gelişimsel özellik doğrulanır.
Fonksiyonel ve morfolojik farklar doğru tanının konulmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Mast hücreleri, kemik iliğinden agranüler öncüller olarak çıkıp bağ dokusunda farklılaşan yerleşik hücrelerdir.

Alternatif Yöntem

Hücrelerin 'yerleşik' (dokuda uzun süre kalan) ve 'hareketli' (kan yoluyla geçici gelen) ayrımını yaparak, köken ve farklılaşma yeri bilgisini kullanarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru

Kıkırdak dokusunun histogenezi, matriks biyokimyası ve büyüme dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde; perikondriyumun varlığı, kondrositlerin organizasyonu ve büyüme mekanizmaları arasındaki ilişki hakkında yapılan aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eklem yüzeylerini örten hiyalin kıkırdakta perikondriyum bulunmadığı için bu bölgedeki büyüme sadece mevcut kondrositlerin bölünerek izojen gruplar oluşturmasıyla gerçekleşir.

Cevap

Eklem yüzeylerini örten hiyalin kıkırdakta perikondriyum bulunmadığı için büyümenin sadece interstisyel yolla gerçekleştiğini belirten ifade doğrudur.
Kıkırdak dokusunda büyüme iki şekilde gerçekleşir: appozisyonel (çevreden) ve interstisyel (içten). Perikondriyum tabakası kondrojenik hücreleri barındırdığı için appozisyonel büyümenin kaynağıdır. Ancak hiyalin kıkırdağın özel bir tipi olan eklem kıkırdağı perikondriyum içermez. Bu morfolojik kısıtlılık nedeniyle, eklem kıkırdağı hacimsel artışını sadece mevcut kondrositlerin bölünmesi ve yeni matriks sentezlemesiyle (interstisyel büyüme) sağlayabilir. Bu durum aynı zamanda eklem kıkırdağının yaralanma sonrası onarım kapasitesinin neden düşük olduğunu açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Kıkırdak tiplerinin perikondriyum varlığına göre sınıflandırılması
Hiyalin ve elastik kıkırdak genelde perikondriyum içerirken, eklem kıkırdağı ve fibrokıkırdak perikondriyum içermez.
Perikondriyum, kıkırdak için vasküler destek ve yeni hücre kaynağı (appozisyonel büyüme) sağlar.
2
Büyüme mekanizmalarının analizi
Appozisyonel büyüme yüzeyden (perikondriyumdan), interstisyel büyüme ise içten (mevcut hücrelerin bölünmesiyle) olur.
Perikondriyumu olmayan eklem kıkırdağında yeni hücre eklenmesi sadece içteki hücrelerin bölünmesiyle (izojen gruplar) mümkündür.
3
Matriks biyokimyası ve hücre bağlantılarının kontrolü
Aggrecan bir proteoglikandır, kondronektin ise hücre-matriks bağlantı molekülüdür.
Kondronektin fonksiyonu, kondrositi kollajen liflerine sabitlemektir, proteoglikan stabilizasyonu değil.

Anahtar Kavram

Artiküler kıkırdak özellikleri ve büyüme kısıtlılıkları

Daha Fazla Pratik

Kıkırdak dokusunun damarsız yapısı ve beslenmenin sinovyal sıvıdan difüzyonla gerçekleşmesi arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

Vücutta ısı üretiminden sorumlu olan ve özellikle yenidoğanlarda vücut ısısının korunmasında kritik rol oynayan multiloküler (kahverengi) yağ dokusunun histolojik ve fonksiyonel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre sitoplazmasında çok sayıda küçük lipid damlacığı ve bol miktarda, demir içeren sitokromlardan zengin mitokondri bulunur.

Cevap

Kahverengi yağ dokusu hücreleri sitoplazmalarında çok sayıda küçük lipid damlacığı barındırır ve renklerini içeriklerindeki mitokondrilerde bulunan demir içeren sitokromlardan alırlar.
Doğru ifade, kahverengi yağ hücrelerinin çok sayıda lipid damlacığı içermesi ve renklerini mitokondrilerindeki sitokrom pigmentlerinden almasıdır. Bu yapı, hızlı yağ asidi oksidasyonu ve ısı üretimi için gerekli biyokimyasal donanımı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Doku tipini tanımla
Soru multiloküler (kahverengi) yağ dokusuna odaklanmaktadır.
Soruda ısı üretimi ve yenidoğanlardaki rolden bahsedilerek kahverengi yağ dokusu işaret edilmiştir.
2
Morfolojik ve fonksiyonel özellikleri karşılaştır
Çok sayıda damlacık (multiloküler) ve yüksek mitokondri yoğunluğu tespit edilir.
Kahverengi doku, beyaz dokunun aksine ısı üretimi için özelleşmiş bol mitokondriye ve hızlı yakım için küçük parçalı lipidlere sahiptir.
3
Renk ve protein mekanizmasını onayla
Renk sitokromlardan, ısı ise UCP-1 üzerinden proton sızıntısından kaynaklanır.
Seçeneklerdeki 'demir içeren sitokromlar' ifadesi bu dokunun renginin bilimsel temelidir.

Anahtar Kavram

Kahverengi (multiloküler) yağ dokusu, ısı üretimi (termojenez) için özelleşmiş, bol mitokondriyal sitokrom içeren ve UCP-1 aracılı proton kaçışı mekanizmasını kullanan bir dokudur.

İpuçları

1
Dokuya 'kahverengi' rengini veren organel ve içindeki pigmentlere odaklanın.
2
Üniloküler ve multiloküler terimlerinin lipid damlacık sayısı ile ilişkisini hatırlayın.
3
UCP-1 proteininin proton gradyanını ATP üretimi yerine 'kısa devre' yaptırarak ısıya dönüştürdüğünü unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Beyaz yağ dokusunun salgıladığı adipokinlerin (leptin, adiponektin) insülin direnci üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

Merkezi sinir sistemindeki (MSS) nöroglia hücreleri, embriyolojik kökenleri ve üstlendikleri spesifik fizyolojik görevler bakımından belirgin farklılıklar gösterir. Nöroektodermal kökenli olan makroglia hücrelerinden farklı olarak, mezenşimal kökenli monosit-makrofaj sisteminden derive olan ve sinir dokusunda fagositoz ile antijen sunumu yaparak immün savunmada birincil rolü üstlenen glia hücresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroglia

Cevap

MSS'de fagositoz yapan ve mezenşimal kökenli olan tek glia hücresi mikroglia hücresidir.
Doğru seçenek olan mikroglia, kemik iliğindeki monosit-makrofaj sisteminden köken alan ve sinir sistemine mezenşimal yolla giren hücrelerdir. Hasarlı bölgelerde aktive olarak fagositoz yapma ve antijen sunma (APC) yetenekleri ile MSS'nin savunma sistemini oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
MSS glia hücrelerinin embriyolojik kökenlerini sınıflandır.
Astrositler, oligodendrositler ve ependim hücreleri nöroektodermden; mikroglialar ise mezenşimden (monosit-makrofaj sistemi) köken alır.
Glia hücrelerini birbirinden ayıran en temel gelişimsel özellik köken farkıdır.
2
Hücrelerin fonksiyonel rollerini belirle.
Mikroglia fagositoz yapar; astrositler kan-beyin bariyerini oluşturur; oligodendrositler miyelin kılıf üretir.
Soruda istenen immün savunma ve fagositoz yeteneği sadece mikroglialara özgüdür.

Anahtar Kavram

Glia hücrelerinin gelişimsel kökenleri ve immünolojik fonksiyonları.
Soru 54Soru

Nöroglia hücrelerinin morfolojik, fonksiyonel ve moleküler organizasyonu dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi sinir sisteminde (MSS) oligodendrositler tarafından oluşturulan miyelin kılıfı, PSS'deki Schwann hücrelerinden farklı olarak bir bazal lamina ile çevrelenmemiştir.

Cevap

Merkezi sinir sistemindeki miyelin kılıfının, periferik sinir sisteminden farklı olarak bazal lamina (eksternal lamina) içermediği ifadesi doğrudur.
Doğru seçenek olan 'Merkezi sinir sisteminde (MSS) oligodendrositler tarafından oluşturulan miyelin kılıfı, PSS'deki Schwann hücrelerinden farklı olarak bir bazal lamina ile çevrelenmemiştir' ifadesi histolojik bir gerçektir. PSS'de her Schwann hücresi bir eksternal lamina (bazal lamina) ile sarılıdır ve bu yapı hasar sonrası aksonal filizlenmeye kılavuzluk eder. MSS'de ise oligodendrosit uzantıları çıplaktır ve bazal lamina içermezler.

Adım Adım Çözüm

1
MSS ve PSS miyelin yapan hücrelerinin (oligodendrosit vs. Schwann) yapısal çevrelerini karşılaştırın.
Schwann hücrelerinin her birinin bir bazal lamina ile çevrili olduğu, oligodendrositlerin ise bu yapıdan yoksun olduğu saptanır.
Bazal lamina, PSS'de akson rejenerasyonu için bir tüp/kılavuz görevi görür; MSS'de bunun yokluğu ve inhibitör moleküller (Nogo) iyileşmeyi zorlaştırır.
2
Diğer glia hücrelerinin köken ve bariyer fonksiyonlarını analiz edin.
Mikroglianın mezoderm kökenli olduğu ve kan-beyin bariyerinin endotel tabanlı olduğu doğrulanır.
Nöral tüpten sadece makroglia (astrosit, oligodendrosit, ependim) ve nöronlar gelişir; mikroglia kemik iliği/monosit serisiyle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Merkezi ve periferik sinir sistemi glia hücreleri arasındaki morfolojik ve rejeneratif farklar.

Daha Fazla Pratik

MSS'deki miyelin rejenerasyonunu engelleyen Nogo (Neurite Outgrowth Inhibitor) proteini ve oligodendrosit ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru

Eklem içi menisküsler, intervertebral disklerin annulus fibrosus tabakası ve simfizis pubis gibi mekanik stresin yüksek olduğu bölgelerde bulunan kıkırdak dokusu tipi dikkate alındığında, bu doku için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Matrisinde yoğun Tip I kollajen demetleri barındırır ve perikondriyumu bulunmaz.

Cevap

Fibröz kıkırdak dokusu, yoğun Tip I kollajen demetleri içermesi ve perikondriyumunun bulunmaması ile karakterizedir.
Menisküs ve intervertebral disk gibi bölgelerde bulunan fibröz kıkırdak, matrisinde Tip I kollajen lif demetlerinin baskın olması ve dış kısmında perikondriyum tabakasının bulunmaması ile diğer kıkırdak tiplerinden ayrılır. Bu yapısal özellik, dokuya yüksek çekilme ve basma direnci sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Doku tipini tanımlama
Menisküs, annulus fibrosus ve simfizis pubiste bulunan kıkırdak tipi fibröz kıkırdaktır.
Bu bölgeler hem basınç hem de çekilme kuvvetlerine maruz kaldığı için özelleşmiş bir kıkırdak tipi gerektirir.
2
Yapısal özellikleri belirleme
Fibröz kıkırdak, yoğun Tip I kollajen liflerine sahiptir ve perikondriyumu yoktur.
Perikondriyum eksikliği ve Tip I kollajen varlığı, bu dokuyu hiyalin ve elastik kıkırdaktan ayıran en temel farklardır.

Anahtar Kavram

Fibröz kıkırdak (Fibrokartilaj) histolojik özellikleri
Soru 56Soru

İskelet kası liflerinin aktif kasılma (kontraksiyon) süreci sırasında sarkomerde meydana gelen yapısal değişiklikler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I bandı ve H bandının genişliği azalır.

Cevap

İskelet kası kasılması sırasında I bandı ve H bandının genişliği azalırken, A bandının boyu değişmez.
İskelet kası kasıldığında, aktin filamentleri sarkomerin merkezindeki M çizgisine doğru çekilir. Bu hareket, sadece aktin içeren I bandının ve sadece miyozin içeren H bandının daralmasına (veya tam kasılmada kaybolmasına) neden olur. Z çizgileri de birbirine yaklaşarak sarkomer boyunu kısaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Kayan filamentler teorisini hatırla.
Kasılma, ince (aktin) filamentlerin kalın (miyozin) filamentler üzerinde M çizgisine doğru kaymasıdır.
Sarkomerdeki morfolojik değişikliklerin temel mekanizması budur.
2
Bantların tanımını analiz et.
A bandı = miyozin uzunluğu; I bandı = sadece aktin; H bandı = sadece miyozin.
Hangi bölgelerin kısalacağını anlamak için hangi proteinleri içerdiklerini bilmek gerekir.
3
Değişimleri belirle.
Aktinler merkeze kayınca I ve H daralır, sarkomer boyu kısalır (Z çizgileri yaklaşır), ancak A bandı sabit kalır.
Filamentlerin kendi boyu değişmez, sadece üst üste binme (overlap) miktarı artar.

Anahtar Kavram

Kayan Filamentler Teorisi ve Sarkomer Bant Değişimleri

İpuçları

1
Kasılma sırasında hangi bandın miyozin filamentlerinin tüm uzunluğunu temsil ettiğini ve bu uzunluğun değişip değişmediğini düşünün.
2
Kayan filamentler teorisine göre filamentlerin boyu değişmez, sadece birbirleri üzerindeki konumları değişir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 57Soru

Histolojik bir kesit incelemesinde, bir bez hücresinin bazal sitoplazmasının yoğun bazofilik boyandığı (ergastoplazma), apikal bölgesinde ise çok sayıda membranla çevrili zimojen granülün bulunduğu gözlenmiştir. Elektron mikroskobunda bu granüllerin plazma membranı ile kaynaşarak ekzositoz yoluyla lümene boşaldığı, bu esnada hücre bütünlüğünün korunduğu saptanmıştır. Bu hücre ve salgılama mekanizması dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekzositoz ile gerçekleşen bu süreçte plazma membranı korunur ve bu mekanizma merokrin salgılama olarak tanımlanır.

Cevap

Ekzositoz ile gerçekleşen bu süreçte plazma membranı korunur ve bu mekanizma merokrin salgılama olarak tanımlanır.
Soruda tarif edilen hücre, bazalinde yoğun bazofili (GER/ribozom) içermesi nedeniyle protein sentezleyen (örneğin pankreas asiner hücresi) bir hücredir. Zimojen granüllerin membran kaynaşması ve ekzositoz yoluyla lümene atılması, hücre zarı bütünlüğünün korunduğu ve sitoplazmik kayıp yaşanmadığı 'merokrin' salgılama tipidir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguları analiz et
Bazal bazofili (ergastoplazma) yoğun GER varlığını; apikal zimojen granüller ise protein yapılı salgıyı işaret eder.
Protein sentezleyen hücrelerin temel histolojik özelliği granüllü endoplazmik retikulum ve serbest ribozom yoğunluğudur.
2
Salgılama mekanizmasını belirle
Granüllerin sadece ekzositozla, hücre kaybı olmadan atılması 'merokrin' salgılamadır.
Ekzositozda vezikül membranı plazma membranı ile kaynaşır, içerik boşalır ancak sitoplazmik parça kaybı olmaz.
3
Seçenekleri değerlendir
Merokrin salgılama ve hücre bütünlüğünün korunması bilgisini içeren seçeneği doğrula.
TUS formatında merokrin, apokrin ve holokrin farkları sıklıkla organel ilişkisi üzerinden sorgulanır.

Anahtar Kavram

Merokrin salgılama mekanizması ve protein sentezleyen hücre ultrastrüktürü

Daha Fazla Pratik

Meme bezindeki lipid (apokrin) ve kazein (merokrin) salınım farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Ekzokrin bezlerin salgılama mekanizmaları değerlendirildiğinde; salgı materyalinin hücrenin apikal kısmında toplandığı ve salınım sırasında bu bölgedeki bir miktar sitoplazma ile plazma membranının da koparak salgı ürününe dahil olduğu süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Apokrin salgılama

Cevap

Apokrin salgılama, salgı maddesinin apikal sitoplazma ve plazma membranından bir parça ile birlikte hücreden tomurcuklanarak ayrılmasıyla karakterizedir.
Apokrin salgılama mekanizmasında, salgı materyali hücrenin apikal ucunda toplanır. Salgılama aşamasında bu bölgedeki plazma membranı ve bir miktar sitoplazma salgı ürünüyle beraber hücreden koparak uzaklaşır. Bu durumun en bilinen örneği, laktasyon sürecindeki meme bezlerinden salgılanan lipit damlacıklarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Salgılama sırasında sitoplazma ve membran kaybı olup olmadığını belirle.
Soruda apikal sitoplazma ve membran kaybından bahsedilmektedir.
Salgılama modlarını birbirinden ayıran temel fark, hücre bütünlüğünün ne kadar korunduğudur.
2
Tanımlanan mekanizmayı uygun terimle eşleştir.
Apikal sitoplazma kaybı 'Apokrin' terimi ile ifade edilir.
Latince 'apo' (ayrılma/kopma) ve 'krin' (salgılama) köklerinden gelir.
3
Klinik örneklerle doğrula.
Laktasyon dönemindeki meme bezinde lipitlerin salgılanması bu mekanizmaya en tipik örnektir.
Lipit damlacıkları, apikal membranla çevrelenerek süte geçer.

Anahtar Kavram

Bez epiteli salgılama modları arasındaki morfolojik farklar (Merokrin, Apokrin, Holokrin).

Daha Fazla Pratik

Meme bezindeki protein salgılanmasının merokrin, lipit salgılanmasının ise apokrin modda gerçekleştiği ayrımını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Yağ dokusunun histofizyolojisi, hücre kökenleri ve metabolik regülasyondaki rolleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adiponektin; karaciğerde glukoneogenezi baskılayıp kas dokusunda yağ asidi oksidasyonunu uyararak insülin duyarlılığını artıran bir hormon olup, obez bireylerde plazma seviyesi azalma gösterir.

Cevap

Adiponektin; yağ asidi oksidasyonunu uyararak insülin duyarlılığını artıran ve obezitede seviyesi azalan bir hormondur.
Adiponektin, beyaz yağ dokusundan salgılanan önemli bir proteindir. Karaciğerde glikoz üretimini azaltır, kaslarda ise yağ asidi oksidasyonunu uyararak genel insülin duyarlılığını artırır. Obezite durumunda, diğer adipokinlerin aksine plazma seviyesi düşer ve bu durum insülin direnci gelişimine katkıda bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Adipokinlerin (Leptin, Adiponektin) metabolik etkilerini ve obezite ile ilişkilerini değerlendir.
Adiponektin, obezite arttıkça seviyesi azalan tek majör adipokindir ve insülin duyarlılığını artırır.
Obezite ve insülin direnci arasındaki patofizyolojik bağlantıyı anlamak.
2
Yağ dokusu hücrelerinin embriyolojik kökenlerini analiz et.
Kahverengi yağ dokusu ve iskelet kası Myf5+Myf5+ ortak progenitörden, beyaz yağ dokusu ise farklı bir mezensimal hattan gelir.
Dokuların gelişimsel benzerliklerini ayırt etmek.
3
Hücresel organel ve lif yapılarının yağ dokusuna özgü fonksiyonlarını incele.
Lipit sentezi DER'de yapılır, destek yapısı ise Tip III kollajen (retiküler lif) içerir.
Doku histolojisi ve hücre biyolojisi bilgilerini birleştirmek.

Anahtar Kavram

Adipositlerin endokrin fonksiyonları ve embriyolojik köken farklılıkları.

Alternatif Yöntem

Obezitede seviyesi azalan tek hormonun adiponektin olduğu bilgisini kullanarak (adiponektin paradoksu) eleme yöntemi uygulanabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 60Soru

Laktasyon sürecindeki bir meme bezi epitel hücresinde, süt proteinleri (kazein) ve süt lipidleri eş zamanlı olarak sentezlenip lümene salgılanmaktadır. Bu hücrenin ultrastrüktürel organizasyonu ve salgılama süreçleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lipid damlacıklarının salınımı sırasında, apikal sitoplazmanın bir kısmı ve çevreleyici plazma membranı salgı ürünüyle birlikte hücreden ayrılır.

Cevap

Lipid damlacıklarının salınımı sırasında, apikal sitoplazmanın bir kısmı ve çevreleyici plazma membranı salgı ürünüyle birlikte hücreden ayrılır.
Meme bezinde lipidlerin lümene verilmesi apokrin bir süreçtir. Bu süreçte, sitoplazmada büyüyen lipid damlacıkları apikal yüzeye doğru ilerler ve etrafları bir miktar sitoplazma ile plazma membranı tarafından sarılarak hücreden dışarı tomurcuklanırlar. Bu nedenle salgı ürünüyle birlikte hücrenin bir parçası da kaybedilmiş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Bez tipini ve salgı içeriğini tanımla.
Meme bezi laktasyon sırasında hem protein (kazein) hem de lipid salgılayan bir ekzokrin bezdir.
Hücrenin ultrastrüktürel ihtiyaçlarını belirlemek için sentezlenen moleküllerin kimyasal yapısını bilmek gerekir.
2
Salgılama mekanizmalarını eşleştir.
Proteinler merokrin (ekzositoz), lipidler ise apokrin (apikal sitoplazma kopması) mekanizma ile salgılanır.
Meme bezi, vücutta iki farklı ekzokrin salgı modunu aynı hücrede kullanan nadir örneklerden biridir.
3
Organel dağılımını değerlendir.
Protein sentezi için bazal GER ve gelişmiş Golgi; lipid sentezi için sitozol ve DER gereklidir, ancak süt proteinlerinin hacmi nedeniyle GER oldukça belirgindir.
Protein salgılayan hücrelerin ayırt edici özelliği bazal bazofili (yoğun GER) göstermeleridir.

Anahtar Kavram

Meme bezi asinus hücreleri, proteinleri merokrin, lipidleri ise apokrin mekanizma ile salgılayarak çift yönlü bir sekresyon dinamiği sergiler.

Daha Fazla Pratik

Farklı salgı mekanizmalarını (ekrin, apokrin, holokrin) karşılaştıran bir tablo hazırlayarak hangi bezlerin hangi mekanizmayı kullandığını not edin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 14Sonraki
Temel Dokular Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin