XVII. yüzyılın kapanışında ve XVIII. yüzyılın eşiğinde imzalanan barış antlaşmaları, Osmanlı İmparatorluğu'nun dış dünyayla kurduğu diplomatik ilişkilerin felsefesini temelden sarsmıştır. O güne kadar gücünü askeri caydırıcılık ve mutlak hakimiyet üzerine kuran Babıali, bu tarihten sonra sınırlarını korumak amacıyla diplomatik manevralara ve Avrupalı arabulucuların desteğine ihtiyaç duymaya başlamıştır. Bu tarihsel süreç göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı dış politikasındaki bu yeni dönemin temel özelliğini yansıtmaktadır?
- AKaradeniz'deki Türk egemenliğinin korunması için Rusya'ya Azak Kalesi'nin verilmesiyle deniz ticaretinin tamamen millileştirilmesi
- BBatı tarzı askeri reformlara ağırlık verilerek egemenlik sisteminin teokratik yapıdan laik cumhuriyet modeline dönüştürülmesi
- CAvrupalı devletlere verilen kapitülasyonların tek taraflı olarak feshedilerek dışa kapalı bir ekonomik modelin benimsenmesi
- Kuvvete dayalı tek taraflı diplomasi yerine, müzakerelere katılım ve konjonktürel ittifaklar yoluyla mevcut sınırları koruma stratejisinin izlenmesiCevap
- ESınır boylarındaki savunmayı güçlendirmek amacıyla Balkan eyaletlerinde Batı Avrupa tarzı feodal kontlukların kurulması
Cevap
Kuvvete dayalı tek taraflı diplomasi yerine, müzakerelere katılım ve konjonktürel ittifaklar yoluyla mevcut sınırları koruma stratejisinin izlenmesi
Doğru seçenek olan kuvvete dayalı tek taraflı diplomasi yerine müzakerelerin ve ittifakların öne çıkması, Osmanlı Devleti'nin Karlofça (1699) ve İstanbul (1700) antlaşmalarıyla kaybettiği toprakları geri kazanabilmek ve elindeki sınırları koruyabilmek adına giriştiği yeni diplomatik stratejiyi tam olarak yansıtmaktadır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Osmanlı Devleti'nin Karlofça ve İstanbul antlaşmaları sonrasında askeri gücünün gerilemesine paralel olarak fetihçi politikadan savunma odaklı diplomasiye ve denge siyasetine geçiş yapması.
Tahmini Süre:1m 30s