Anadolu’da Moğol İstilası’nın yarattığı otorite boşluğu döneminde ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde, dervişler ve sufiler tarafından açılan zaviyeler sadece dini hayatın yaşandığı mekanlar olmamıştır. Bu kuruluşlar; terk edilmiş veya boş arazileri tarıma açarak üretimi canlandırmış, stratejik ticaret yolları ve geçitlerin güvenliğini tesis etmiş, yerli gayrimüslim halkla adalet ve hoşgörü esasına dayalı bağlar (istimalet) kurmuş ve konargöçer Türkmen boylarının yerleşik hayata geçişine öncülük etmiştir.
Bu bilgilere göre, sufilerin ve zaviyelerin Anadolu'daki faaliyetlerinin aşağıdakilerden hangisine doğrudan katkı sağladığı savunulamaz?
- ATarımsal üretimin canlandırılmasına ve ekonomik sürekliliğin sağlanmasına
- BFethedilen bölgelerde kalıcı Türk-İslam egemenliğinin kurulmasına
- CKonargöçer nüfusun yerleşik hayata geçirilerek asayişin kurulmasına
- Sınır boylarında merkeziyetçi devlet bürokrasisinin doğrudan denetlenmesineCevap
- ETicari yolların güvenliğinin artırılmasına ve iktisadi canlıl��ğa
Cevap
Sınır boylarında merkeziyetçi devlet bürokrasisinin doğrudan denetlenmesine
Sufilerin ve kurdukları zaviyelerin Anadolu'nun imarı, İslamlaşması ve şenlendirilmesinde çok önemli dini-sosyal, askeri, asayiş ve ekonomik (tarım, ticaret) katkıları olmuştur. Ancak bu yapılar resmi idari organlar olmadıkları gibi, dervişlerin sınır boylarında merkeziyetçi devlet bürokrasisini doğrudan denetlemek gibi bir idari görevi bulunmamaktadır. Ayrıca, Moğol İstilası sonrası otorite boşluğu ve Osmanlı'nın kuruluş döneminde sınır bölgelerinde henüz kurumsallaşmış merkeziyetçi bir devlet bürokrasisinden bahsetmek tarihsel gerçeklerle uyuşmaz ve anakronizm teşkil eder.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Anadolu'nun İslamlaşmasında sufilerin ve zaviyelerin üstlendiği dini-sosyal, kültürel ve ekonomik roller
Tahmini Süre:2m 0s