İslam dininde, dinen yükümlü sayılan kimselerin (mükellef) yapması, kaçınması veya serbest bırakılması yönüyle dinî bir hükme bağlanan eylemlerine 'ef’al-i mükellefin' denir. Bu eylemler, hitabın bağlayıcılık derecesi ve mükellefin iradesine göre farklı başlıklar altında sınıflandırılır.
Buna göre, ef'al-i mükellefin kavramları ve bunlara dair yapılan aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
- AMübah; mükellefin yapıp yapmamakta tamamen özgür bırakıldığı, yapılmasında sevap, yapılmamasında ise günah bulunmayan yeme, içme ve uyuma gibi eylemlerdir.
- BMüfsid; başlanmış olan bir ibadeti veya yapılmış bir akdi bozan, geçersiz kılan, namazda konuşmak veya oruçluyken bilerek bir şey yemek gibi davranışlardır.
- CVacip; yapılması farz kadar kesin olmamakla birlikte sünnetten daha kuvvetli bir delille talep edilen, kurban kesmek ve vitir namazı kılmak gibi yükümlülüklerdir.
- DMekruh; dinen yapılması kesin ve bağlayıcı olmaksızın yasaklanan, yapılması durumunda cezayı gerektirmeyen ancak ahlaken hoş karşılanmayan eylemlerdir.
- Farz-ı kifaye; her mükellefin bizzat kendisinin yerine getirmesi gereken, beş vakit namaz kılmak veya Ramazan orucu tutmak gibi bireysel ibadetlerdir.Cevap
Cevap
Farz-ı kifayenin, her mükellefin bizzat yapması gereken bireysel ibadetler olarak tanımlanması yanlıştır; bu durum farz-ı aynın tanımıdır.
Farz-ı kifaye, Müslümanların genelinden istenen ancak bazı Müslümanların yerine getirmesiyle diğerlerinin üzerindeki dini borcun düştüğü yükümlülüklerdir (örneğin cenaze namazı kılmak, selam almak). Her mükellefin bizzat yerine getirmesi zorunlu olan ve başkalarının yapmasıyla üzerinden düşmeyen ibadetler ise farz-ı ayn olarak adlandırılır. Bu nedenle farz-ı kifaye eylemini her mükellefin bizzat yapması gereken ibadetler şeklinde tanımlayan açıklama yanlıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Ef'al-i Mükellefin Kavramları ve Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s