Soru

Zorluk: Çok zorHz. Muhammed'in Güvenilirliği, Doğruluğu ve Adaleti

İslam ahlak sisteminde doğruluk (sıdk), güvenilirlik (emanet) ve adalet ilkeleri birbirini tamamlayan yapı taşlarıdır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatındaki şu üç tarihî kesit bu bütünlüğü somutlaştırmaktadır:

- Kabe Hakemliği olayında, Hacerü'l-Esved'i yerine koyma hususunda anlaşamayan Mekke kabilelerinin onun hakemliğine razı olması ve verilen adil karara uyması,
- Hicret gecesinde, kendisini öldürmek üzere anlaşan Mekkeli müşriklerin yanındaki emanetlerini sahiplerine teslim etmek üzere Hz. Ali'yi görevlendirmesi,
- Hudeybiye Antlaşması'nın ilk bakışta Müslümanların aleyhine görünen maddelerine (Mekke'den Medine'ye sığınanların geri verilmesi gibi) sadık kalması.

Buna göre, bahsedilen tarihî olaylar birlikte değerlendirildiğinde Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğruluk, güvenilirlik ve adalet ilkelerini yansıtan en kapsamlı çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A
    Kabe Hakemliği ve Hudeybiye Antlaşması, toplumsal barışı ve uzlaşıyı korumak adına gerektiğinde adaletten ve dürüstlükten kısmen taviz verilebileceğini göstermektedir.
  2. B
    Güvenilirlik ve doğruluk, peygamberin tebliğ ve teşri görevlerini kolaylaştırmak adına stratejik birer araç olarak işlev görmüş ve toplumsal uzlaşıyı sağlamada pragmatik amaçlarla kullanılmıştır.
  3. Adalet ve dürüstlük ilkeleri, muhatapların inancına, tutumuna ya da içinde bulunulan zorlu şartlara bakılmaksızın ahlakî bir ödev ve ahde vefa bilinciyle tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır.Cevap
  4. D
    Toplumsal adalet ve güvenilirlik ilkeleri, İslam öncesi dönemdeki Mekke toplumunun örfi yapısı ve Hilfü'l-Fudûl gibi sivil oluşumlar tarafından belirlenmiş kurallar olup vahiyle birlikte tamamen geçerliliğini yitirmiştir.
  5. E
    Düşmanların emanetlerinin iade edilmesi, Hz. Muhammed'in yalnızca insani (beşerî) ilişkilerini düzenleyen bir davranış olup peygamberlik (risalet) misyonundan tamamen bağımsız bir ahlak alanına aittir.

Cevap

Adalet ve dürüstlük ilkeleri, muhatapların inancına, tutumuna ya da içinde bulunulan zorlu şartlara bakılmaksızın ahlakî bir ödev ve ahde vefa bilinciyle tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır.
Doğru cevabın belirttiği üzere, Hz. Muhammed’in düşmanlarının emanetlerini koruması, aleyhte görünen antlaşma maddelerine uyması ve hakemliğindeki adil tutumu; doğruluk, güvenilirlik ve adalet ilkelerinin muhatabın kimliğinden ya da şartların zorluğundan bağımsız olarak tavizsiz bir ahlakî ödev olarak kabul edildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen tarihî olaylardaki temel ahlakî davranışları belirleme.
Kabe Hakemliği'nde hakemlik ve adalet, Hicret'te can düşmanı olsa dahi insanların emanetlerine sahip çıkma (güvenilirlik), Hudeybiye'de ise aleyhte görünse bile antlaşma şartlarına sadık kalma (doğruluk/ahde vefa) ilkeleri tespit edilir.
Analizin ilk adımı olarak metinde sunulan örneklerin hangi ahlakî erdemlere karşılık geldiğini çözümlemek gerekir.
2
Hz. Muhammed'in bu olaylardaki davranışlarının sınırlarını ve kapsamını değerlendirme.
İlkelerin düşmanlık, inanç ayrımı veya kişisel/toplumsal zorluklar karşısında esnetilmediği, her koşulda mutlak bir ahlakî sorumlulukla sürdürüldüğü görülür.
Bu erdemlerin dönemsel, stratejik veya seçici olup olmadığını belirleyerek en kapsamlı çıkarıma ulaşmak amaçlanır.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış yorumları eleme ve en genelleyici yargıyı bulma.
Peygamberlik görevlerinin araçsallaştırıldığı, adaletten taviz verildiği, değerlerin tamamen örfe dayandığı veya peygamberin beşerî yönünün risaletten tamamen bağımsız olduğu yönündeki hatalı seçenekler elenir. Ahlakî ilkelerin evrenselliğini ve tavizsizliğini vurgulayan doğru seçenek belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için kavramsal hatalar barındıran çeldiricilerin elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in doğruluk, adalet ve güvenilirlik ilkelerinin evrensel ve tavizsiz niteliği
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla