İslam ahlak sisteminde doğruluk (sıdk), güvenilirlik (emanet) ve adalet ilkeleri birbirini tamamlayan yapı taşlarıdır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatındaki şu üç tarihî kesit bu bütünlüğü somutlaştırmaktadır:
- Kabe Hakemliği olayında, Hacerü'l-Esved'i yerine koyma hususunda anlaşamayan Mekke kabilelerinin onun hakemliğine razı olması ve verilen adil karara uyması,
- Hicret gecesinde, kendisini öldürmek üzere anlaşan Mekkeli müşriklerin yanındaki emanetlerini sahiplerine teslim etmek üzere Hz. Ali'yi görevlendirmesi,
- Hudeybiye Antlaşması'nın ilk bakışta Müslümanların aleyhine görünen maddelerine (Mekke'den Medine'ye sığınanların geri verilmesi gibi) sadık kalması.
Buna göre, bahsedilen tarihî olaylar birlikte değerlendirildiğinde Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğruluk, güvenilirlik ve adalet ilkelerini yansıtan en kapsamlı çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?
- AKabe Hakemliği ve Hudeybiye Antlaşması, toplumsal barışı ve uzlaşıyı korumak adına gerektiğinde adaletten ve dürüstlükten kısmen taviz verilebileceğini göstermektedir.
- BGüvenilirlik ve doğruluk, peygamberin tebliğ ve teşri görevlerini kolaylaştırmak adına stratejik birer araç olarak işlev görmüş ve toplumsal uzlaşıyı sağlamada pragmatik amaçlarla kullanılmıştır.
- Adalet ve dürüstlük ilkeleri, muhatapların inancına, tutumuna ya da içinde bulunulan zorlu şartlara bakılmaksızın ahlakî bir ödev ve ahde vefa bilinciyle tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır.Cevap
- DToplumsal adalet ve güvenilirlik ilkeleri, İslam öncesi dönemdeki Mekke toplumunun örfi yapısı ve Hilfü'l-Fudûl gibi sivil oluşumlar tarafından belirlenmiş kurallar olup vahiyle birlikte tamamen geçerliliğini yitirmiştir.
- EDüşmanların emanetlerinin iade edilmesi, Hz. Muhammed'in yalnızca insani (beşerî) ilişkilerini düzenleyen bir davranış olup peygamberlik (risalet) misyonundan tamamen bağımsız bir ahlak alanına aittir.