17. yüzyıl filozofu René Descartes, zihin ve bedeni iki ayrı töz olarak ele almış ve zihnin (ruh) doğrudan gözlemlenemeyen, yer kaplamayan düşünen bir varlık olduğunu savunmuştur. Modern psikolojinin bağımsız bir bilim dalı olarak tarih sahnesine çıkışı ise bu Kartezyen düalizmin ötesine geçilerek, zihinsel süreçlerin fiziksel organizmanın çevreyle etkileşimi çerçevesinde ele alınmasıyla mümkün olmuştur. Bugün modern bir psikolog, Descartes'ın felsefi bir zeminde tartıştığı 'istek', 'düşünce' veya 'duygu' gibi durumları incelerken, bunları yalnızca soyut birer zihinsel kavram olarak bırakmaz; bu durumların bireyin davranışlarına, fizyolojik tepkilerine (örneğin kalp ritmi, göz bebeği büyümesi) veya bilişsel performans ölçümlerine yansımalarını kaydeder.
Buna göre, felsefenin zihne yönelik spekülatif yaklaşımı ile kar��ılaştırıldığında, bir konunun psikoloji biliminin inceleme alanına girebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
- AZihinsel süreçlerin ve ruhsal yapının, mantıksal tutarlılık taşıyan rasyonel analizler yoluyla tümdengelimsel olarak temellendirilmesine
- BDavranışların gerisinde yatan fizyolojik mekanizmaların, bilginin kaynağını yalnızca akılda bulan rasyonalist yaklaşımla açıklanmasına
- Bireyin içsel yaşantılarının, dışsal uyarıcılar karşısında verilen ve araçlarla saptanabilen tepkiler aracılığıyla gözlenebilir ve ölçülebilir kılınmasınaCevap
- DOrganizmanın bilincini tamamen devre dışı bırakarak sadece doğrudan gözlemlenebilen motor hareketlerin mekanik yasalarla incelenmesine
- EDış dünyada var olan nesnel gerçekliğin, zihnin idealar dünyasındaki yansımalarıyla ne derece örtüştüğünün spekülatif yöntemlerle sorgulanmasına