Türkiye'nin komşuları Suriye ve Irak ile yaşadığı sınır aşan sular sorunu, Orta Doğu'nun en karmaşık bölgesel problemlerinden biridir. Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının paylaşımı ve bu nehirler üzerinde inşa edilen barajlar (GAP), kıyıdaş devletler arasında ciddi diplomatik ihtilaflara yol açmıştır. Bu ihtilafların temelinde tarafların nehirlerin hukuki statüsüne dair ileri sürdükleri farklı tezler yer almaktadır.
Buna göre, su sorununun hukuki ve siyasi boyutlarıyla ilgili;
I. Türkiye'nin, Fırat ve Dicle nehirlerini 'uluslararas�� nehirler' yerine, tek bir havzaya ait 'sınır aşan sular' olarak tanımlaması ve hakkaniyetli paylaşımı savunması,
II. Suriye ve Irak'ın, bu nehirlerin 'uluslararası akarsu' statüsünde olduğunu savunarak nehir sularının kıyıdaş devletler arasında önceden belirlenmiş kotalarla paylaşılmasını talep etmesi,
III. Türkiye'nin, su kaynaklarının doğduğu ülke olarak sular üzerinde mutlak egemenlik hakkı bulunduğunu ve komşu ülkelere giden su akışını tamamen durdurabileceğini resmi bir dış politika tezi olarak kabul etmesi
ifadelerinden hangileri tarafların su sorunundaki resmi tezlerini ve diplomatik yaklaşımlarını doğru yansıtmaktadır?
- AYalnız I
- BYalnız III
- I ve IICevap
- DII ve III
- EI, II ve III