Gazzâlî, ahlakı "insan ruhunda yerleşik olan ve davranışların düşünmeksizin, kendiliğinden sadır olmasını sağlayan melekeler" olarak tanımlar. Ona göre ahlaki değerlerin nihai amacı, insanı dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştırmaktır. Örf ve âdetler ise belirli bir coğrafyada ve tarihsel süreçte toplumsal alışkanlıklar neticesinde şekillenen pratik davranış kalıplarıdır. Dinî değerler vahiy kaynaklı olup mutlak, evrensel ve değişmez bir karakter taşırken; örf ve âdetler toplumsal değişime açık, yerel ve görelidir. Bir Müslümanın hayatında dinî değerler (örneğin adalet ve iffet) her zaman örfi alışkanlıklardan üstün tutulmalıdır. Ancak tarih boyunca İslam toplumları, dinin sınırlarını aşmayan örfleri dinî değerlerle harmanlayarak zengin bir kültür oluşturmuşlardır. Bu bağlamda, örfün dinî değerlerle karıştırılması, kültürel olanın dinîleştirilmesine veya dinî olanın yerelleştirilmesine yol açabilir.
Bu parçadan hareketle dinî değerler ile örf ve âdetlerin ilişkisine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?
- AÖrf ve âdetlerin dinî değerlerle uyumlu hale getirilmesi, ahlaki ilkelerin toplumsal hayatta somut ve pratik karşılıklar bulmasını kolaylaştırır.
- BKültürel unsurlar ile dinî kuralların ayırt edilememesi, zamanla tarihsel ve yerel uygulamaların mutlak dinî emirler gibi algılanmasına yol açabilir.
- CAhlakın nihaî hedefini uhrevi mutluluk olarak belirleyen dinî değerler, toplumsal faydayı esas alan örfi kuralların üzerinde bir denetleyici güce sahiptir.
- DEvrensel dinî değerler ile yerel örf ve âdetlerin sentezlenmesi, ahlaki kuralların değişmez özünün korunarak farklı kültürlerde hayat bulmasına imkan tanır.
- Toplumda genel kabul gören örf ve âdetler, dinin ahlaki ilkelerinin çağın koşullarına göre güncellenmesinde ve vahyin sınırlarının esnetilmesinde temel referans kaynağıdır.Cevap