Osmanlı Devleti'nde II. Meşrutiyet Dönemi'nde, 1909 yılında Kanun-i Esasi üzerinde yapılan anayasa değişiklikleriyle padişahın sürgün yetkisi kaldırılmış, hükümetin meclise karşı sorumlu olması ilkesi benimsenmiş ve padişahın meclisi feshetme yetkisi zorlaştırılmıştır.
Buna göre, 1909 anayasa değişikliklerinin sonuçları ve devlet yönetimindeki etkileri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- AKanun-i Esasi'nin 1876'daki ilk halinde de hükümet meclise karşı sorumlu olduğundan, yapılan bu değişiklikler sadece padişahın sembolik konumunu pekiştirmiştir.
- BSürgün yetkisinin kaldırılması ve meclisi feshetme yetkisinin zorlaştırılmasıyla Osmanlı Devleti'nde saltanat makamı fiilen ve hukuken tamamen son bulmuştur.
- Padişahın yürütme organı üzerindeki mutlak yetkileri daraltılarak meclis denetimi artırılmış ve parlamenter sistemin işleyişi güçlendirilmiştir.Cevap
- DBu anayasal düzenlemelerle Osmanlı Devleti'nde teokratik yönetim anlayışı tamamen terk edilerek ulusal egemenliğe dayalı cumhuriyet rejimine geçilmiştir.
- EYapılan değişiklikler padişahın yasama üzerindeki tüm veto haklarını sonlandırarak meclisi tamamen bağımsız ve tek karar alıcı organ haline getirmiştir.
Cevap
Padişahın yürütme organı üzerindeki mutlak yetkileri daraltılarak meclis denetimi artırılmış ve parlamenter sistemin işleyişi güçlendirilmiştir.
1909 anayasa değişiklikleri; hükümetin meclise karşı sorumlu kılınması, padişahın fesih yetkisinin zorlaştırılması ve sürgün yetkisinin kaldırılması gibi düzenlemelerle yürütme organını (padişahı) yasama organının (meclisin) denetimine tabi tutmuştur. Bu durum parlamenter sistemin temel ilkelerinin güçlenmesini sağlamıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
1909 Kanun-i Esasi Değişiklikleri ve Meşrutiyet Rejimi
Tahmini Süre:2m 0s