Fecr-i Âti topluluğunun öncü ismi Ahmet Haşim, *Piyale* adlı şiir kitabının önsözü olan 'Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar' makalesinde şiir görüşlerini açıklar. Ona göre şiir; fikir vermek için değil, duyulmak için yazılır; dili musiki ile söz arasında, fakat musikiden ziyade musikiye yakındır. Şiirin dili, açıklıktan ziyade telkine uygun olmalı ve okuyucunun ruhunda estetik bir heyecan uyandırmalıdır.
Buna göre, aşağıdaki dizelerden hangisinin Ahmet Haşim’in poetikasıyla bağdaştığı söylenemez?
- AAkşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam! - BAğır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak... - Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur;
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan vatanının kuludur.
Türk evladı evde durmaz, giderim.Cevap - DO belde...
Hangi bir kıt'a-i hayaliyede?
Hangi bir nehr-i güm-huzur ile mûât? - EYorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Cevap
Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur... dizeleriyle başlayan şiir parçası Ahmet Haşim'in şiir anlayışıyla bağdaşmaz.
Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur... dizeleri Mehmet Emin Yurdakul'un Cenge Giderken adlı şiirinden alınmıştır. Bu şiir hece ölçüsüyle, son derece sade ve doğrudan bir dille, toplumsal/ulusal bir coşku yaratmak amacıyla yazılmış didaktik-epik bir eserdir. Oysa Ahmet Haşim, şiirde fikrin değil hissin önemli olduğunu, dilin musikiye yakın olması ve kapalı anlamlar taşıması gerektiğini savunur. Dolayısıyla bu dizeler şairin sanat anlayışıyla tamamen çelişmektedir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Fecr-i Âti Edebiyatında Şiir Anlayışı ve Ahmet Haşim Poetikası
Tahmini Süre:2m 0s