Zekâ, çevreye uyum sağlama becerisinden ziyade, mevcut koşulları kendi bilişsel şemalarımıza göre yeniden yapılandırma gücüdür. Bu yönüyle o, pasif bir kabullenme değil, aktif bir biçimlendirme sürecidir. Nitekim psikolog Jean Piaget, zekâyı 'organizmanın çevreyle dengeli bir etkileşim kurmasını sağlayan dinamik bir uyum süreci' olarak tanımlayarak bu kavramın sınırlarını çizer. Zekânın bu dinamik yapısı, onu salt bilgi depolama kapasitesi olan hafızadan çok daha işlevsel ve karmaşık kılar. Tıpkı bir nehrin yatağını aşındırarak kendine yeni bir yol açması gibi zekâ da karşılaştığı engelleri aşmak için yeni düşünce yolları inşa eder. Dolayısıyla zekâyı durağan bir veri seti olarak görmek, insan zihninin evrimsel serüvenini yadsımak anlamına gelir.
Bu parçanın anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından tanımlama, tanık gösterme, karşılaştırma ve benzetmeye birlikte başvurulduğu yargısı doğru mudur?
Cevap: Cevap