"De ki: 'Ey insanlar! Size Rabbinizden hak gelmiştir. Artık kim doğru yolu bulursa (hidayete ererse), ancak kendisi için bulmuştur. Kim de saparsa (dalalete düşerse), ancak kendi aleyhine sapmıştır...'" (Yunus Suresi, 108. ayet)
Bu ayette vurgulanan hidayet ve dalalet ilişkisi çerçevesinde, İslam düşüncesindeki irade ve sorumluluk anlayışıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- AKulun hidayete ulaşması, Allah'ı görüyormuşçasına samimiyetle ibadet etmesiyle eş anlamlı olup kulun kendi özgür seçimi ve çabasından bağımsız ilahi bir lütuftur.
- BHidayet sadece Allah'a karşı sorumluluk bilinci (takva) taşımakla sınırlı olup, dünya hayatında salih amel işlemenin hidayet veya dalalet üzerinde herhangi bir belirleyiciliği yoktur.
- Hidayet ve dalalet yollarının varlığı ilahi iradeyle belirlenmiş olsa da bu yollardan birini seçip yönelmek insanın cüz'i iradesine bırakılmıştır ve sorumluluk bireyseldir.Cevap
- Dİnsanın hidayete ermesi veya dalalete düşmesi tamamen önceden yazılmış mutlak bir kaderin sonucudur ve ayette geçen bireysel tercih ifadeleri mecazi bir anlatımdır.
- EHidayet, insanın selim akıl ve salim duyularla tek başına üretebileceği beşerî bir bilgi kaynağı olup, ilahi vahyin yol göstericiliğine ihtiyaç duymaz.
Cevap
Hidayet ve dalalet yollarının varlığı ilahi iradeyle belirlenmiş olsa da bu yollardan birini seçip yönelmek insanın cüz'i iradesine bırakılmıştır ve sorumluluk bireyseldir.
Ayetteki ifadeler açıkça insanın doğru yolu (hidayeti) bulmasının kendi yararına, sapmasının (dalaletin) ise kendi zararına olduğunu belirtmektedir. Bu durum, hidayet ve dalalete yönelmede insanın cüz'i iradesinin belirleyici olduğunu ve eylemlerinin sorumluluğunun tamamen kendisine ait olduğunu gösterir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Hidayet ve dalalet kavramlarının insan iradesi ve sorumluluğu ile ilişkisi