İslam dininde imanın asıl rüknü, kişinin kalbiyle kesin bir kabul ve onaylama gerçekleştirmesi olan 'tasdik'tir. Dille 'ikrar' (kalpteki inancın sözle söylenmesi) ise kişinin dünyada Müslüman olarak tanınması ve cenaze namazı, evlilik gibi dini hükümlerden yararlanması için gereklidir. Buna göre; dilsizlik veya can güvenliğinin tehlikede olması (ikrah) gibi zorunlu bir mazeret nedeniyle inancını diliyle ifade edemeyen bir kişinin iman durumuyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- Aİmanın asıl rüknü dil ile ikrar olduğundan, mazereti olsa dahi mümin sayılmaz.
- BDiliyle ikrar edemediği için imanının değeri azalır ve bu durumdaki kişinin imanı taklidî iman olarak adlandırılır.
- Kalpten tasdiki olduğu sürece, diliyle ikrar edemese bile Allah katında mümin sayılır.Cevap
- DDurumunun netleşmesi için rüya veya ilham gibi öznel bilgi kaynaklarının rehberliğinde karar verilmesi gerekir.
- EKalp ile tasdik etmesi önemli olmayıp, yalnızca diliyle inandığını söylemesi iman için yeterlidir.
Cevap
Kalpten tasdiki olduğu sürece, diliyle ikrar edemese bile Allah katında mümin sayılır.
İslam kelamında imanın asıl ve kurucu unsuru kalp ile tasdiktir. Dil ile ikrar ise, kalpte gizli olan bu inancın başkaları tarafından bilinmesini ve dünyevi hükümlerin (evlilik, miras, cenaze namazı vb.) uygulanmasını sağlar. Dilsizlik veya ölüm tehdidi altında bulunmak (ikrah) gibi haklı ve zorunlu bir mazereti olan kimselerin diliyle inançlarını açıklayamamaları, onların imanına zarar vermez; kalben tasdik ettikleri müddetçe Allah katında mümin kabul edilirler.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İmanın geçerli olmasında kalp ile tasdikin asıl rükün olması ve mazeret hallerinde dil ile ikrarın aranmaması.
Tahmini Süre:1m 30s