İslam dini, temel inanç ve ibadet esaslarının aslına uygun bir şekilde korunmasına ve bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan özgürce yaşayabilmesine büyük önem verir. Dinin kaynağı olan vahyin tahrif edilmesini önlemek, dinî pratiklere sonradan eklenen ve dinde yeri olmayan hurafe ve batıl inançlarla mücadele etmek bu ilkenin temel amaçlarındandır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan "dinin korunması" (hıfzu'd-din) ilkesi kapsamında değerlendirilebilecek bir durumdur?
- ABireyin akli dengesini ve karar alma yetisini olumsuz etkileyen zararlı alışkanlıkların ve maddelerin kullanımının yasaklanması
- BHırsızlık, rüşvet ve hileli ticaret gibi haksız kazanç yollarının engellenerek emek ve mülkiyet hakkının güvence altına alınması
- İslam dininin temel inanç ve ibadet esaslarının hurafelerden arındırılarak sahih bilgi kaynaklarına göre öğretilmesi ve yaşanmasıCevap
- DToplumun geleceğini oluşturan yeni nesillerin sağlıklı bir aile ortamında yetişebilmesi için evliliğin teşvik edilmesi
- Eİnsan hayatına yönelik her türlü haksız saldırının önlenmesi ve bireyin yaşama hakkının kutsal kabul edilerek korunması
Cevap
İslam dininin temel inanç ve ibadet esaslarının hurafelerden arındırılarak sahih bilgi kaynaklarına göre öğretilmesi ve yaşanması
İslam'da dinin korunması; inanç ve ibadetlerin aslına uygun şekilde öğrenilip yaşanmasını, dinde yeri olmayan batıl inanç ve hurafelerin temizlenmesini hedefler. Dolayısıyla, dinin hurafelerden arındırılarak sahih kaynaklarla öğretilmesi ve yaşanması doğrudan bu ilkeye yöneliktir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Dinin korunması ilkesi (hıfzu'd-din), dinin özgün yapısının (vahyin) hurafe, batıl inanç ve tahrifattan uzak tutularak korunmasını ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedefler.